Engi nedir, Engi ne demek
Engi; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Nezle.
Bademcik iltihabı.
Sancı, ağrı.
Felç.
O (kişi adılı).
İşte, yanındaki, çevresindeki.
Çene.
Çocuk.
Ateşli hastalıkta gelen bunalma, nöbet.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
hlk. Su sakağısı.
Engi ile ilgili Cümleler
- Hiç kimse İspanyol Engizisyonu beklemiyor!
- Anladım ki susan her şey engin ve derin, susan her şey gizemli ve heybetli.
- Denizciler engin okyanusta haftalar ya da aylar harcarlar.
- Engin dallardan murt yemezdi. Onun alacağı kız ya çok zengin ya da tanınmış bir aileye mensup olmalıydı.
- Engin bilgi sahibi bir adam o; diğer bir ifadeyle ayaklı sözlük gibi.
- Galileo Galilei İtalyan bir astronom ve modern bilimlerin ilk gelişmesinde önemli bir figürdü. Onun keşifleri Katolik Kilisesinin öğretileri ile çelişti ve Galileo Engizisyon tarafından sapkınlıkla yargılandı.
- Yahudiler, İspanyol Engizisyonundan kaçtılar ve onbeşinci asırda Osmanlı İmparatorluğu'na sığındılar.
Engi ile ilgili Atasözü veya Deyim
engin dallardan murt yememek : yükseklerden uçmak, burnu büyük olmak.
Engi kısaca anlamı, tanımı
Engi bengi olmak : Şaşmak, şaşa kalmak
Engi olmak : Nezleye tutulmak.
Engibenk : Hayret, şaşma.
Engibenk olmak : Şaşmak, şaşa kalmak. [Bakınız: engi bengi olmak]. Boş bulunup ani bir şeyle irkilmek, korkmak: Dalmışım, Ayşe'nin sesiyle engibenk oldum.
Engibiri : İşte, yanındaki, çevresindeki.
Engiç : Yüksük. Bayır aşağı, yukardan aşağı.
Engil : Üzüm çubuklarının ince ve uzun dalları. Buzağıya takılan küçük yular. Bir yaşındaki çocuk.
Engil dingil : Düzensiz, gelişigüzel.
Engilekin : Sinop ili, Boyabat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Engilemek : Alçalmak.
Engili : Konya ilinde, Akşehir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Engili buğday : Ak buğday.
Engim : Bayır aşağı, yukardan aşağı.
Engim aşağı : Bayır aşağı, yukardan aşağı.
Engime : Büyük tepelerin küçük iniş yerleri, küçük uçurum.
Engime aşşaya : Bayır aşağı, yukardan aşağı.
Engin enmek : Nezleye tutulmak.
Engin olmag : Nezleye tutulmak.
Enginalan : Iğdır ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Enginalp : İyi, güzel, değerli, yiğit.
Enginay : İyi, güzel, temiz, sağlam kimse.
Engine vermek : Sürekli ağlamanın sonunda kendini tutamayarak uzun uzun iç çekmek. Kuş, yüksek bir yerden aşağı doğru uçmak. Ucuza vermek.
Enginel : İyi, güzel, temiz, sağlam kimse.
Enginer : İyi, güzel, temiz, sağlam kimse.
Enginiz : İz bırakacak kadar değerli insan.
Enginkent : Birçok ana kenti ve kenti, aralarında yerleşim boşlukları olmaksızın, çok büyük bir kentsel yığın biçiminde bir araya toplayan anakentler topluluğu. bk. bitişik kümekent.
Enginköy : Mardin kenti, Mazıdağı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Enginleşme : Enginleşmek işi veya durumu.
Enginsoy : İyi, güzel, temiz, sağlam bir soydan gelen kimse.
Enginsu : Açık deniz. Van ilinde, Edremit ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Engintalay : Büyük deniz, okyanus.
Engir : Üzüm çubuğunun kökünden çıkan sürgünler. Asma ya da kütüğün taze çubuğu.
Engirde : Oradaki, yanındaki, yakınındaki.
Engire : Oradaki, yanındaki, yakınındaki.
Engiş : Meyil, iniş. Yüksük. Şiş. Kızgın pilekiyi (mısır ekmeğini pişirmeye yarayan toprak kap) aşağı almak için kullanılan tepesi eğik araç. Kızgın pilekiyi (mısır ekmeğini pişirmeye yarayan toprak kap) çıkarmakta kullanılan bir ucu çengelli diğer ucu kürek biçiminde demir araç. (Güney İkizdere Rize).
Engiş durmak : Namazda elleri dizlere dayayıp eğilmek.
Engişdene : Yüksük.
Engiteng olmak : Şaşmak, şaşa kalmak.
Engiz : Çukur ve karanlık yer. Derelerde sık ağaçlardan meydana gelen karanlık. Ağaç filizi, piç. Biçilmiş tarla, anız. Derelerde sık ağaçlardan oluşan karanlık. Ağaç filizi. Samsun ili, Ondokuzmayıs ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Engin : Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi. Yüksekte olmayan, alçak (yer), ingin, münhat. Değer ve fiyatı düşük olan. Açık deniz.
Engin gönüllü : Alçak gönüllü. Alçak gönüllü olarak.
Enginar : Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki (Cynara scolymus). Bu bitkinin sebze olarak tüketilen, iri, yuvarlak, yeşil çiçeği.
Enginleşmek : Engin bir durum almak.
Enginlik : Engin olma durumu. Alabildiğine genişlik.
Engizisyon : Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı.
Sakız enginarı : Yaprakları sivri, kenarları düzgün, lezzetli bir tür enginar.
Yaban enginarı : Bir tür deve dikeni.
Yabani enginar : Kenger.
Diğer dillerde Engerekgiller anlamı nedir?
İngilizce'de Engerekgiller ne demek ? : vipers

Bu kısımda Engi nedir? Engi ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Engi tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Engi hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.