Antirent türkçesi Antirent nedir

  • Kira ödemeye karşı koyan.
  • Kira demeye karşı olan.

Antirent ingilizcede ne demek, Antirent nerede nasıl kullanılır?

Antirent war : Arazi sahiplerinin soyuna kira bedeli ödemeyi reddetmeleriyle gerçekleşen çarpışma. Helderberg savaşı. 1839-46 yılları arasında new york taşrasında kiracı çiftçilerin. Antirent (kira karşıtı) savaşı.

Antiredeposition agent : Kir taşıyıcı madde.

Antireflection coating : Yansıma önleyici örtü. Yansıma önleyici astar. Yansıma önleyici kaplama. Yansımasız kaplama. Yansımasavar kaplama.

Antireflective : Antirefle. Yansıma önleyici. Yansımayı önleyen veya engelleyen (ışık, ses, vs. ile ilgili). Yansıma engelleyici.

Antireflective coating : Yansıma ve parlamayı azaltmak optik lenslerde kullanılan ince materyal tabakası. Antirefle kaplama. Yansıma önleyici kaplama. Yansıma engelleyici kaplama.

Antiresistan : Antirezistan. Böceklerde, direnç gelişimini önlemek amacıyla pestisitlere katılan madde.

Antirevolutionary : Devrimlere karşı olan. Devrimci fikirlere karşı çıkan. Devrimci karşıtı olan.

Antireligious : Din karşıtı. Din aleyhtarı.

Antirachitic : Antiraşitik. Raşitizme karşı ilaç. Raşitizme karşı, raşitizmi önleyen. Raşitizmi önleyen (tıp veya medikal terimi).

Antiresonant circuit : Antirezonant devre.

 

İngilizce Antirent Türkçe anlamı, Antirent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Antirent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Past : Sona ermiş. Evveliyat. -sız. Geçmiş zaman. -siz. Yanından geçerek. -den sonra. Geçmişte kalan. Geçkin. Geçen.

Old : İhtiyar. Eski. Kart. Yaşlı. Eski zamanlar. Deneyimli. Pişkin. Eskimiş. Önceki. Köhne.

Antirent zıt anlamlı kelimeler, Antirent kelime anlamı

Future : İlerki. Gelecekte olacak şey. Gelecek zaman kipi. Gelecek. Müstakbel. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. İstikbal. İleriki. Gelecek zaman.

Present : Halihazır. Sunmak. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Mevcut. Bugünkü. Adamla getirtme. Takdim etmek. Şu anki. Sahnede göstermek. Tanıştırmak.

Young : Küçük. Yavru. Taze. Hayvan yavrusu. (hayvan) yavru. Gençlik. Döl. Genç. Yeni. Gençler.