Basa nedir, Basa ne demek
Basa; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Fazla, baskın, üstün: Yemeğe yağı kısa, tuzu basa koy.
Arkasından, hemen sonra: Ahmedin izi basa ben de geldim.
Basa isminin anlamı, Basa ne demek:
Fazla, üstün, baskın. Arka. Basa ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.
Basa ile ilgili Cümleler
- Ali parmak uçlarına basarak odadan çıktı.
- Market tıka basa doluydu.
- Çantalarım tıka basa dolu.
- Dolabın zaten tıka basa dolu. Başka bir yerde aldığın yeni giysiler için yer açmak zorunda kalacaksın.
- Bir milyon, yedi basamaklı bir sayıdır.
- Stadyum heyecanlı seyirciyle tıka basa doluydu.
- O yer her zaman tıka basa dolu.
- Yer tıka basa dolu.
- Benim çanta her zaman tıka basa dolu.
- Kilise tıka basa doluydu.
- Basamaklarda düşüp başımı vurdum.
Basa ile ilgili Atasözü veya Deyim
ağır basar, yeğni kalkar : ağırbaşlı olan, herkesten saygı görür, ağırbaşlı olmayana ise kimse değer vermez anlamında kullanılan bir söz.
basamak yapmak : bir kişiyi, bir durumu bulunduğu konumdan daha yükseğine erişmek için araç olarak kullanmak.
merdiven basamak basamak çıkılır : en yüksek yere, yavaş yavaş yükselerek çıkılır anlamında kullanılan bir söz.
tıka basa doldurmak : doldururken çok bastırıp sıkıştırmak.
tıka basa yemek : mideye sıkıntı verecek kadar çok yemek.
Basa tanımı, anlamı
Amaç basamakları varsayımı : Bir canlının zaman ve yer yönünden ereğine yaklaştıkça artan bir canlılık ve hareketlilik göstereceğini ileri süren bir kuram
Aralı basaç : Aralı devinim sırasında pencere önünde duran filmin üzerine baskı yaparak filmin pencereyle tam çakışmasını sağlayan basaç.
Basa basa : Çok doldurarak, sıkıştırarak, tepeleme.
Basa düşmek : Basıvermek, ansızın basmak, baskın etmek.
Basabas : Durmadan dinlenmeden; tıka basa.
Basabilme : Basabilmek işi.
Basabilmek : Basma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Basacak : Takunya. Tuluma peynir basmak için kullanılan yuvarlak ve kalın sopa. Basamak.
Basaç : Çamaşırı bastırmaya ve karıştırmaya yarayan değnek. Havayı sıkıştırarak bir basınç veren aygıt. Bir akışkanın basıncını büyük oranda yükseltebilen, düşük verdili aygıt. Lastik tekerlekli göbeklerin iç tekerlek lastiğini şişirmekte kullanılan araç. Alıcı, gösterici ya da basım aygıtında, pencere önünden geçen filme basınç yaparak pencereyle tam çakışmasını sağlayan yaylı yüzey.
Basaç kabı : Basacı kapsayan koruyucu kab.
Basaç zarı : Kimi basaçlarda, git gel devinimiyle oylum değişimini sağlayan esnek metal ya da lastik zar.
Basaçlı makara : Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi araçlarda filmin üzerine basınç yaparak yürüten ve çeşitli yerlere konan makaralar.
Basağ : Eşik.
Basakbaşı : Merdiven başı.
Basakköy : Şırnak ili, Haberli bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Basaklamak : Baskın yaparak yakalamak, üstüne çökmek: Ahmet eşkiyayı basakladı. Kadına, tecavüz etmek.
Basal : Kütük yarmak için ağaç veya demirden yapılan çivi.
Basalak : Ayak basmışlık, gezmişlik: Horuya basalağım yok. Sığırların sırt derisi.
Basalamak : Çamaşırı suya basmak: Çamaşırı basaladım yukarı çıktım. Bir kaba konulan eşyayı üstünden bastırıp sıkıştırmak.
Basalga : Sık ağaçlı yer. Kuytu, ağaç gölgesi. Engin, alçak: Ahırın damını basalga yapmışsın.
Basalgan : Havası bunaltıcı, sıkıcı yer: Ahmet'in evi basalgandır.
Basalık : Çukurova çevresine mahsus ılık ve rutubetli bir sis. Bunaltıcı, sıkıcı.
Basama : Çocuk yürütme arabası.
Basamah : Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele. Basamak.
Basamak gurmak : Birinin yüksek bir yere çıkmasını sağlamak için sırt, omuz vermek.
Basamak kayması : Enflasyonist bir ortamda vergi sonrasında gerçek (reel) gelirler daha düşük olacağından, vergi oranlarında bir değişiklik yapılmadığı halde gerçek (reel) vergi oranının ve dolayısıyla vergi yükünün yükselmesi.
Basamak yöntemi : Değişen yıldızların parlaklık değişimlerini görsel olarak belirlemek için kullanılan bir yöntem; Argelander yöntemi de denir.
Basamakçıklar yöntemi : İki ışığın renk farkının, ufak basamaklar yapan bir dizi ara ölçmelerle aşıldığı, değişik renkli ışık ölçme yöntemi.
Basamaklar düzeni : Alt-üst ilişkisi içindeki çeşitli aşamaları içeren bir yapı ya da oluşum.
Basamaklı ağ : İzgeölçümde çok büyük çözüm gücü gerektiğinde bayağı ağ yerine kullanılan ve tam eşit kalınlıkta cam yaprak takımından oluşan kırınım ağı.
Basamaklı anlak biçesi : Anlağın, en genel yeteneklerin tepede, ana küme etkenlerinin daha alt düzeyde, özel yeteneklerinse ön altta yer aldığı bir aşamalı yapı içinde örgütlendiğini varsayan tasarım.
Basamaklı dizi : Bir seri ardarda işlevsel basamak veya işlem biriminden ,kısımlara ayırma kolonlarındaki gibi, oluşma hali. Basamaklar veya işlem birimleri o şekilde düzenlenir ki birinci işlem biriminde hasıl olan, buhar veya ısı gibi, ikinci işlem birimde kullanılır.
Basamaklı kırıklar : Sık, birbirine koşut ve tomurcuklarının hepsi özdeş yönde yerinden oynamış kırıklar.
Basamaklı piramit : (Mimarlık) Dört bir yönden tepeye doğru basamaklı olarak kurulmuş piramit. a. bk. mastaba, piramit.
Basamaklı renksiz kama : Geçme (geçirme) çarpanı bir çizgi (doğru ya da eğri) boyunca basamaklı biçimde değişen seçmez süzgeç.
Basamaklı salon : Önden (görüntülükten) geriye (gösterim odacığına) doğru basamak basamak yükselen sinema salonu çeşidi.
Basamaklı sayıtlama : Sayıların gösteriminde sayıtların bulundukları ve adına basamak denilen yere göre, sayıtlama tabanının bir gücünü belirledikleri sayıtlama türü. Örnek. Onlu sayıtlama basamaklı bir sayıtlama türüdür, Roma sayıtlaması basamaklı değildir.
Basamaklı taşlama yöntemi : Doku kalınlığını ölçmede uygulanan ve taşlama temeline dayanan özel bir yöntem.
Basamaklı tiyatro : Oyun yerini at nalı biçiminde iki yandan çeviren seyir yerinin arkaya doğru basamaklarla yükseldiği tiyatro yapısı. (Mimarlık) Seyir yerinin basamak basamak yükseldiği tiyatro. a. bk. odeon. Seyir yerinin arkaya doğru basamak basamak yükseldiği tiyatro.
Basamaksız : Basamağı olmayan. Basamak olmadan.
Basambak : Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele.
Basammah : Basamak.
Basana : Manivela, küskü, destek, kaldıraç.
Basancak : Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele. İnce ağaçtan yapılan kızak. [Bakınız: başak].
Basancı : Dükkân önüne yapılan beton düzlük.
Basanga : Manivela, küskü, destek, kaldıraç.
Basangaç : Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele. [Bakınız: basak]. Buğday ambarına inmek için duvara konulan basamak taşı.
Basanı : [Bakınız: başangı].
Basanna : Manivela, küskü, destek, kaldıraç.
Basansarnıç : Nevşehir kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Basara : İskambil kâğıdı ile oynanan ve pişti de denilen oyun. Bitki, bostan, meyve ağaçları ve bağlara zarar veren bir hastalık, külleme.
Basara parmak : İşaret parmağı.
Basarağını bağlasın : Allah gözlerini bağlasın anlamında ilenç.
Basarak : Görme kuvveti.
Basaret : Basiret, aldanmaya meydan vermeyecek şekilde gerçeği açıkça görebilme yetisi.
Basarık : Dokuma tezgâhlarının ayaklığı.
Basarna kazıkları : Ağ dalyanlarda kapatma düzeninin yer aldığı ağız açıklığında yer alan, vigla ve zeytin kazıklarına verilen ad.
Basaruğu olmamak : Korkusu olmamak: O kadar ileri gitme benim kimseden basaruğum yoh.
Basat : Tepegöz. Zonguldak kenti, Perşembe nahiyesine bağlı bir bölge.
Benzin basacı : Yakıtı bir yeraltı deposundan çekip taşıtların yakıtlıklarına basan, göstergesinde verilen yakıtın ölçüsünü ve ederini belirten aygıt.
Benzin püskürtme basacı : Yakıt püskürtmeli motorlarda yakıtı ölçüp basıncını artırarak, havanın içine püskürmesini sağlayan basaç.
Besin zinciri basamağı : Bir organizmanın besin zincirindeki yeri.
Birler basamağı : Onlu dizgede, sayağın 1 katını belirleyen ve onlu çekesinin solunda yer alan ilk basamak.
Dıka basa : Ağız ağıza dolu, tıka basa.
Elektrikli yakıt basacı : Elektrik motoruyla çalışan yakıt besleme aygıtı.
Hava basacı : Havayı sıkıştırarak düşük verdilerde yüksek basınç artışları sağlayan aygıt.
Hava basacı düzenleyicisi : Hava basacının çıkış basıncını istenilen düzeyde tutmaya yarayan aygıt.
İçsıcaklık basamağı : Yerin içine doğru bir santigrat derecelik sıcaklık artışı için inilmesi gerekli 10-60 metre arasında değişen derinlik niceliği.
Kapış basacı : Motorun yükü birdenbire arttığında teklemesine engel olmak için ek yakıt gönderen karaç içindeki basaç.
Karon basamakları : Antik Yunan tiyatrosunda koronun oyun yeri olan orkestra'nın tabanından, oyun yerinin altına inen basamaklar. Buradan doğa dışı görüntüler ve yeraltı Tanrıları çıkardı.
Katı yağ basacı : Katı yağ basmada kullanılan küçük el basacı.
Katman basamağı : Bir yana eğimli, sert ve yumuşak katmanların birbiri ardınca sıralandığı alanlarda, dışgüçlerin, özellikle akarsuların oluşturduğu kendine özgü yer biçimi.
Kültür basamağı : Kültür gelişmesindeki durak; bir toplumun kültürünün bulunduğu evre.
Ondabirler basamağı : Onlu dizgede, sayağın katmı belirten ve onlu çekesinin sağında yer alan ilk basamak.
Öz basacak : Safra bastıracak, kahvaltı.
Pekiştirme basamakları : Bir dizi eylemin, ödüle yaklaştıkça güç kazandığı aşamalar.
Püskürtme basacı : Yakıt püskürtmeli motorlarda, yakıtın niceliğini düzenleyen ve basıncını yükselterek püskürtücüye gönderen basaç.
Sıvı basacı : Sıvılı güç aktarma dizgelerinde sıvıyı devindiren basaç.
Soğutma basacı : Soğutma amacıyla kullanılan basaç.
Su basacı : Motor su kanallarıyla soğutmaçta, soğutma suyunun dolaşmasını sağlayan basaç.
Ters basamaklı kırıklar : Katman dilimlerinin tersine doğru basamaklı kırıklar.
Üç basamak kuramı : Tarih boyunca kültürlerin gelişme durumunu üç basamakta açıklamaya çalışan kuram. Başlıcaları: Vahşilik, barbarlık ve uygarlık (L. Morgan); avcılık, çobanlık ve çiftçilik (ekonomist Smith); tanrıbilimsel, fizikötesi ve olumlu dönem (A. Comte); özgür ilişki, çokeş evlilik ve tekeş evlilik dönemi (J. Bachofen).
Yağ basacı : Motor gövdesi içinde devinen parçaların yağlanması için yağ dolanımını sağlayan basaç.
Yağ basacı dişlisi : Dağıtım dingili üzerinde bulunan ve yağ basacını çeviren sarmal dişli.
Yakıt basacı : Yakıtlıktan gelen yakıtı karaca basan basaç.
Yakıt besleme basacı : Yakıtı yakıtlıktan alarak karacı besleyen basaç.
Yer basan : 'Yol-basan'ın eşanlamlısı.
Yol basan : Yol kesen, kutta-ı tarik, rehzen.
Yüksek basamak mantığı : Bireysel olmayan değişkenleri olan mantık dizgesi.
Yükseltgenme basamağı : Bir atomun, diğer atomlarla birleşerek moleküller ya da çok atomlu iyonlar oluştururken kaybettiği, kazandığı ya da ortaklaştığı elektron sayısı.
Yüz basa gelmek : Baş üstünde yeri olmak.
Yüzdebirler basamağı : Onlu dizgede, sayağın katını belirten ve onlu çekesinin sağında yer alan ikinci basamak.
Yüzler basamağı : Onlu dizgede, sayağın 100 katını belirten ve onlu çekesinin solunda yer alan ikinci basamak.
Basak : Merdiven.
Basaklı : Merdiveni olan.
Basaksız : Merdiveni olmayan.
Basamak : Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.
Basamak basamak : Yavaş yavaş. Derece derece.
Basamaklı : Basamağı olan.
Basamaksı : Basamağı andıran, basamağa benzeyen, basamak gibi.
Basar : Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.
Basari : Görme ile ilgili.
Basarna : Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi. Dalyanın kapak yeri.
Elektrikli basaç : Kapı, pencere ve elektrikli araçlarda kullanılan sistem açıcı.
Tıka basa : Çok sıkıştırarak, boş kalmayacak biçimde.
Diğer dillerde Bas gitar anlamı nedir?
İngilizce'de Bas gitar ne demek ? : bass guitar

Bu kısımda Basa nedir? Basa ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Basa tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Basa hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.