Extremes türkçesi Extremes nedir

Extremes ile ilgili cümleler

English: Don't go to extremes.
Turkish: Aşırıya gitme.

English: He sometimes wished to go to extremes.
Turkish: O, bazen aşırıya kaçmak istiyordu.

English: You must not go to extremes in anything.
Turkish: Hiçbir şeyde aşırıya kaçmamalısın.

English: My father rarely goes to extremes.
Turkish: Baban nadiren aşırıya kaçar.

English: Ali is apt to go to extremes.
Turkish: Ali aşırılara gitmeye eğilimlidir.

Extremes ingilizcede ne demek, Extremes nerede nasıl kullanılır?

Extremes meet : İletişim içerisine giren tüm zıt kutuplar. Aşırı uçların buluşması. Bir araya gelen taraflar. Radikal tarafların toplantısı.

Go driven to extremes : Aşırıya kaçmak. Sapıtmak.

Go to extremes : İfrata kaçmak. Bir konuda aşırıya kaçmak. Aşırıya kaçmak. Fazla ileri gitmek.

Extremest : Olağanüstü. Son derece. Şiddetli. En uç. Mutlak. Aşırı. Ölçüsüz. Kesin.

Extreme aperture : Alıcı ışık düzengecinin en son açılma noktası; yaklaşık olarak, açıklıkla aynıdır. En son açıklık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Extreme expression : Bir tutumun değişik konumlarını ya da dizillerini dile getiren anlatımlar içinde en aşırı olanı. bk. ılımlı sınar. Aşırıanlatım.

 

Extreme left : Aşırı sol.

Extreme limit : Azami vade.

Extreme long shot : Çok uzak çekim. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Uzak çekim. Bir yerin kule, tepe, uçak, vb. yüksek noktalardan ve çok uzaktan alınmış çekimi.

Extreme pressure : Aşırı basınç.

İngilizce Extremes Türkçe anlamı, Extremes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extremes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Uttermost : En uzak. En fazla. En son.

Contradictions : Çelişki. Aykırılık. Yalanlama. İnkar. İtiraz.

Border line : Sınır çizgisi. Kenar çizgisi. Kenarlık satırı. Kenarlık çizgisi. Borderline. İki ülke arasındaki sınırı işaretleyen hat. Sınır hattı.

Exorbitancy : Müsriflik. Çapkınlık. İsraf. Savurganlık. Hovardalık.

Interference : Dokunma. Burnunu sokma. Engelleme. Müdahale. Işık dalgalarının üst üste gelmesiyle ışık yeğinliğinin kimi yerlerde çok, kimi yerlerde az çıkması olayı. İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi ya da üst üste binmesi. Kurcalama. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Karıştırma.

Cruelly : Aşırı bir şekilde. Acımasızca. Melunca. İnsafsızca. Gaddarca. Zalimce.

Acutes : Açıkgöz. Sivri. Ağır. Zeki. Akut. Dar. Şiddetli. Keskin. Güçlü.

Direful : Uğursuzluk. Uğursuz. Korkunç. Dehşet veren. Müthiş. Dehşetli. Hüzünlü. Dehşet. Acil.

Desperately : Umutsuzca. Can havliyle. Ümitsizce. Tam. Can havli ile. Çılgınca. Çaresizce. Vahim.

 

Intemperances : İntemperans. Taşkınlık. Sertlik. İfrat. İçkiye düşkünlük.

Extremes synonyms : acuter, acutest, dissipations, deader, excessiveness, incompatibility, immoderacy, extravagantness, arrant, crass, haphazardness, level, butting, paradox, almighty, bourn, extravagance, eminently, beyond measure, all fired, contrarieties, boundary, astronomic, borderland, blind alley, extremeness, awfully, crasser, deadest, acute, conundrum, extreme, border.

Extremes zıt anlamlı kelimeler, Extremes kelime anlamı

Mild : Küçük yumru. Nazik. Ilıman (iklim). Kibar. Ilık. Ilıman. Yavaş. Hafif. Mazlum. Yumuşak.

Moderate : Hafifletmek. Orta. Hafiflemek. Görüşleri aşırıya kaçmayan. Ilımlı kimse. Başkanlık etmek. Makul kimse. Ilıman. Ilımlılaştırmak. Yumuşamak.