Arrowheads türkçesi Arrowheads nedir

  • Ok başına benzeyen şey.
  • Ok başları.
  • Temren.
  • Ok başı.

Arrowheads ingilizcede ne demek, Arrowheads nerede nasıl kullanılır?

Arrowhead plant : Filkulağı.

Arrowhead : Temren. Ok başına benzeyen. Ok başına benzeyen şey. Suoku. Ok ucu. Okbaşı rozeti. Ok başı.

Sparrowhawk : Kuşlar (aves) sınıfının, kartallar (falconiformes) takımından, palearktik bölgede yaşayan, iç anadolu ve güneydoğu anadolu'da kışın görülen, diğer bölgelerde yerli olarak bulunan, ova ve her türlü çam ormanlarında yaşayan, uzunluğu 30 cm kadar, kahverengi, mavimsi, kül rengi karışık tüylü bir tür. delice atmaca, küçük atmaca. Kuzey amerika kerkenezi. Küçük atmaca. Küçük kuşları avlayarak beslenen küçük atmaca. Atmaca. Cura.

İngilizce Arrowheads Türkçe anlamı, Arrowheads eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Arrowheads ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arrowing : Çıkış yönü oku. Ok işareti. Okçuk (takımyıldızı). Ok. İbre.

Barb : Ok ucu. Kuştüyünün bir kılı. Olta çengeli. Sakal (botanik ve zooloji terimi). Uç. Olta kancası. Kuş teleklerinde tüy ekseninden iki tarafa ayrılan kollar. İğneli söz. İğneleyici söz.

Arrow head : Ok ucu.

Arrow : Ok. Okçuk (takımyıldızı). Yön belirtmekte kullanılan ok işareti. Çıkış yönü oku. Ok işareti. İbre. Yayla fırlatılan, ucunda sivri bir taş, demir, kemik parça bulunan avlanma ya da savaş aracı. bk. ok kurbanı.

 

Arrowhead : Suoku. Okbaşı rozeti. Ok ucu. Ok başına benzeyen.

Point : Uç. Çıkmak (çıban vb). Tevcih etmek. Göstermek. Tenis, bilgisayar, masa tenisi alanlarında kullanılır. Noktalamak. Sivriltmek. Sayı. Uç vermek. Sivrilmek.

Peak : Tepeye ulaşmak. Zirveye çıkmak. İktisadi çevrimdeki genişlemenin en üst noktaya ulaşması, diğer bir ifadeyle genişlemeden tekrar daralmaya geçişi gösteren dönüş noktası. krş. dip. Uç. Tepe. Şapka siperi. Bilgisayar, coğrafya, fizik, iktisat alanlarında kullanılır. Kasket siperi. Sivri. En yüksek çekit.

Tip : Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Uç. Bağış. Uç takmak. Tüyo vermek. Bir yana eğilmek. Uyarmak. Fiş ucu. Boca etmek. Ucuna bir şey takmak.