Bad debt türkçesi Bad debt nedir

  • Zaman aşımı nedeniyle tahsili mümkün olmayan alacak.
  • Şüpheli alacaklar.
  • Tahsil edilmesi mümkün olmayan borç.
  • Batak para.
  • Değersiz.
  • Alınamayan alacak.
  • Batık kredi.
  • Ödenmemiş borç.
  • İşletmenin tahsil edilmesi şüpheli hale gelmlş, ödenme olasılığı çok az olan alacakları.
  • Değersiz alacak.
  • Şüpheli alacak.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Kötü borç.
  • Çürük alacak.

Bad debt ingilizcede ne demek, Bad debt nerede nasıl kullanılır?

Bad : Küfürlü. Kokmuş. Zarar. Yıkım. Bozuk. Rahatsız. Yetersiz çelgi. Çürük. Batak. Fena.

Debt : Verecek. Sözleşmede üstlenilen yükümlülük. Borçlu olma. Zimmet. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İki ya da daha çok kişi arasındaki karşılıklı yükümlülük. Hesap. Alacak. Suç. Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük.

Bad debt recovery : Şüpheli alacaklardan tahsilat.

Bad debt write off : Bir alacağın ödenmeyeceğinin varsayılması ve bundan kaynaklanan zarar nedeniyle vergi yardımı almaya çalışılması. Şüpheli alacağın silinmesi.

Bad debts : Tahsil edilemeyen alacaklar. Çürük alacaklar. Zaman aşımı nedeniyle tahsili mümkün olmayan alacaklar. Şüpheli alacaklar.

Bad air : Kirlenmiş hava. Temiz olmayan hava. Kötü hava. Kirli hava.

 

Bad actor : Hırçın veya huysuz veya uyumsuz veya sorun çıkaran kişi. Kötü aktör.

İngilizce Bad debt Türkçe anlamı, Bad debt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bad debt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Disvalue : Kıymetsiz.

Obligation outstanding : Henüz ödenmemiş olan mali yükümlülükler. Ödenmemiş karşılıksız borçlar.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Cheaper : Zahmetsiz. Daha ucuz. Uğraşsız. Bayağı. Kalitesiz. Aciz. Ucuz.

Dreck : Hayvan tersi. Ivır zıvır. Beş para etmez. Pislik (yiddiş). Değeri olmayan şey. Kalitesiz. Ucuz. Pislik. Kir.

Doubtful debts : Yargı ya da yürütme döneminde bulunan anlaşmazlıklı alacaklar. öneli üç kere uzatıldığı halde alımı sağlanamayan belgitli alacaklar. yapılan yazılı uyarılara karşı borçlusunca ödenmeyen belgitsiz alacaklar. veresiye üzerine alıcıyla geniş ölçüde işlem yapan satıcının yıllık sayışımlarında kuşkulu bulduğu alacaklar. Tahsili şüpheli borçlar. Kuşkulu alacaklar. Şüpheli borçlar. Bir şirkete borçlu olunan ancak ödemesi şüpheli olan para miktarı (muhasebe).

 

Doubtful debt : Şüpheli borç. Kuşkulu alacak. Önelleri gelmiş çeşitli nedenlerle ödenememiş olan borçlar. Bir şirkete borçlu olunan ancak ödemesi şüpheli olan para miktarı (muhasebe). Şüpheli borçlar. Tahsili şüpheli borçlar.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

A dime a dozen : Beş para etmez. Harcıalem. Erzan ve çok. Harcıalem şeyler.

Bad debt synonyms : cheaps, dead beat, baubling, ability to pay approach, a shift in individual demand, abnormal budget, a shift in demand, beneath contempt, a group shares, a pass through certificate, cheap, ability to pay principle, a change in demand, boondoggling, despicable, abnormal budget receipts, dead duck, drecks, a change in supply, bad loan, a shift in supply, de minimis, bad debts, abnormal budget expenditures, dead loan, outstanding debt, ability rent, chaffy.