Piyasa nedir, Piyasa ne demek
Piyasa; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.
- Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar

- Ortalık.
- Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat.
- Arz ve talebin karşılaştığı alan.
- Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme.
"Piyasa" ile ilgili cümleler
- "Bunlardan bir kısmı bugün piyasada alaturka çalgıcılığın en ileri gelenlerindendir." - O. C. Kaygılı
- "Şimdi de pazar, piyasa yerlerinde, mahalle dolaylarında tanır, sayarlar." - M. Ş. Esendal
- "Kahvenin önünden dört beş kere daha geçer, akşam piyasasını yapardım." - S. F. Abasıyanık
- "Sonbaharda, yakında açılacak tütün piyasasının haberleriyle ümitlenir, tasalanır, yüzleri bir gün gülerse beş gün kederli kalırdı." - N. Cumalı
Hukuki terim anlamı:
satak. ~ fîâtı: satak ederi.
İktisat alanındaki kelime anlamı:
Alıcı ve satıcıların karşılaştığı her türlü ortam.
İngilizce'de Piyasa ne demek? Piyasa ingilizcesi nedir?:
market
Piyasa hakkında bilgiler
Pazar, ekonomide her türlü mal ve hizmetin alınıp satıldığı veya takas yoluyla el değiştirdiği yer olarak tanımlanmaktadır. Buna göre, semt pazarları, borsalar, fuar, sergi ve panayırlar, farklı ülkeler ile kişi veya kuruluşlar arasındaki değiş-tokuş faaliyetine konu olan alanlar pazarı oluşturur. Satıcıların serbest bir şekilde karşılaştıkları, kâr amaçlı ya da kâr amaçsız her türlü mal ve hizmetin alıcı ve satıcılar arasında değiştirildiği veya değişim fiyatının oluştuğu yer veya koşullar dizisi, şeklinde tanımlanabilir.
Piyasa ile ilgili Cümleler
- Neden dünya piyasalarında dönen para belli bir milletin elinde?
- Bu, piyasada en gelişmiş model.
- Yeni romanımız gelecek ay piyasaya çıkacak.
- Piyasayı yakından izliyorum.
- Japonya'nın pirinç piyasası ithalata kapalıdır.
- Borsada kumar oynarsan bir yatırımcısındır... Türev piyasada kumar oynarsan bir tüccar ... Kumarhanede kumar oynarsan bir kaybedensindir ... Ahlak ?
- Bu yeni model arabalar piyasada.
- Piyasadaki durgunluk bir çok işyerinin kapanmasına sebep oldu.
- Piyasa yükseldi.
- Onlar kitabı ne zaman piyasaya çıkaracaklar?
Piyasa tanımı, anlamı:
Satıcı : Alıcıya bir şey satan kimse.
Pazar : Alışveriş. Rize iline bağlı ilçelerden biri. Tokat iline bağlı ilçelerden biri. Belli bir şeyin satıldığı yer. Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün. Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer.
Fiyat : Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki. Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha. Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı.
Piyasa etmek : Dolaşmak.
Piyasaya almamak : Önem vermemek, değersiz görmek.
Piyasaya çıkmak : Bir ürün satışa sunulmak. fuhuş yapmak üzere müşteri aramak.
Piyasaya düşmek : Çok bulunur olmak. kadın, kötü kadın olmak.
Piyasa bedeli : Piyasa fiyatı.
Piyasa değeri : Piyasa fiyatı.
Piyasa fiyatı : Bir para biriminin veya malın sürüm değeri, piyasa bedeli, piyasa değeri, rayiç bedel, rayiç fiyat.
Piyasa kurucu : Piyasa oluşturan, alışveriş ortamını sağlayan kimse.
Piyasa yeri : Alışverişin çok olduğu yer. Fuhuş yapmak üzere müşteri aranan yer.
Açık piyasa : Fiyatların tamamen arz ve talebe göre belirlendiği piyasa.
Dış piyasa : Başka ülkelerde oluşan ve var olan alışverişe dayalı ticaret imkânı.
Peşin piyasa : Peşin satışa bağlı alışveriş düzeni.
Akşam piyasası : Akşamüzerleri belli bir yerde yapılmış olan gezinti.
Serbest piyasa ekonomisi : Hükûmetin, iktisadi etkinliklerin işleyişine müdahale etmediği piyasa ekonomisi türü, serbest ekonomi.
Sermaye piyasası : Hisse ve tahvil alım satımının yapıldığı, kanunla düzenlenmiş ticaret merkezi.
Piyasacı : Piyasa yapan kimse.
Piyasacılık : Piyasacı olma durumu.
Satmak : Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak. Bir yolunu bularak birinden ayrılmak. Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek. Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek. Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek.
Gezinme : Gezinmek işi, seyran.
Alışveriş : Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
Ortalık : Soyut anlamda yaşanan ortam. Bulunulan yer, çevre. İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer. Yeryüzünün görünen bölümü, çevre, etraf.
Ekonomi : Tutum. İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat.
Türlü : Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.
Hizmet : Görev, iş. Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma. Bakım, özen, ihtimam.
Geçerli : Yürürlükte olan, uygulanan, meri, muteber. Beğenilen, tutulan.
Arz : Sunma. Yer, yeryüzü. En, genişlik. Yüksek bir makama anlatma, bildirme. Piyasaya mal sürülmesi, sunu.
Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.
Alan : İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
Piyasa açığı : Piyasada firmaların ulaşamadığı küçük bir tüketici kitlesi veya tüketicilerin henüz açığa çıkmamış mal ve hizmet gereksinimleri.
Piyasa açığına yönelik pazarlama : Piyasa açığını ortadan kaldırmaya yönelik ürün geliştirme ve pazarlama etkinliği.
Piyasa açıklığı : Piyasanın rekabete açılma derecesini gösteren, serbest tüketici tüketimlerinin toplam tüketime bölünmesiyle hesaplanan oran.
Piyasa araştırması : Bir mala yönelik geçmiş, mevcut ya da olası istem miktarını ve iktisadi karar birimlerinin tercihlerini saptamak amacıyla belirli bir piyasanın işleyişine yönelik kuramsal ve uygulamalı olarak yapılan bilgi toplama, çözümleme ve yorumlama süreci.
Piyasa başarısızlığı : Eksik rekabet, dışsallıklar, orta malları, gelir dağılımı eşitsizliği ve bakışımsız bilgi yüzünden piyasanın işleyişinin aksaması. krş. hükümet başarısızlıkları
Piyasa bölümlenmesi : Firmaların hedef tüketici kitlelerini coğrafi, demografik ve gelir gibi ölçütlere göre sınıflandırması.
Piyasa çözümlemesi : Bir malın ne zaman, nerede, kimlere ve ne miktarda satılabileceğini belirlemek ve malın kalite veya fiyatında ortaya çıkabilecek değişmelere karşı alıcıların olası tepkilerini saptamak amacıyla yapılan her türlü inceleme ve araştırma.
Piyasa dengesi : Bir piyasada belirli fiyat düzeyinde istem miktarı ile sunum miktarının birbirine eşit olduğu, diğer bir deyişle istem fazlalığı ya da sunum fazlalılığı bulunmadığı durum.
Piyasa dilimi : Coğrafi, demografik ve gelir gibi ölçütlere göre ayrılan piyasanın her bir bölümü.
Piyasa doygunluğu : Bir malın, satın alması beklenen tüm tüketiciler tarafından satın alınmış olması ve artık yeni alıcı bulunmasının olanaklı olmadığı durumu.
Diğer dillerde Piyasa anlamı nedir?
İngilizce'de Piyasa ne demek? : n. market
Fransızca'da Piyasa : marché [le]
Almanca'da Piyasa : n. Markt

Bu kısımda Piyasa nedir? Piyasa ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Piyasa tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Piyasa hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.