Ample türkçesi Ample nedir

Ample ile ilgili cümleler

English: He has ample experience.
Turkish: Onun fazla deneyimi var.

English: We have ample food.
Turkish: Bol miktarda yiyeceğimiz var.

English: Why do you keep saying there's ample time?
Turkish: Niçin bol zaman olduğunu söylemeyi sürdürüyorsun?

English: "He's a tiger when he's angry" is an example of metaphor.
Turkish: " O kızdığı zaman bir kaplandır " sözü metafora bir örnektir.

English: There's ample room in the attic.
Turkish: Çatı katında geniş bir oda var.

Ample ingilizcede ne demek, Ample nerede nasıl kullanılır?

Ample room : Yeterince büyük olan alan. Yeterli alan. Yeterli boş yer. Geniş oda.

Ample scope : Geniş boyut. Büyük alan. Geniş serbest hareket alanı.

Ampleness : Genişlik. Çokluk. Büyüklük. Etraflılık. Bolluk.

Ampler : Çok. Bol. Bol bol yetecek kadar. İri. Etraflı. Kafi. Heybetli. Büyük. Geniş. Yeterli.

Amplest : Bol bol yetecek kadar. Geniş. Çok. Etraflı. Heybetli. Yeterli. Büyük. Kafi. İri. Bol.

Being trampled on : Ayak altına alınma. İtilip kakılmış olma. Çıkar sağlanmış olma. Suistimal edilme. Üstüne basılma. Ayaklar altına alınmış olma.

Amplexicaul : Bitkilerde sapsız yapraklarda, yaprak tabanındaki kulakçıkların gövdeyi tamamen sarması. Ampleksikol.

 

Beyond example : Eşsiz. Biricik. Örneği olmayan. Tek.

Be up to sample : Numuneye uygun olmak. Örneğe uygun. Mal ya da herhangi bir nesnenin daha önceden alınmış olan örneğine tümüyle uygun olması. Örneğe uygun olmak.

Adequate sample : Uygun numune. Uygun örnek. Yeterli örneklem. Bir pazarlama araştırmasında yeter nitelik ve ölçüde alınan örnek.

İngilizce Ample Türkçe anlamı, Ample eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ample ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bap : (britanya ingilizcesi) çörek. Rulo şeklindeki bir britanya ekmeği. Küçük topak ekmek. Kadın göğsü. Yumuşak.

Burnings : Mühim. Fırınlama. Şiddetli. Yanma. Yakış. Yakıcı. Yanan. Yakma. Kızgın.

Carefree : Karnı geniş. Tasasız. Kalender. Endişesiz. Dertsiz. Kayıtsız. Kaygısız. Sorumsuz. Vurdumduymaz. Gamsız.

Imposing : Gösterişli. Etkileyici. Azametli. Sunturlu. Tatbik. Muhteşem. Dayatmacı. Görkemli.

Commodious : Kullanışlı. Ehven. Ferah. Rahat.

Wide cut : Geniş kesilmiş. Bol kesim.

Sufficient : Yeterli kalite. Yeter. Yeteri kadar. Uygun. Elverişli. Kafi derecede. Nitelikli.

A great many : Pek çok. Bir hayli. Epey.

A world of : Dünya kadar. Pek çok. Bir hayli.

Abysmal : Kesif. Dipsiz. Derin. Çok derin. Koyu. Hudutsuz. Sonsuz. Berbat. Çok kötü.

Ample synonyms : grandiose, commensurate, adequately, generous, efficient, detailed, cosmical, dreadful, exhaustive, a whale of a lot, a great number of, affluents, in depth, baggier, abundant, rich, sufficiency, baggiest, flamboyantly, enough, baggy, adequate, plentiful, antaean, plenteous, comprehensive, gallants, decent, broadest, majestic, broads, colossal, bulkier.

 

Ample zıt anlamlı kelimeler, Ample kelime anlamı

Insufficient : Ehliyetsiz. Yetersiz. Eksik. Kıt. Kifayetsiz. Az. Yeterli değil. Yeterli olmayan.

Insufficiency : Yetmezlik. Yetersizlik. Eksiklik. İnsufisiens. Eksiklik duygusu. İnsufisans.

Inadequacy : Yetersizlik. Bir ölçme aracı ya da bir gözlem evreninin sayıca elverişsiz büyüklükte olması. Noksanlık. Eksiklik. Yetersiz kapasite veya kullanımdan doğan masraf veya zarar. Kifayetsizlik.

Ample antonyms : meager, scarce.

Ample ingilizce tanımı, definition of Ample

Ample kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Spacious. Widely extended. Large. Roomy. Great in size, extent, capacity, or bulk.