Base level türkçesi Base level nedir

  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Taban düzeyi.
  • Göller, ovalar gibi yerel ve geçici taban düzeyleri bir yana bırakılırsa, akarsuların derinliğine aşındırmalarının son bulduğu deniz düzeyine verilen ad.
  • Temel seviyesi.
  • Temel düzeyi.
  • Ana düzey.

Base level ingilizcede ne demek, Base level nerede nasıl kullanılır?

Base : Baz. Dip. Yerdeğişir bir bilgisayar izlencesinde, gerçek adresleri bulmak için göreli adreslere eklenmesi gereken değer. genellikle kullanılan bilimsel sayılama dizgesinde, bir üst ile gücü alınan sayı. örn. 2,7x6,25 (1’5) = 42,1875 deyimindeki 6,25 sayısı. Kök. Esas. Alt. Depart. Altlık. Aşınma taban düzeyi. Taban.

Level : Düzey. Akılcı. Yatay. Seviyeli. Namuslu. Kademe. Ölçülen bir niceliğin değişkene bağlı olarak değişiminde ulaştığı düzlük. Yerle bir etmek. Nicem düzeneğinde, öğecik özdeciklerinin bulunabildiği kesikli değerlerdeki erkelerden her biri. Yıkmak.

Base level of erosion : Erozyon taban seviyesi. Taban düzeyi. Bir akarsuyun, aşındırma ile erişebileceği en alçak sınır.

Oscillation in base level : Yerbilim çağları boyunca, iklim değişmelerine ya da kayma oluşumsal olaylara bağlı olarak taban düzeyinde oluşan yükselme ya da alçalma biçimindeki oynamalar. Taban düzeyi değişmeleri.

 

Base address : Taban adresi. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Ana adres. Temel adres. Bir aygıtın kullandığı temel girdi veya çıktı adresi. Adresi oluşturmak üzere göreli adrese eklenmesi gereken adres birleşeni.

Base angle : Tevcih açısı.

İngilizce Base level Türkçe anlamı, Base level eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Base level ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agricultural production : Tahıl ve temel gıda ürünleri üretimi. Tarım üretimi. Ekonomi bakımından, üretimin iki ana kolundan biri; kökeni toprak olan her türlü besin ve işlenmemiş işleyim özdeklerinin elde edilmesi. Zirai üretim. Sebze. Taze meyve. Tarımsal üretim.

Age pyramid : Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge. Yaş piramidi.

Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Abandoned meander : Akmaz. Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm.

Agricultural specialisation : Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi. Tarımsal özelleştirme.

Aboriginal population : Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus. Yerli nüfus.

Adventife cone : Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler. Yan koni.

 

Aluvial terrace : Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme. Akarsu sekisi.

Air route : Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı. Havayolu. Uçuş rotası.

Alluvial deposit : Alüvyon. Lığ. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın.

Base level synonyms : base level of erosion, altimetric profile, abrasion platform, agricultural co operative, agrarian geography, ageing of the population, afforestation.