Atomic power station türkçesi Atomic power station nedir

  • Isılçekinsel özek.
  • Nükleer santral.
  • Atom santralı.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Atom enerji santralı.
  • Günümüzde giderek yaygınlaşan atom erkinden yararlanarak elektrik üreten kuruluş.

Atomic power station ingilizcede ne demek, Atomic power station nerede nasıl kullanılır?

Atomic : Atomsal. Atomik. Atomal. Atomla ilgili. Atom. Çok küçük.

Power : Çok. Yeti. Yapma gücü. Bir bireyin, bir toplumsal kümenin, bir toplumun başka birey, küme ya da toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, özgürlüklerine karışma ve onları beli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi ya da yeteneği. Mat.kuvvet. Güçlülük. Güç sağlamak. Derman. Kudret. Birim zamanda yapılan işin niceliği ile ölçülen iş yapabilme yeteneği.

Station : Tarihten önceki insanların yaşadığı yer. Görevlendirmek. Rütbe. Yerleşme. Durak. Atamak. Atletizm, bilişim, jeoloji alanlarında kullanılır. Karakol. Tayin etmek. İstasyon.

Atomic power : Atomik güç. Nükleer ğüç. Nükleer enerji. Atom gücü.

Atomic power plant : Nükleer güç tesisi. Atom enerji santrali.

Solar power station : Güneş enerjili güç istasyonu. Güneş enerjili elektrik santralı.

Thermal power station : Isıl özek. Termik kuvvet santrali. Termik santral. Kömür ya da akaryakıtla işleyerek elektrik erki üreten kuruluş. Termik elektrik santralı. Isıl elektrik santralı.

 

Nuclear power station : Elektrik üretmek için kullanılan nükleer reaktör. Atom santralı. Isı veya elektrik enerjisini, bir ya da aynı alandaki birkaç nükleer reaktörle üreten santral. Nükleer santral.

Hydroelectric power station : Hidroelektrik santralı. Hidroelektrik santral.

Power station : Güç merkezi. Daha az donanımlı küçük elektrik fabrikası. Enerji santralı. Güç istasyonu. Santral. Güç özeği. Elektrik santralı. Çıngı santralı.

İngilizce Atomic power station Türkçe anlamı, Atomic power station eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Atomic power station ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alluvial deposit : Alüvyon. Lığ. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın.

Abandoned meander : Akmaz. Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm.

Agrarian geography : İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü. Tarım coğrafyası.

Nuclear power plant : Türbinler için buhar üretmek ve daha sonra elektrik gücü üretmek için jeneratörleri çalıştıran nükleer enerjinin ısıya dönüştürüldüğü enerji santrali. Nükleer enerji santrali. Nükleer güç santrali. Nükleer güç santralı.

Adventife cone : Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler. Yan koni.

 

Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Abrasion platform : Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey. Dalga aşındırma düzlüğü. Dalga aşındırması düzlüğü.

Age pyramid : Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge. Yaş piramidi.

Altimetric profile : Kesit. Büyük ölçekli haritalarda, eşyükselti eğrilerinden yararlanarak, istenilen iki nokta arasında yeryüzü biçimlerini ve içyapısını gösteren yandan görünüş.

Aboriginal population : Yerli nüfus. Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus.

Atomic power station synonyms : ageing of the population, air route, aluvial terrace, nuclear power station, agricultural co operative, agricultural production, agricultural specialisation, afforestation.