Articulate türkçesi Articulate nedir

  • Tane tane söylemek.
  • Açıkça söylemek.
  • Boğumlu.
  • Açık bir şekilde telaffuz etmek.
  • Hecelemek.
  • Eklemlerle birleştirmek.
  • Anlaşılır.
  • Dile getirmek.
  • Açık seçik.
  • Söylemek.
  • Eklemli.
  • Açık seçik konuşmak.
  • Açık seçik belirtmek.
  • Telaffuz etmek.
  • Açık bir şekilde ifade etmek.
  • Düşünce ve duygularını rahatça dile getirebilen.
  • Sözlü ifade etmek.

Articulate ile ilgili cümleler

English: Ali was articulate.
Turkish: Ali konuşkandı.

English: Ali is articulate.
Turkish: Ali konuşkan.

English: She was articulate, but none of what she said was true.
Turkish: O konuşkandı ama onun söylediklerinden hiçbiri doğru değildi.

English: I think Tom is articulate.
Turkish: Tom'un konuşkan olduğunu düşünüyorum.

English: Ali seems articulate.
Turkish: Ali konuşkan görünüyor.

Articulate ingilizcede ne demek, Articulate nerede nasıl kullanılır?

Articulated : Parçalı tip. Mafsallı. Römork bağlantısı. Eklemli. Açıkça söylenmiş. Oynaklı. Eklemlenmiş. Boğumlu.

Articulated arch : Eklemli yay bağ.

Articulated joint : Mafsallı bağlantı. Oynaklı ek.

Articulated lorry : Tır kamyonu. Treyler. Tır.

Articulated shaft : Mafsallı mil.

Articulateness : Telaffuz netliği. Açıkça anlatım kabiliyeti. Açıkca anlatım kabiliyeti. Konuşma sanatı. Tutarlılık.

 

Disarticulated : Eklem yerlerinden ayırmak. Eklem yerlerinden parçalamak. Ayırmak. Parçaları eklem yerlerinden ayırmak.

Articulately : Kolay anlaşılabilir şekilde. Açıkça ifade edilmiş bir şekilde.

Articulated vehicle : Oynaklı taşıt. Mafsallı araç.

Inarticulate animal : Eklemli olmayan hayvan. Eklemsiz hayvan.

İngilizce Articulate Türkçe anlamı, Articulate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Articulate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aired : Kurutmak. Havadar. Havalandırılmış. Havalandırmak. Ortaya dökmek. Açılmak. Güneşe sermek.

Formulate : Açık ve kesin bir biçimde belirtmek. Formülleştirmek.

Clearly : Açık bir biçimde. Açık açık. Şüphesiz. Açıkça. Açıklıkla. Düpedüz. Anlaşılır biçimde. Kesinlikle. Apaçık.

Articulating : Düzgün bir biçimde ifade etme.

Cognoscible : Bilinir. Kavranır.

Apprized : Değerini yükseltmek. Haberdar etmek. Değer biçmek. Değer vermek. Bildirmek. Bilgi vermek. Haber vermek. (eski kullanım) tahmin etmek. Fiyat saptamak.

Mouth : Dudaklarını kıpırdatmak. Dırdır etmek. Sürekli aynı şeyleri söylemek. Geme alıştırmak. Kesici aletlerin keskin yanı. Dudak bükmek. Kavşak. Akarsuyun göle döküldüğü yer. Zırlamak.

 

Hardcore : Damardan. Tekrarlayan. Pornonun en üst noktası. Uç. Sabit fikirli. Punk rock'dan etkilenerek oluşturulmuş hızlı ritimli müzik türü. Zorluk derecesi. Tereddütsüz bir şekilde söz vermiş. Ekstrem.

Syllabifies : Hecelere ayırmak.

Articulate synonyms : give voice, lexicalise, formularise, articulates, nodose, knurly, apprising, give utterance to, lucid, word, spelled, pronounces, pronounce, syllable, syllabize, enunciates, apprised, apparent, allege, formularize, syllabise, decipherable, gnarled, redact, lexicalize, syllabicate, enunciate, reflect, mouths, professes, explicit, give voice to, render.

Articulate zıt anlamlı kelimeler, Articulate kelime anlamı

Inarticulate : İnartikülat. Eklemsiz. Konuşma özürlü. Belirsiz. Kendini iyi ifade edemeyen. Derdini anlatamayan. Anlaşılmaz. İyi ifade edilmemiş. Konuşamaz. Dilsiz.

Written : Yazılı. Yazılmış. Yazıya dökülmüş. Tahriri.

Uncommunicative : Ketum. Ağzı sıkı. Az konuşur. Çekingen. Az konuşan. Konuşkan olmayan.

Articulate antonyms : devoice, voice.

Articulate ingilizce tanımı, definition of Articulate

Articulate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Expressed in articles or in separate items or particulars. To speak distinctly. To put together with joints or at the joints. To utter articulate sounds. To joint. To enunciate. To unite by means of a joint. To utter the elementary sounds of a language. An animal of the subkingdom Articulata.