Be in trouble türkçesi Be in trouble nedir

Be in trouble ile ilgili cümleler

English: I'll be in trouble if the story gets out.
Turkish: Hikaye duyulursa başım belaya girer.

English: Ali always seem to be in trouble.
Turkish: Ali her zaman başı dertte gibi görünüyor.

English: You wouldn't be in trouble if it weren't for me.
Turkish: Benim için olmasa, başın belada olmaz.

English: Ali seems to be in trouble.
Turkish: Ali başı belada gibi görünüyor.

English: He anticipates that he will be in trouble.
Turkish: O başının belaya gireceğini seziyor.

Be in trouble ingilizcede ne demek, Be in trouble nerede nasıl kullanılır?

Be : Kalmak. -dır. -dı. -dir. Var olmak. Anlamına gelmek. Bulunmak. Olmak. Berylliumb (berilyum). Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element.

In : Çok moda olan. Da. İçeri. Dahili. İç. De. Tutulan. İçine. İçeri doğru yönelen. Mevsimi gelmiş.

Trouble : Tedirgin etmek. Rahatsız etmek. Dert etmek. Bela. Zahmet vermek. Uğraştırmak. Zahmet etmek. Rahatsızlık vermek. Üzülmek. Zahmet.

Be in : Gol olmak. Bir olaya vb bulaşmak. Çıkmak (mevsimi geldiği için sebze veya meyve). Evde veya ofiste bulunmak. Moda olmak. Olayın vb içinde olmak. Yer almak. Bir olaya vb karışmak.

 

Be in the ascendant : Yıldızı parlamak. Hükmetmek. İtibar kazanmak. Yükselmek.

Be in a bad mood : Havasında olmamak. Keyfi yerinde olmamak. Keyifsiz olmak.

Be in a cleft stick : Zor durumda olmak. Çıkmazda olmak. İki arada bir derede kalmak.

Be in a brown study : Kara kara düşüncelere dalmış olmak. Transa geçmek. Derin düşüncelere dalmak.

Be in a bad temper : Pirelenmek.

Be in a fix : Zor bir duruma düşmek. Ortada kalmak.

İngilizce Be in trouble Türkçe anlamı, Be in trouble eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be in trouble ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in the cart : Başını derde sokmak. Zor durumda kalmak. Başını belaya sokmak.

Be badly off : Darda kalmak.

Be distressed : Kahırlanmak. Sıkıntısı olmak. Kasvet çökmek.

Be doomed : Sonu kötü oldu. Mahkum olmak. Kötü sona ulaştı. Kaderi kötü oldu. Göte gelmek. Sakata gelmek.

Be in deep water : Müşkül olmak. Zor durumda olmak. Derin suda olmak. Suya batmak. Büyük problem içinde bulunmak. Gırtlağına kadar batakta olmak.

Be caught short : Elinin altında bulunmamak. (aniden veya birden) tuvaleti gelmek. Tuvaleti gelmek. Yokluğunu çekmek. Parası yetmemek. Parasız kalmak. Abdesti gelmek. Parası çıkışmamak. Meteliksiz kalmak.

Be in hot water : Gözden düşmüş olmak.

Be pinched for time : Zamana ihtiyacı olmak. Zamanı yetmemek.

Be up a gum tree : Şapa oturmak. Zor durumda olmak. Zor bir durumda olmak.

Be screwed : Yaraklara gelmek. Vidalanmak. Mantara bağlamak. İşleri batırmak. Patates olmak. Göte gelmek. Kazıklanmak.

 

Be in trouble synonyms : be up the pole, famishes, jam, be in a strait, be in distress, jam in, be in a jam, be worried, famish, be up a creek, get in hot water, deep shit, be stuck, catches, be pressed for, be in a bind, be in queer street, be in the soup, be fucked up, be in badly with, get into a jam, get into in a jam, be pushed, be in the doghouse, have to go, be taken short, be done for, be cramped for space, jams, caught, be pinched, catch, be cursed with something.