Base price türkçesi Base price nedir

  • Milli gelir hesaplamalarında kullanılan, mal üzerindeki vergiyi içermeyen fiyat. borsada bir hisse senedinin önceki seansta oluşan ağırlıklı ortalama fiyatının en yakın fiyat adımına yuvarlanması ile hesaplanan ve izleyen seans içinde bu hisse senedinin işlem görebileceği üst ve alt limitlerin belirlenmesinde ölçü olarak alınan fiyat. (basic price) avrupa birliği’nde meyve ve sebze için uygulanan, üretimin en fazla olduğu yörelerde, üreticiler tarafından elde edilmesi istenilen en düşük fiyat düzeyi.
  • Temel fiyat.
  • Baz fiyat.
  • Taban fiatı.
  • Taban fiyat.
  • Esas fiyat.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Liste fiyatı.
  • Malın üretim ya da dağıtım yerindeki fiyatı.

Base price ingilizcede ne demek, Base price nerede nasıl kullanılır?

Base : Kelime kök ve gövdelerinin çekim eki almamış yalın durumu: taş, işçi, bilgili, terbiye, ciltle-, ayakkabı, aktualite, planlama vb. Başlangıç sayısı. Akarsuların aşındırma yapabildiği en aşağı düzey. Dip. İlkyazı. Üs. Alt. Bilgisayar, bilişim, hukuk, fizik, gramer, jeoloji alanlarında kullanılır. Taban. Dayanak.

Price : Fiyatlandırmak. Bir mal ya da işin para ile olan değişim değeri. paranın mal birimini kapsayan eder. Fiyat koymak. Fiyatını belirlemek. Paha. Fiyat. Karşılık. Bir birim mal, hizmet ya da üretim faktörü ile satın alınabilecek para miktarı, diğer bir deyişle bir birim mal, hizmet ya da üretim faktörünün parasal değeri. Kıymet. Değer.

 

Base address : Temel adres. Ana adres. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Taban adresi. Bir aygıtın kullandığı temel girdi veya çıktı adresi. Adresi oluşturmak üzere göreli adrese eklenmesi gereken adres birleşeni.

Base angle : Tevcih açısı.

Base angles : Taban açıları.

Base bid : Baz teklif. Ana teklif.

İngilizce Base price Türkçe anlamı, Base price eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Base price ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Floor price : Yerlerdeki fiyatlar. Mümkün olan en düşük fiyatlar. Taban fiyatı. Belirlenmiş olan taban fiyat.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

 

Price flor : Bir mal veya üretim faktörünün devlet tarafından belirlenen alınıp satılabileceği en düşük fiyat. bu fiyat devlet müdahalesinin olmadığı durumda oluşacak piyasa fiyatının üstündeki bir fiyattır. borsada, bir seansta hisse senedinin düşebileceği en yüksek fiyat.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

List price : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Üzerinde pazarlık yapılamayan eder. belli bir düzene göre yapılmış olan göstergesinde yazılı eder. Katalog fiyatı. Kesin eder. Maktu fiyat. Üreticinin belirli aralıklarla yayımladığı listelerdeki satış fiyatı.

Asking price : Cari fiyat. Satıcının istediği fiyat. Satıcının malını satmak istediğini belirttiği miktar. Teklif fiyatı. Fiyat teklifi. Pazarlık fiyatı.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Base price synonyms : floor prices, a shift in supply, a group shares, a change in supply, ability to pay approach, a change in demand, abolition of forced labour convention, abnormal budget, base value, abnormal budget expenditures, a type mutual funds, minimum price, basic rate, basic price, lowest limit, abnormal budget receipts.