Assault türkçesi Assault nedir

Assault ile ilgili cümleler

English: Ali has been charged with assault and battery.
Turkish: Ali saldırı ve darp ile suçlandı.

English: Did Ali try to assault you?
Turkish: Ali sana saldırmaya çalıştı mı?

English: Ali was convicted of assault with a deadly weapon.
Turkish: Ali ölümcül silahla saldırıdan mahkum edildi.

English: Ali was convicted of second-degree assault in 2013.
Turkish: Ali 2013 yılında ikinci derece saldırı suçundan hüküm giydi.

English: Ali asked Mary if she knew where he could buy an assault rifle.
Turkish: Ali Mary'ye bir saldırı tüfeğini nerede alabileceğini bilip bilmediğini sordu.

Assault ingilizcede ne demek, Assault nerede nasıl kullanılır?

Assault and battery : Etkili eylem. Saldırı ve yaralama. Müessir fiil.

Assault at arms : Silahlı tecavüz.

Assault boat : Çıkarma hücum botu. Hücumbot. Çıkartma gemisi. Hücum çıkarma botu.

Assault course : Yakın muharebe eğitim alanı.

Assault gun : Hücum topu.

Criminal assault : Irza tecavüz.

Indecent assault : Irza tasaddi. Toplum töresine karşı işlenen suç. Sarkıntılık. Zorla ilişme. Zorla ırza geçme.

 

Aggravated assault : Şiddetli saldırı. Utanç verici saldırı. Kötü niyetle yapılmış olan saldırı. Ciddi tecavüz.

Amphibious assault : Amfibi saldırı. Amfibi hücum.

Assault team : Hücum timi.

İngilizce Assault Türkçe anlamı, Assault eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Assault ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dare devil : Yiğit. Gözü pek. Atılgan. Cesur kimse. Maceraperest. (eylemler veya hareketler için söylenen) cüretkar ve tehlikeli. Düşüncesizce davranan.

Lean upon : İstinat etmek. Zorlamak. Dayanmak. Sıkıştırmak.

Fight : Tartışmak. Dövüşmek. Kapışmak. Didişmek. Mücadele. Çarpışmak. Dövüş. Kavga. -e karşı savaşım vermek. Savaşmak.

Swooping : Üzerine çullanma. Baskın yapmak. Saldırma. Saldırmak (kuş). Üstüne çullanmak. Üzerine çullanmak. Üstüne çullanma.

Offense : İncitme. Darılmak. Suç. Cürüm. Kırılma. Dargınlık. Gücenme.

Attack : Dil uzatmak. Kesin sonuç almak için tarafların kurduğu, oyunu karşı taraf alanına aktaran düzen. Koyulmak. Yakalanmak. Eleştirmek. Aşındırmak.

Beating up : Tekme tokat girişmek. Çalkalamak. Hırpalamak. Külüstür. Toplamak (askeri terim). Çırpmak. Dövmek. Pataklamak.

Dishonor : Şerefini beş paralık etmek. Şerefini sarsmak. Leke sürmek. Onursuzluk etmek. Lekelemek. İki paralık etmek. Şeref ve haysiyetini kırmak. Kepaze etmek. Namusuna dokunmak. Sözünü tutmamak.

Audacious : Cüretli. Gözüpek. Cesur. Yürekli. Atılgan. Gözü pek. Küstah. Cesaretli. Yüzsüz.

Aggression : Saldırganlık. Taarruz. Çatışma. Canlılar arasında beslenme, çiftleşme, yuva alanını koruma gibi savunma, saldırı, korku ya da rekabet ile ilgili davranış. agregasyon. İhlal. Saldırma.

 

Assault synonyms : reassail, resisting arrest, invasions, aggressions, desecrate, headiest, gutsiest, sudden attack, headier, assailed, blitzkrieging, knock, broadside, manhandle, engagement, savage, swoops, peck at somebody, blitzkriegs, manhandling, assailment, storms, manhandles, bait, conflict, put the boot in, offensives, attacked, rape, impingements, set on, onrush, mettled.

Assault zıt anlamlı kelimeler, Assault kelime anlamı

Praise : Şükran. Övgüyle söz etmek. Hamdetmek. Övmek. Methiye. Methetmek. Övgü. Şükretmek. Tesenna. (allah'a) hamdetmek.

Assault ingilizce tanımı, definition of Assault

Assault kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Onset. The rush or charge of an attacking force. To attack with unlawful or insulting physical violence or menaces. A violent onset or attack with physical means, as blows, weapons, etc. To make an assault upon, as by a sudden rush of armed men. As, to make assault upon a man, a house, or a town. An onslaught.