Beggaring türkçesi Beggaring nedir

Beggaring ingilizcede ne demek, Beggaring nerede nasıl kullanılır?

Beggaries : Sefalet. Dilencilik. Aşırı yoksulluk. Fakirlik.

Beggar description : İnanması güç. Tarifi imkansız olmak. Anlatmaya sözcükler yetmemek. Tarifi zor.

Beggar my neighbor : Bir kağıt oyunu.

Beggar my neighbour : Komşuyu dilendirme politikası. Bir kağıt oyunu.

Beggar thy neighbour policy : Ülkelerin kendi üretim ve işlendirme düzeylerini korumak ya da artırmak için dışalımı kısıtlayıcı önlemler ve devalüasyon uygulamalarıyla bir yandan toplam istemi yabancı mallardan yerli mallara doğru kaydırması diğer yandan dışsatımı artırması sonucu ticaret ortaklarında dış ticaret açığına ve işsizliğe yol açan politika. Komşuyu zarara sokma politikası.

Beggarly : Sadaka gibi. Yetersiz. Çok az. Muhtaç. Sefil.

Lucky beggar : Köftehor. Şanslı köftehor.

Beggars : Dilenci. Kerata (argo terim). Köftehor.

Reduce to beggary : Yoksullaştırmak. Fakirleştirmek.

Beggar : Herif. Tip. Dilenci. Süründürmek. Yoksullaştırmak. Ahbap. Fakirleştirmek.

İngilizce Beggaring Türkçe anlamı, Beggaring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Beggaring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Panhandlers : Sinyalci.

Aim : Hedef. Hedef alma. Amaçlamak. Gaye. Nişan almak. Hedef almak. Bir iş yapılırken, bir eyleme geçilirken varılmak istenilen son. eğitim etkinliklerine yön veren, öğrencilere kazandırılması istenilen davranımların oluşumunda hep göz önünde tutulan ve önceden düşünülen sonuç. Nişan alma. Bir edim, işlem ya da sürecin yöneldiği ve gerçekleştirmek istediği sonuç.

Conduce : Yol açmak. Neden olmak. Yardım etmek. Götürmek. Katkıda bulunmak.

Shoehorns : Çekecek. İlgisiz bir şeyi birbiriyle uyumlu iki şeyin arasına koymak. Bir şeyin içine sığdırmak. Ayakkabı çekeceği.

Almsman : Muhtaç. Düşkün. Sadaka alan kimse. Fukara.

Mendicants : Geçimini kiliseye yapılan bağışlarla sağlayan din görevlisi. Dilencilik eden. Dilenen. Dilenciye özgü.

Bankrupting : İflas. İflas etmiş kimse. Batkın. Batırmak. Müflis. İflas ettirmek. Borcunu ödeyememiş. Çökertmek. İflas etmiş.

Impoverishes : Kuvvetini kesmek. Verimsizleştirmek. Güçsüzleştirmek. Zayıflatmak.

Chaser : Avcı uçağı. Keski. Kötü film. Cila. Kovalayan. Avcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sert içkinin üzerine içilen hafif içecek. Takipçi.

Manner : Ton. Yol. Tarz. Tavır. Görgü. Biçim. Davranış. Tutum. Bir görüşmede, görüşülenlerin araştırma konusundaki ilk yargılarında payı bulunan, görüşmecinin dış görünüşü ve yaklaşımından kaynaklanan kişisel durum. Terbiye.

Beggaring synonyms : personal manner, way, corinthians, compel, be ruin of somebody, bootjacks, dictates, barbarizes, gaberlunzie, bumming, son of a gun, danglers, scallawag, shoe horn, almswoman, scalawag, bootjack, reduce to beggary, barbarize, mien, demand, bankrupt, claim, call for, dangler, turd, corinthian, conduced, casanova, panhandler, pauperizes, cyprian, mendicant.

 

Beggaring zıt anlamlı kelimeler, Beggaring kelime anlamı

Unrelatedness : Bağlantısızlık. Bağsızlık. Bağlı olmama durumu. İlişiksizlik. İlişkisizlik.

Gracefulness : Nezaket. Zarafet. İncelik. Zariflik.

Awkwardness : Yakışık almayan. Aksilik. Uygunsuzluk. Sakarlık. Münasebetsizlik. Biçimsizlik. Beceriksizlik. Terslik. Acemilik. Hantallık.