Bait türkçesi Bait nedir

  • Kandırmak.
  • Cezbetme.
  • Kışkırtmak.
  • Fabrikasyon, rafinerasyon gibi yöntemlerle işlenip balık avı için kullanıma hazır halde sunulan cansız organik yemler.
  • Mola.
  • Taciz etmek.
  • Yapısında organik ve inorganik besin maddelerini bulunduran, belli oranlarda verildiğinde yetiştirciliği yapılan canlının sağlık, gelişme, üreme, verim gibi özellikleri üzerinde olumlu etki yapan maddeler. balıkları cezbetmek için olta iğnesine takılan veya tuzak ağlar içine konulan, sinek, canlı yem, yem solucanı gibi gerçek veya yapay balık yemleri.
  • Kasten kızdırmak.
  • Rahatsız etmek.
  • Olta yemi.
  • Yem.
  • Yem takmak.
  • Cezbeden şey.
  • Oltaya ya da tuzağa yem koymak.
  • Yapay olta yemi.
  • Cezbetmek.
  • Tuzak.
  • Eziyet etmek.
  • Dikkati çeken şey.
  • İstek uyandıran şey.
  • Kandırma.

Bait ile ilgili cümleler

English: He put live bait on a hook.
Turkish: O, oltaya canlı yem taktı.

English: I put bait on the hook.
Turkish: Oltaya yem taktım.

English: I think it's time for me to put new bait on the hook.
Turkish: Sanırım oltaya yeni bir yem takmamın zamanıdır.

English: There's a bait shop in my neighborhood.
Turkish: Semtimde bir balık avı marketi var.

English: Ali baited the hook.
Turkish: Ali oltaya yem taktı.

Bait ingilizcede ne demek, Bait nerede nasıl kullanılır?

Bait advertising : Ağa düşürücü reklamcılık. Tüketiciyi alışılmışın dışında düşük fiyatlar ilan ederek mağazaya çektikten, söz konusu ürünün stoklarda kalmadığı veya kalitesinin düşük olduğu gibi gerekçeler ileri sürerek benzer ürünü ilan edilenden daha yüksek fiyatla satılmasını amaçlayan ve genellikle yasa dışı olarak kabul edilen reklamcılık türü.

 

Bait and switch : Vitrinde mağazada bulunmayan malların ve bunlara ait gerçek dışı fiyatların lanse edilip müşterinin kandırılması.

Bait car : Polisin hırsızlara albenili gelecek şekilde yerleştirdiği tuzak arabası. Yem araba. Tuzak araba.

Bait fish : Yem balığı. Mesleki veya sportif balıkçılıkta yem olarak kullanılan diğer balık. diğer organizmaları beslemek için kullanılan balıklar.

Bait price : Alıcıları satış yerine çekmek için ucuz ederle satılan mallar. Tuzak eder.

Fork tail bait : Çatal kuyruk yem. Şakşak yem.

Flame bait : Bir tartışma forumuna gönderilen okuyanı kışkırtan cesur ifadeler içeren mesaj. Tartışma grupları için provokatif mesaj.

Hook of bait : Yemli olta. İğnesine gerçek ve yapay balık yemi takılmış olta.

Take the bait : Yemi yutmak. Oltaya takılmak. Zokayı yutturmak. Zokayı yutmak. Oltaya gelmek. Zokaya gelmek. Tuzağa düşmek.

Fillet bait : Yaprak yem. Balık avlamada yem olarak kullanılan izmarit ve istavrit gibi küçük balıklardan hazırlanan fileto biçimindeki yem.

İngilizce Bait Türkçe anlamı, Bait eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bait ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jolly : Alay etmek. Neşelendirmek. Eğlenmek. Çok. Fazlasıyla. Son derece. Keyifli. İkna etmek. Pek. Şen.

 

Domineers : Zulmetmek. Ezmek. Baskı altına almak. Zorbalık etmek. Hakim durumda olmak. Despotça hükmetmek. Hükmetmek. Baskı yapmak. Hakimiyeti altına almak.

Troll : Muzip cüce. Yüksek sesle şarkı söylemek. Trol. Suda oltayı çekerek balık tutmak. Tepelerde bulunduğu düşünülen iskandinav kökenli efsanevi dev veya cüce. Bağıra bağıra şarkı söylemek. Tekrar. Oltayı suda sürükleyerek balık tutmak. Döndürmek. Oltayla balık tutmak.

Befooling : İşletmek. Aldanış. Aptal yerine koymak. Aldatma.

Allurements : Cazip şey. Büyüleme. Çekme. Cazibe. Çekicilik. Çekici taraf. Albeni. İncizap.

Decoy : Tatbikat cephanesi. Tuzağa düşürmek. Tuzağa düşüren kimse. Av yerine çekmek. Ayartıcı kimse. Yemlik. Ördek tuzağı. Çığırtkan kuş. Hile.

Taunt : Azarlamak. Alay. Laf (sataşmak için söylenen alaylı). Başa kakma. İğneleme. Sataşmak. Başına kakmak. Sataşma. Yüzüne vurmak. Alay ederek sataşmak.

Afflicting : Sıkıntı vermek. Istırap vermek. Üzmek. Kaygı vermek. Sarsmak. Acı vermek. Başına bela olmak.

Mock : Alay etmek. Taklit. Sahte. Alay. Aldatmak. Taklidini yapmak. Yapmacık. Taklidini yaparak alay etmek. Maskara etmek. İle alay etmek.

Agitate : Ortalığı karıştırmak. Acı vermek. Başkaldırmak. Yaygara koparmak. Çalkalanmak. Sallamak. Sarsmak. Propaganda yapmak. Tahrik etmek. Telaşlandırmak.

Bait synonyms : bemock, decoyed, ambuscades, dragooned, cod, enticement, attract, afflicts, fishmeal, allures, enchantments, antagonised, feedstuffs, placental moles, dissuasion, beguilement, annoy, birdlime, tease, discommodes, temptation, adulteration, agonizes, twit, rag, ambuscade, appeasements, befool, break, dodgery, allurement, ambushes, enchantment.

Bait ingilizce tanımı, definition of Bait

Bait kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Esp., to harass or torment for sport. To bait a bull. To flutter as if to fly. To provoke and harass. Or to hover, as a hawk when she stoops to her prey. To stop to take a portion of food and drink for refreshment of one`s self or one`s beasts, on a journey. To flap the wings. As, to bait a bear with dogs. Any substance, esp. food, used in catching fish, or other animals, by alluring them to a hook, snare, inclosure, or net.