Balloons türkçesi Balloons nedir

Balloons ile ilgili cümleler

English: The balloons are bright.
Turkish: Balonlar ışıl ışıllar.

English: Kids really want balloons.
Turkish: Çocuklar gerçekten balonları istiyorlar.

English: Ali and Mary decorated the gym with balloons.
Turkish: Ali ve Mary balonlarla spor salonunu dekore ettiler.

English: I love to decorate with balloons.
Turkish: Balonlarla süslemeyi severim.

English: Ali filled the balloons with helium.
Turkish: Ali balonları helyumla doldurdu.

Balloons ingilizcede ne demek, Balloons nerede nasıl kullanılır?

Balloon fabric : Balon kumaşı. Sıcak hava balonu yapmak için kullanılan madde.

Balloon framing : Balon çerçeve. Ahşap direklerin yapının boylu boyunca uzandığı ve yatay çatı kirişlerini birleştirdiği inşa metodu.

Balloon glass : Konyak bardağı. Balon bardak.

Balloon help : Balon yardım. Macintosh bilgisayarlarda kullanıcıların imleci belirli bir öğenin üzerine götürdüklerinde küçük baloncuklar şeklinde yardım mesajlarının belirdiği destek özelliği (bilgisayar). Yardım balonu.

Balloon observation : Balon gözetlemesi.

Balloon payment : Bir borcun son bölümü olarak yapılan büyük ödeme miktarı. Balon ödeme. Defaten ödeme.

 

Balloon sleeve : Karpuz kol.

Balloon tip : Balon ucu.

Balloon shed : Balon hangarı.

Balloon payment bullet loan : Başlangıçta düşük bir seviyede geri ödenen ve sonrasında büyük bir miktar olarak ödenen kredi. Tek balon ödemeli kredi.

İngilizce Balloons Türkçe anlamı, Balloons eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Balloons ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bilges : Sintine suyu. Fıçı karnı. Zırva. Herze. Saçmalık. Sintine. Aptalca konuşma. Şiş. Karina.

Aggrandised : Büyütmek. Yüceltmek. Çoğaltılmış. Artırmak. Abartılmış. Büyütülmüş. Çoğaltmak. Güçlendirilmiş (ayrıca aggrandized).

Ripcord : Elektrik kordonu. Paraşüt ipi. Paraşüt kordonu. Paraşüt açma ipi. Balon ipi.

Mark up : Fiyatları yükseltmek. (fiyat) zam yapmak. Fiyatını yükseltmek. Çizmek. Artırmak. Düzeltme veya açıklama amacıyla bir kağıdın üzerine not düşme. Fiyatını artırmak. Pahalandırmak. Yükseltmek.

Dilate : Açılmak. Kabarmak. Daralmış bir deliğin, kanalın veya boşluğun genişlemesi. Genişlemek. Genişletmek. Dilate. Açıklamak. Genleşmek.

Aggrandise : Uzatmak. Daha büyük yapmak. Bir şeyin daha yüce görünmesini sağlamak. Ayrıntı eklemek (ayrıca aggrandize). Yüceltmek. Yapmacık bir şekilde birinin itibarını pekiştirmek veya abartmak. Zenginliğini çoğaltmak. Genişletmek. Büyütmek.

Meteorological balloon : Meteorolojik balon. Meteoroloji balonu.

Trial balloon : Halkın tepkisini ölçmek için duyurulan ön haber. Halkın tepkisini öğrenmek için bir plan hakkında verilen ön haber. Deneme balonu.

Bulks : Yük. Geniş vücut. Eşya. Büyümek. Büyütmek. Ekseriyet. Esas kısmı. Çoğunluk.

 

Bilge : Fıçı karnı. Aptalca konuşma. Sintine. Herze. Sintine suyu. Şiş. Zırva. Saçmalık. Karina.

Balloons synonyms : hot air balloon, lighter than air craft, balloon, adorn, carry things too far, blows, toy, bloats, belly, increases, blow up, bubbles, bellies, come it too strong, be puffed up, bag, plaything, bloat out, bellying, envelope, carry to excess, bulked, bulk, become tumid, bloat up, carry too far, aggrandizing, belly out, become swollen, color, up prices, aggrandized, bloat.