Bad influence türkçesi Bad influence nedir

  • Olumsuz etki.
  • Kötü etki.
  • İstenmeyene veya negatif etkisi olan güç.
  • Arzu edilmeyen bir etki yaratan kimse veya şey.

Bad influence ile ilgili cümleler

English: Such toys have a bad influence on children.
Turkish: Bu tür oyuncakların çocuklar üzerinde kötü bir etkisi var.

English: Ali thinks Mary has a bad influence on John.
Turkish: Ali Mary'nin John üzerinde kötü bir etkisi olduğunu düşünüyor.

English: Your friend has a bad influence on you.
Turkish: Arkadaşın seni kötü etkiliyor.

English: This book was accused of having a bad influence on youth.
Turkish: Bu kitap gençlik üzerinde kötü etkisi olmakla suçlandı.

English: You're a bad influence on me.
Turkish: Üzerimde kötü etki bırakıyorsun.

Bad influence ingilizcede ne demek, Bad influence nerede nasıl kullanılır?

Bad : Sert. Kokuşmuş. Kötü. Berbat. Terbiyesiz. Bozuk. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Şanssızlık. Yetersiz çelgi.

Influence : Söz geçirmek. Ses getirmek. Etki altına almak. Etkili olmak. Etkilemek. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. İtibarı kalmamak. Tesir. Nüfuz.

 

Bad actor : Kötü aktör. Hırçın veya huysuz veya uyumsuz veya sorun çıkaran kişi.

Bad air : Kirli hava. Temiz olmayan hava. Kötü hava. Kirlenmiş hava.

Bad axe : Michigan'da (abd) bir şehir. Michigan eyaletinde şehir.

Bad back : Sırt ağrısı. Bel sorunu.

Bad bargain : Kötü pazarlık. Kötü işlem. Avantajlı olmayan pazarlık.

İngilizce Bad influence Türkçe anlamı, Bad influence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bad influence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blight : Mantar. Kavurmak. Kırmak (umut). Karmaşa. Kurutmak. Suya düşürmek. Kötü etkilemek. Felaket. Mahvetmek.

Adverse effect : Yan etki. Ters etki. Aksi tesir. Advers etki. İstenmeyen etki.

Contagions : Yayılma. Bulaşıcı hastalık. Geçme. Bulaşma.

Ill effect : Zararlı etki.

Negative influence : Her şeyi istenmeyen veya olumsuz şekilde etkileme gücü. Hoşa gitmeyen etkisi olan şey veya kişi.

Contagion : Yayılma. Geçme. Etkilenme. Sirayet. Hastalık bulaşması. (hastalık) bulaşma. Bulaşma. Bulaşıcı hastalık. Kontajiyon.