Assad türkçesi Assad nedir

  • Suriyeli devlet adamı ve 1971-2000 arasındaki devlet başkanı.
  • Bashar al-assad (beşar esat, 1965 doğumlu).
  • Eksi devlet başkanı hafez al assad'ın (hafız esat) oğlu.
  • Suriye'nin 2000 yılında yönetime gelen devlet başkanı.
  • Bir soyadı (arapça).
  • Hafez al assad (1928-2000).

Assad ile ilgili cümleler

English: He was ambassador to the United Nations.
Turkish: Birleşmiş Milletlerin büyük elçisiydi.

English: He was appointed ambassador to Britain.
Turkish: İngiltere'ye büyük elçi olarak atandı.

English: He's the ambassador to Haiti.
Turkish: O, Haiti büyük elçisidir.

English: I spoke with the Polish ambassador.
Turkish: Polonya büyük elçisi ile konuştum.

English: Her ambition is to become an ambassador.
Turkish: Onun tutkusu bir büyükelçi olmaktır.

Assad ingilizcede ne demek, Assad nerede nasıl kullanılır?

Deir el assad : İsrail'in galilee bölgesinde bulunan bir arap köyü.

Accredited ambassador : Akredite büyükelçi.

Ambassador : Büyük elçi. Büyükelçi. Temsilci. Elçi. Sefir.

Ambassador at large : Özel elçi.

Ambassador extraordinary and plenipotentiary : Olağanüstü ve tam yetkili büyükelçi.

Ambassadorships : Büyükelçi makamı veya rütbesi. Elçilik. Sefaret. Sefirlik. Büyükelçilik.

Embassador : Sefir. Temsilci. Bir ülkenin temsilcisi. Diplomat. Elçi. Büyük elçi. Büyükelçi.

 

Cassady : Bir soyadı. Neal cassady (1926-1968) amerikalı bir şair. Beat kuşağı'nın bir üyesi.

Ambassador plenipotentiary : Yetkili elçi.

Ambassadorial : Büyükelçilik ile ilgili. Büyükelçi ile ilgili.

İngilizce Assad Türkçe anlamı, Assad eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Assad ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Countercheck : Tepki. Engel. Tekrar kontrol etme. Reaksiyon.

Canvas : Branda. Kanaviçe. Bezemlerin yapılmasında kullanılan kalın, sağlam bez. Kaputbezi. Tuval. Tente. Branda bezi. Çadır bezi. Brandayla örtmek. Çadır.

Double check : Çift denetim. İki kez kontrol etme. İki kere denetlemek. Çifte kontrol. Tekrar kontrol etmek.

Stress test : Zorlama testi. Gerilim. Gerilim testi. Stres testi.

Bioassay : Biodeneme. Biyolojik tayin. Biyotahlil. Biyolojik deneme. Bir maddenin organizmaların gelişimi üzerindeki etkisinin incelenerek biyolojik fonksiyonunun belirlenmesi. Biyodeney. Biyoanaliz. Biyodeneme. Biyobelirleme.

Check : Kontrol altına almak. Çek. Kısmak. Bir soru ya da görüşme çizinliğinde yer alan soruyu yanıtlamak üzere saptanmış yanıt seçeneklerinden biri ya da birkaçına x ya (...) biçiminde belirteçler koyularak yapılan bildirim. Durdurmak. Gözden geçirmek. Gemlemek. Denetleme yapmak. Kontrol.

Analyze : Tahlil etmek. Psikanaliz tedavisi uygulamak. Çözümleme. Analiz etmek. Analiz yapmak. Tahlil etime, inceleme. Araştırmak. İncelemek. Çözümlemek.

Assessment : Tahakkuk. Değerlendirme. Kentlerde ya da kırsal alanlardaki taşınmaz mallara, nesnel ölçütler kullanarak, değer biçme. Vergi idaresinin çeşitli biçimlerde belirlediği matraha vergi tarifelerinin uygulanmasıyla vergi borcunun hesaplamasına yönelik idari işlem. Vergilendirme. Tahakkuk ettirme. Taşınmaz mal vergilerinde bir ölçü olarak kullanılmak üzere, kentlerde ve kırsal alanlarda, bireylerin ve tüzel kişilerin ellerinde bulunan topraklann değerlerinin devletçe belirli aralıklarla saptanması. bk. yazım. Tarh. Bellilendirme. Salma.

 

Arafat : Plo'nun (filistin kurtuluş örgütü) başkanı. Filistinli lider ve siyasetçi. 1994 nobel barış ödülü'nün yitzhak rabin ve shimon peres ile birlikte sahibi. Yassir arafat (1929-2004).

Analyse : Analiz etmek. Tahlil etmek. Tahlil yapmak. Araştırmak. Analiz yapmak. İncelemek. Psikanaliz tedavisi uygulamak. Çözümlemek.

Assad synonyms : mahfouz, paternity test, canvass, apgar score, appraisal, examine, study.

Assad zıt anlamlı kelimeler, Assad kelime anlamı

Refrain : Kaçınmak. Çekinmek. Alıkoymak. Nakarat. Frenlemek. Geri durmak. Kendini tutmak. Sakınmak.

Clothed : Güzel bir dille anlatmak. Bürümek. Giydirmek. Kaplamak. Giysi sağlamak. Örtmek. Zenginleştirmek. Sarmak. Giyinmiş. Renklendirmek.