Oynama nedir, Oynama ne demek

  • Oynamak işi

Yerel Türkçe anlamı:

Küçük çocuklarda olan havale hastalığı.

Oyun, oynama

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Kayaçların bir kırık boyunca yerlerinden oynaması, dizilişlerinin bozulması.

Bilimsel terim anlamı:

Oynanmak üzere yazılan bir yapıtın sahnede tiyatro sanatçıları tarafından oynanması.

İngilizce'de Oynama ne demek? Oynama ingilizcesi nedir?:

acting, playing, disturbance, dislocation

Oynama hakkında bilgiler

Oynama, Yıldız Tilbe'nin Seyhan Müzik'ten çıkan 15. stüdyo albümüdür.

2011 yılının Ağustos ayında Seyhan Müzik Gold etiketiyle piyasaya çıkmıştır. Albüme adını veren ve çıkış şarkısı olan "Oynama"nın sözleri Tilbe'ye, müziği ise bas gitar sanatçısı Marcus Miller'a aittir. Albümde 9 şarkı bulunmaktadır. Bunlardan 3 tanesi eski, 6 tanesi yenidir. Bir süre radyolarda "Oynama" adlı şarkıyla ön tanıtımı yapılmış olan albümde toplamda 9 parça yer alıyor olup Marcus Miller'ın "Blast" adlı şarkısının aranjmanı olan Oynama yaz mevsiminin iddialı şarkıları arasında yer almıştır.

Yeni albümü için 9 şarkı hazırlayan Yıldız Tilbe, "Oynama" adlı şarkısının bestesi dışında, her zaman ki gibi yine tüm şarkılarını kendisi yaptı. Hastayım Sana adlı bir önceki albümünü 1 sene önce çıkartan Tilbe´nin yeni klibi haftaya televizyonlara dağıtılmıştır.

 

Albümde, daha önce Gülüm adlı 1998 yılı stüdyo albümünde okuduğu "Yalancı Gönül" isimli şarkısını yeniden yorumlamıştır. 2008 yılında hayranlarına bayram hediyesi olarak hazırladığı şarkı "Kır Çiçekleri"ni yeniden albüm için düzenlemiştir. Daha önce Toprak isimli şarkıcıya verdiği "Aklım Hep Sende" isimli şarkısını da bu albüme koymuştur. Albüm fotoğraflarını ve "Oynama" klibini Kemal Doğulu çekmiştir. Düzenlemeler Mehmethan Dişbudak ve Fırat Özbaylar'a aittir.

Oynama ile ilgili Cümleler

  • Oynamak için dışarıya çıkmadan önce lütfen işlerinizi yapın.
  • Oynamak içimden gelmiyor.
  • Jale, Oliver'in video oyunları oynamaya çok fazla zaman harcadığını düşünüyor.
  • Tom'un hiç golf oynamayı seven arkadaşı yok.
  • Ben basketbol oynamayı seviyorum.
  • Çocuklar oyun oynamaktan hoşlanırlar.
  • Oynamak için Mary'nin evine gidebilir miyim?
  • Oynamak için favori sporun nedir?
  • Tenis oynamak için iyi havadan yararlandık.
  • Zaman zaman tenis oynamaktan hala zevk alıyorum.
  • Oynamak için lütfen okul bahçesine gidin.
  • Çocuklar yaz aylarında serin kalmak için su tabancalarıyla oynamayı severler.
  • Oynamak için dışarı çıkabilir miyim?
  • Oynamak için başka birini bulmaya git.

Oynama kısaca anlamı, tanımı:

Oynamak : Tiyatro eseri sahneye konmak. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek. Tehlikeye düşürmek. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. Kımıldamak, hareket etmek. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak. Rastgele yön vermek, aldatmak. Değişiklik göstermek. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. Sarsılmak, yeri değişmek. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. Film gösterilmek. Bir film, oyun vb.nde rol almak.

 

Aç ayı oynamaz : "kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Ağır taş yerinden oynamaz : "ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez" anlamında kullanılan bir söz.

Ağzı oynamak : Konuşmak. bir şeyler yemek.

Aktif rol oynamak : Bir işte etkili olmak.

Alt çenesi oynamak : Rüşvet alıp yemek.

Arkasından zil takıp oynamak : Birinin bir yerden ayrılmasına veya bir işte başarısızlığa uğramasına çok sevinmek.

Ateşle oynamak : Pek tehlikeli bir işle uğraşmak.

Barutla oynamak : Tehlikeli işlerle uğraşmak.

Başrolü oynamak : En önemli, en etkili durumda olmak.

Büyük oynamak : Çok para koyarak kumar oynamak. büyük risk ve beklentilerle bir işe girişmek.

Çalmadan oynamak : Çok keyifli ve sevinçli durumda bulunmak. bir işe çok hevesli görünmek.

Canı ile oynamak : Tehlikeli işlerle uğraşmak.

Çenesi oynamak : Bir şey yemek. çok konuşmak.

Cinler cirit oynamak : Bir yer ıssız olmak.

Cirit oynamak : İstediği biçimde, keyfince davranmak. cirit oyununu oynamak.

Ekmeğiyle oynamak : Geçim kaynağını tehlikeye düşürmek.

Eşeği yoldan çıkaran sıpanın oynaması : "çocuklarının düzensiz davranışı, anne babayı rahatsız eder" anlamında kullanılan bir söz.

Film oynamak : Bir film, sinemada gösterilmekte olmak.

Ganyan oynamak : Bir at yarışında resmî programda yer alan atın numarasını taşıyan bileti alarak onun birinci gelmesi tahmini üzerine para yatırmak.

Gönlü ile oynamak : Sever görünüp eğlenmek.

Gülüp oynamak : Neşeli, sevinçli, keyifli, güzel vakit geçirmek.

İki cambaz bir ipte oynamaz : "kurnazlıkta eşit olan iki kimse birbirlerini aldatamaz" anlamında kullanılan bir söz.

İkili oynamak : At yarışlarında birinci ile ikinciyi tahmin edip para yatırmak. karşı olan yanlardan hem birini hem öbürünü destekler görünmek.

İn cin top oynamak : Hiçbir canlı varlık bulunmamak.

İsyanları oynamak : İsyan etmek.

Kafası ile oynamak : Takım sporlarında arkadaşlarının durumunu göz önünde tutup en iyi fırsatı değerlendirerek bedenini fazla yormadan oynamak.

Kalbi yerinden oynamak : Yüreği yerinden oynamak.

Kazan kaynamayan yerde maymun oynamaz : "hiçbir iş karşılıksız yapılmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Köşe kapmaca oynamak : Çok yakında olan birini bir türlü ele geçirememek. buluşmak istemelerine rağmen bir türlü birbirlerine denk gelmemek.

Küçük oynamak : Kumarda az para ile oynamak.

Kumar oynamak : Olumlu sonuçlanması şüpheli olan bir işe bile bile girişmek. ortaya para koyarak talih oyunu oynamak.

Kumda oynamak : Bir fırsat kaçırarak umulanı elde edememek.

Milim oynamamak : Hiç kıpırdamamak. ölçüsüne tam olarak uygun düşmek.

Oyun oynamak : Hile yapmak. birini aldatmak, kandırmak.

Rol oynamak : Davranışlarda içtenlik olmamak. birinin bir işte önemli etkisi olmak. oyunda rol almak.

Şıkır şıkır oynamak : Canlı bir biçimde oynamak. çok sevinmek.

Son kozunu oynamak : Elinde bulunan son imkânı kullanmak.

Tandem oynamak : Kalecinin önünde savunmak amacıyla duran iki oyuncu paslaşarak oynamak.

Tek kale oynamak : Bir işte sadece kendi düşüncelerini ve kurallarını geçerli saymak. futbolda rakibi kendi sahasına sıkıştırıp sürekli hücum etmek.

Tribünlere oynamak : İş yapmadığı hâlde kendini iş yapıyor gibi göstermek.

Uzatmaları oynamak : Oyunda uzatma dakikalarını oynamak. ölmek üzere olmak. bir görevde son zamanlarını yaşamak.

Yanlış ata oynamak : Tercihinde yanlış yapmak.

Yaprak oynamamak : Hava rüzgârsız, çok durgun olmak.

Yer yerinden oynamak : Bir olay toplumda büyük tedirginlik yaratmak. bir iş çok gürültülü, telaş ve heyecan içinde yapılmak.

Yerinden oynamak : Yerinden ayrılmak. coşkulu, gürültülü, karışık bir zaman yaşamak.

Yüksek oynamak : Kumar ve şans oyunlarına çok para ile katılmak.

Yüreği yerinden oynamak : Birdenbire heyecanlanmak veya korkmak.

Zil takıp oynamak : Çok sevindiğini belli etmek.

Yıldız : Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil. Baht, şans, talih. Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse. Çekirdeğinde oluşan füzyon sonucunda açığa çıkan enerjiyi uzaya ışınım biçiminde yayan, ışıklı gök cisimlerinden her biri. Bu biçimde olan. Kuzey 360°'lik yön, kuzey. Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı, star.

Müzik : Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki. Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması.

Stüdyo : Sinema, televizyon ve radyo için film çekilen, ses alınan ve yayın yapılmış olan yer. Sanat çalışmaları için düzenlenmiş oda. Fotoğrafçının çalıştığı oda, alan, fotoğrafçı işliği. Bir odalı daire.

Albüm : Uzunçalar. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü.

Ağustos : Yılın sekizinci ayı.

Etiket : Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt. Kimlik. Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.

Piyasa : Ortalık. Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar. Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat. Arz ve talebin karşılaştığı alan. Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme.

Oynama belgeli oyuncu : Ayaktopu Birliğince kendisine ayaktopu oynama belgesi verilmiş olan oyuncu.

Oynama belgesi : Bir oyuncunun resmî yarışmalara katılabilmesi için Ayaktopu Birliğince kendisine verilen izin belgesi. Bir güreşçinin resmî karşılaşmalara katılabilmesi için Güreş Birliğince kendisine verilen izin belgesi.

Oynama payı : Dizi üretimle yapılan birçok parçanın birbirine uyabilmesi için bir boyut üzerine konan yanılgı sınırı. mekanik: İşlenmiş bir parçanın, yapım ölçüsünde olabilir özür payı.

Oynamah : Kanun dışı cinsel ilişki kurmak. Oynamak

Oynamaz eklem : (biyoloji)

Oynamaz vurgu : Bulunduğu kelime çekim, bükün gibi herhangi bir değişikliğe uğrasa da kendi yeri değişmiyen vurgu. bk. Şartlı vurgu.

Diğer dillerde Oynama anlamı nedir?

İngilizce'de Oynama ne demek? : adj. performing

n. move, moving, playing, dancing, acting, play, showing, falsification, fluctuation, hop

Almanca'da Oynama : Ausschlag