Sıkışmak nedir, Sıkışmak ne demek
- Kalabalıktan dolayı birbirine çok yaklaşmak

- İki şey arasında kalmak.
- Yerinden oynamamak.
- Sıkıntı ve darlık vermek, çarpıntı duymak.
- Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak.
- Zor bir durumda kalmak.
- Tuvalet ihtiyacı gelmek.
"Sıkışmak" ile ilgili cümleler
- "Osmanlı İmparatorluğu sıkışınca üç milyon asker çıkarabiliyordu." - E. İ. Benice
- "Üç hademe, ebe, hasta bakıcı merdivenin orta sahanlığında sıkışmışlar, sedyeyi çevirmeye çalışıyorlar." - M. Ş. Esendal
- "Karşıda apartmanın köşesine sıkışmış baraka kahveden bir adam, bir kürek ateş çıkardı." - M. Ş. Esendal
- "Vida sıkışmış."
- "Parmağı kapıya sıkışmış."
- "Göğsü sıkışmış."
İngilizce'de Sıkışmak ne demek? Sıkışmak ingilizcesi nedir?:
jam
Sıkışmak tanımı, anlamı:
Sıkış tıkış : Çok sıkışık, kalabalık.
Sıkışma : Sıkışmak durumu.
El sıkışmak : Pazarlıkta anlaşmak.
Kalbi sıkışmak : Yüreği sıkışmak.
Kuyruğu sıkışmak : Çok zor durumu düşmek.
Paraya sıkışmak : Parasız kalmak, para sıkıntısı içinde olmak.
Yüreği sıkışmak : Kalp atışları düzensiz olmak, sıkıntı duymak. bir meseleden dolayı aşırı üzülmek.
Kalabalık : Gereksiz, karışık şeyler topluluğu. Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu. Sayıca çok.
Dolay : Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.
Yaklaşmak : Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek. Bir konuyu, bir sorunu ele alarak değerlendirmek. Yakınlaşmak. Benzemek, andırmak, uygun olmak.
Oynama : Oynamak işi.
Sığmak : Bir kaba, bir yere bütünüyle girebilmek veya içinden geçebilmek. Uygun olmak.
Sığdırılmak : Sığdırma işi yapılmak.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.
Dolayı : Çevrede, etrafta bulunan. Ötürü.
Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.
İki : Birden bir artık. Birden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı.
Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.
Kalmak : Herhangi bir durumu sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Sınıf geçmemek. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Oturmak, yaşamak. Sınırlanmak. Varlığını korumak, sürdürmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Konaklamak, konmak. Oyalanmak, vakit geçirmek. İleriye atılmak, ertelenmek. Miras olarak geçmek. Yetinmek. Yapamamak. Eğleşmek.
Zor : Yüküm, mecburiyet. Sıkıntı veya güçlükle yapılan, kolay karşıtı. Güçlükle. "Yapamazsın" anlamında kullanılan bir söz. Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık. Baskı.
Bir : Sadece. Tek. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Sayıların ilki. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bir kez. Beraber. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.
Tuvalet : Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi. Gece kıyafeti. İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Sidik veya dışkı. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne.
Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Türemek. Dayanmak, tahammül etmek. Uymak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Belli bir süre dolmak. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Uygun düşmek. İzlemek, takip etmek. Getirmek. Sonuç çıkmak. Çıkmak, yönelmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Belli bir zamana ulaşmak. Kadar olmak. Mal olmak. Akmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Katılmak, eklenmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Düşmek, rast gelmek. Görünmek, sanılmak. İsabet etmek. Olmak, -e uğramak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Ortaya çıkmak, doğmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Kazanılmak, sağlanılmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Biriyle birlikte gitmek. Oturmaya, ziyarete gitmek.
Diğer dillerde Sıkışmak anlamı nedir?
İngilizce'de Sıkışmak ne demek? : v. jam, jam in, be stuck, tighten, be pressed for, be pinched, be taken short, be pushed, catch, be cramped for space, be pinched for time, squeeze
Fransızca'da Sıkışmak : se serrer, être serré, gripper, se resserrer, se tasser
Almanca'da Sıkışmak : v. aufrücken, verklemmen, zusammenkrampfen
Rusça'da Sıkışmak : v. тесниться, жаться, сжиматься, смыкаться, затягиваться, закручиваться, заворачиваться, сплачиваться, томиться, приспичить, потесниться, сжаться, сомкнуться, затянуться, закрутиться, завернуться

Bu kısımda Sıkışmak nedir? Sıkışmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sıkışmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sıkışmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.