Aspirate türkçesi Aspirate nedir

  • Gramer alanında kullanılır.
  • Soluklu okumak.
  • Solunum yapmak.
  • Soluklu ünsüz.
  • H sesiyle telaffuz etmek.
  • Emmek.
  • İçine çekmek.
  • Boğumlanması sırasında kendisi ile birlikte bir h soluk sesi duyuran ünsüz. korece ph gibi. almanca pass [p(h)ass]«geçit», ing. pin [p(h)in]«toplu iğne» kelimelerindeki p tonsuz ünsüzleri de nefesli ünsüz durumundadır. genellikle bazı tonsuz patlayıcı ünsüzlerin boğumlanmasında göze çarpan bu solukluluk türkçede paşa, piliç, toz, tuz vb. kelimelerdeki p, t ünsüzlerinde de görülür.

Aspirate ingilizcede ne demek, Aspirate nerede nasıl kullanılır?

Aspirated : Soluklu okuma ile telaffuz edilen. Nefes vererek “h” harfi ile telaffuz edilen (konuşma sesi ile ilgili). Soluklu. Sert.

Aspirates : Soluklu okumak.

Unaspirated : Üflemesiz.

Aspirating : Soluklu okumak. İçine çekmek. H sesiyle telaffuz etmek. Solunum yapmak. Emmek.

Aspiration : Soluklu okuma. Aspirasyon. Soluma. Emme. Can atma. Büyük amaç (uzun zamandır güdülen). Nefes alma. Havalandırma. Tutku. Özlem.

Aspiration pneumonia : Aspirasyon pnömonisi. Yabancı cisim pnömonisi. Fazla miktarda yabancı maddelerin, özellikle sıvıların akciğerlere kaçması sonucu oluşan ve kangrenle sonuçlanabilen akciğer yangısı, aspirasyon pnömonisi, ilaç pnömonisi, lipit pnömonisi ve medikamatöz pnömoni, yutma pnömonisi, inhalasyon pnömonisi. akciğerlere kaçan lokmalar, ilaç ve yabancı cisimler bu hastalığa neden olur.

 

Aspirations : Havalandırma. Özlem. Nefes alma. Büyük amaç (uzun zamandır güdülen). İştiyak. Emme. İstek. Soluklu okuma. Soluma. Arzu.

Aspirator : Vücuttan sıvıları emerek çeken alet. Emici fan. Uçun ya da uçuk emici aygıt. Aspiratör. Emici. Emmeç. Fizik, madencilik alanlarında kullanılır.

Aspirators : Emici fan. Aspiratör. Emici. Vücuttan sıvıları emerek çeken alet. Emmeç.

Aspiration psychrometer : Aspiratörlü psikrometre. Aspiratörlü psikometre. Aspirasyon psikrometresi.

İngilizce Aspirate Türkçe anlamı, Aspirate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Aspirate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Draw out : Söyletmek. Taslağını çizmek. Konuşturmak. Yaymak. Ana hatlarıyla çıkarmak. Çıkarmak. Uzamak. İstasyondan çıkmak. Uzatmak. Yerleştirmek.

Adjectival construction : Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb. Sıfat tamlaması.

 

Inspire : Sebep olmak. Solumak. İlham vermek. Telkin etmek. Soluk almak. Aşılamak. Yaymak. Uyandırmak. Telkinde bulunmak.

Ingests : Yemek. Yutmak. Mideye indirmek.

Drank : İçki içmek. İçki. Şerefine içmek. Bitirmek. Yutmak. Buyurmak. Alkol almak. İçmek. İçkiye harcamak.

Engulfs : Yutulmak. Dalıp gitmek. Tamamen sarmak (alevler vb). Yutmak. Girdaba çekmek.

Adsorbed : Adsorbe edilmiş. Adsorbe etmek.

Drink in : Doya doya seyretmek. Büyük bir zevkle yapmak. Tadını çıkarmak. Büyük bir zevkle seyretmek. Büyük bir zevkle dinlemek. Yutmak.

Adsorb : Yüzermek. Yüzeyde toplamak. Tutunmak. Yüze tutunmak. Gaz gibi bir maddeyi bir yüzey üzerinde yoğuşum şeklinde biriktirmek. Adsorbe etmek. Yüze çekmek. Sıvı.

Absorb : Almak (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi). Uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Özümsemek. Bir madde veya sıvıyı emmek, içine çekmek, içine almak, yutmak, absorbe. İşgal etmek. Kendine katmak. Çekmek. Yutmak.

Aspirate synonyms : suck out, ingesting, imbibing, ablaut, breathe in, ingulfing, action noun, accent of group, draw in, aspirates, imbibes, withdraw, active verb, ingest, absorbs, imbibe, actif, adsorbs, take away, engulf, engulfing, drink, accent intensive, occlude, suck in, accidence, accentuation, abstract noun, adams apple, adjektive, active voice, take, inhale.

Aspirate zıt anlamlı kelimeler, Aspirate kelime anlamı

Exhale : Oh çekmek. (nefes) alıp vermek. Çıkarmak (koku). Soluk vermek. Nefes vermek. Çıkarmak. Yaymak. (gaz vb) salmak. Çıkarmak (egzoz veya duman vb'ni). Buhar çıkarmak.

Vowel : Sesli. Ünlü. Sesli harf. Ciğerlerden gelen havanın ağız kanalında herhangi bir engele uğramadan yalnız ses yolundaki daralma veya genişleme ile çeşitlenen, dil ve dudakların oluşturduğu ses: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Ünlü harf.

Aspirate ingilizce tanımı, definition of Aspirate

Aspirate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A sound consisting of, or characterized by, a breath like the sound of h. Pronounced with the h sound or with audible breath. The breathing h or a character representing such a sound. To aspirate a vowel or a liquid consonant. An aspirated sound. To pronounce with a breathing, an aspirate, or an h sound. As, we aspirate the words horse and house.