Basalga nedir, Basalga ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sık ağaçlı yer.

Kuytu, ağaç gölgesi.

Engin, alçak: Ahırın damını basalga yapmışsın.

Basalga anlamı, tanımı

Basa : Fazla, baskın, üstün: Yemeğe yağı kısa, tuzu basa koy. Arkasından, hemen sonra: Ahmedin izi basa ben de geldim. Fazla, üstün, baskın. Arka

Basal : Kütük yarmak için ağaç veya demirden yapılan çivi.

Basalgan : Havası bunaltıcı, sıkıcı yer: Ahmet'in evi basalgandır.

Ağaçlı : Ağacı olan.

Gölge : Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye.

Engin : Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi. Yüksekte olmayan, alçak (yer), ingin, münhat. Değer ve fiyatı düşük olan. Açık deniz.

Kuytu : Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer). Uğrak olmayan, içerlek, sapa (yer). Güneş ışığı veya rüzgâr almayan (yer).

Alçak : Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).

 

Alça : Alın. Ayakkabı kalıplarının ön tarafına konulan üç köşeli mukavva, vaketa veya meşin parça. Erkeğin nişanlısına verdiği hediye. Erik. Kalıpları ayakkabıya uydurmak amacıyla kalıpların üzerine konulan meşin parçalar. (Aksaray Niğde) (alçı) : (Ankara).

Engi : Nezle. Bademcik iltihabı. Sancı, ağrı. Felç. O (kişi adılı). İşte, yanındaki, çevresindeki. Çene. Çocuk. Ateşli hastalıkta gelen bunalma, nöbet. hlk. Su sakağısı.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Ahır : Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Sık : Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı. Çok bulunan, çok rastlanan. Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla. Aralıksız olarak, aralarında az aralık bırakarak.

Diğer dillerde Basaçlı makara anlamı nedir?

İngilizce'de Basaçlı makara ne demek ? : pressure roller, guide roller