Antitheses türkçesi Antitheses nedir

Antitheses ingilizcede ne demek, Antitheses nerede nasıl kullanılır?

Antithesis : Karşı tez. Karşıtlık. Zıtlık. Karşısav. Tariz. Tezat. Antitez.

Antithesis of town and country : Kırsal alanların her yönden geri kalmışlığı ile kentlerin ve özellikle büyük kentlerin göreceli olarak gelişmişliği arasındaki çelişki. Kent-köy karşıtlığı. Kırsal alanların kentlere göre ekonomi ve ekin bakımından aşırı ölçüde geri kalması, kırsal yerlerde çalışanların çıkarları ile toplumun ayrıcalıklı kesimlerinin çıkarları arasındaki çelişme durumu.

Editing by antithesis : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Karşıtlamalı kurgu. Çekimlerin taşıdıkları kavramların birbiriyle çarpıştırılması, çatıştırılması yoluyla belirli bir görüşü, düşünceyi daha etkin biçimde ortaya koymayı sağlayan kurgu çeşidi.

Antitheft system : Hırsızlık önleme sistemi.

Antithermic : Antitermik. Antipiretik.

Antithetical : Karşıt olan. Karşıt. Zıt. Aykırı.

Antithixotropy : Antitiksotropi.

Antithrombin : Antitrombin. Trombine karşı olan (tıp veya medikal terimi).

Antithetically : Tezat oluşturarak. Karşıt bir şekilde. - e karşın. Karşıt olarak.

Antithyroid drug : Tiroit hormonlarının etkisini engelleyen ilaç. tiroit bezinin büyümesinde kullanılan ilaç. Antitiroit ilaç.

 

İngilizce Antitheses Türkçe anlamı, Antitheses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Antitheses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contrariety : Terslik. Aykırılık. Uyuşmazlık. Aksilik. Muhalefet.

Conflict : Savaş. Bağdaşmamak. Çekişme. Olay dizisinin gelişmesinde basamakları ortaya çıkaran kişiler arasındaki iç ve dış çatışmalar. bir oyun kişisinin kendi içindeki bunalımı. Savaşmak. Çatışma. Uyuşmamak. Tutmamak. Anlaşmazlık. Aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde yarattığı ruhsal durum. birbirleriyle uyuşmayan dilek, istek ya da ereklerin yarışmasından ortaya çıkan üzücü ya da kıvanç vermekten uzak bilinç durumu.

Contradistinction : Görüş ya da deyişler arasında birbirine ters düşen ayrım. Fark. Aykırılık. Karşıtayrım.

Contrariness : İnatçılık. Aksilik. Terslik. Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi.

Extremes : Dışlar. Sınır. Ölçüsüzlük. Aşırı. Aşırılık. Son derece. Aşırı derece. Aşırı uçlar. En uç nokta.

Contradictions : Aykırılık. İtiraz. Yalanlama. İnkar. Çelişki.

Adverseness : Karşıt olma. Düşmanlık. Olumsuzluk. Terslik. Husumet. Muhalefet.

Enmities : Hasımlık. Düşmanlık. Yağılık. Husumet. Adavet. Nefret. Kin.

Antagonisms : Karşı çıkma. Münaferet. Zıddiyet. Düşmanlık. Antagonizm. Rekabet. Kin. Uzlaşmazlık. Sosyal gerginlik.

Incompatibilities : İmtizaçsızlık. Uyumsuzluk. Enkompatibilite. Geçimsizlik. Anlaşmazlık. Bağdaşmazlık. Uyuşmazlık.

 

Antitheses synonyms : rhetorical device, antithesis, oppositeness, opposition, contrast, interference, contrarieties, interferences, contradiction, oppositions, paradox, adversity, animosity, antinomies, antilogy, animosities, antagonism, incompatibility, antinomy, contradistinctions, antipodes, contraposition, oxymoron.