Ammonites türkçesi Ammonites nedir
- Yumuşakçalardan kafadan ayaklılar (cephalopoda) sınıfının, bugün tükenmiş olan türlerine ait birçok taşıl olmuş kabuklar. özellikle mezozoik devrinde bol bulunan, notilus'a (nautilus) benzer yassı ve yay gibi kıvrılmış olan kabuklar.
- Amonitler.
- Ammonit.
- Bölünmüş ve sarılı amonoit (nesli tükenmiş yumuşakça).
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Ammonitler.
Ammonites ingilizcede ne demek, Ammonites nerede nasıl kullanılır?
Ammonite : Ammonit. Bölünmüş ve sarılı amonoit (nesli tükenmiş yumuşakça).
Mammonite : Zengin olmak için elinden geleni yapan kimse.
Ammonia : Nışadır ruhu. Amonyak. Aminoasitlerin deaminasyonu sonucu ortaya çıkan, suda çözünen, keskin kokulu ve oldukça zehirli bir bileşik, nh3. Başlıca amino asitlerin deaminasyonundan ve nükleik asit, aminler gibi diğer kaynaklardan oluşan suda çözünen, oldukça zehirli artık ürün, nh3. Amino asitlerin deaminasyonu sonucu ortaya çıkan, suda çözünen, oldukça zehirli artık ürün. Nişadırruhu. Susuz. Nh3; havaya göre bağıl yoğunluğu 0 .5971, kaynama noktası -35,5°c, renksiz keskin kokulu, sudaki çözünürlüğü çok olan bir gaz. (yanlışlıkla, ama yaygın olarak sudaki çözeltisine de amonyak denir. çözücü, soğutucu olarak çeşitli yapay bireşimlerde, özellikle gübre işleyiminde kullanılır.). Amonya. Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Ammonia base atmosphere : Amonyak temelli atmosfer.
Ammonia nitrogen : Amonyak azotu.
Ammoniacal copper : Amonyaklı bakır.
Ammonias : Amonyak. Nişadırruhu. Amonya. Susuz. Nışadır ruhu.
Ammonia water : Amonyak. Amonyaklı su. Amonyak suyu.
Ammoniac : Amonyakla ilgili. Amonyak. Amonyak ile ilgili.
Ammoniacs : Amonyakla ilgili. Amonyak ile ilgili. Amonyak.
İngilizce Ammonites Türkçe anlamı, Ammonites eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Ammonites ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.
Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.
Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.
Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.
Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.
Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Abiyotik ortam.
Aardvark : Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu. Karınca yiyen. Borudişli.
A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.
Aardvarks : Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yerdomuzu. Damarlı dişliler.
A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.
Ammonites synonyms : abo blood groups system, ammonite, acacia, a cells, abramis zone, treat, process, a site, aardwolf.

Bu kısımda Ammonites kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Ammonites ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Ammonites anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Ammonites ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.