Bell türkçesi Bell nedir

  • Kırdöküm pissu borusunun ağzındaki çanak biçimli bölüm.
  • [#böğürme Böğürmek].
  • Taç yapraklar.
  • Çan.
  • Sütun başlığı gövdesi.
  • Muf.
  • Çıngırak.
  • Çıngırdak.
  • Taçyapraklar.
  • Çan gibi genişlemek.
  • Zil.
  • Dalgıç hücresi.
  • Korol.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.

Bell ile ilgili cümleler

English: Ali heard the temple bell in the distance.
Turkish: Ali uzaktaki tapınak çanını duydu.

English: Ali arrived after the bell rang.
Turkish: Ali zil çaldıktan sonra geldi.

English: Alexander Graham Bell invented the telephone.
Turkish: Alexander Graham Bell telefonu icat etti.

English: Ali came into the classroom three minutes after the bell had rung.
Turkish: Ali zil çaldıktan üç dakika sonra sınıfa girdi.

English: Ali rang the bell again.
Turkish: Ali zili tekrar çaldı.

Bell ingilizcede ne demek, Bell nerede nasıl kullanılır?

Bell and spigot joint : Muflonlu bağlantı.

Bell bottom : Çan paça. İspanyol paça. Dizden aşağısı geniş ve yayılmış olan paça tarzı (pantolonlarda).

Bell bottomed : İspanyol paça.

Bell bottomed trousers : İspanyol paça pantolon.

Bell bottoms : Çan paça. İspanyol paça. İspanyol paça pantolon. Paça kısmı geniş pantolon. Dizden aşağısı geniş ve yayılmış olan paça tarzı (pantolonlarda).

Bell character : Çağrı karakteri.

 

Bell boy : Oda hizmetçisi. Konakçı garsonu. Karşılama görevlisi.

Bell distribution : Çan dağılımı.

Bell button : Zil düğmesi.

Bell crank lever : Dirsekli manivela.

İngilizce Bell Türkçe anlamı, Bell eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bell ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mooing : Böğürme. Böğürtü. Möö. Mö.

Abbreviate : Sadeleştirmek. İhtisar etmek. Kısaltmak. Kırpmak. Özetlemek.

Church bell : Kilise çanları. Kilise çanı.

Cymbal : Simbal. Çalgı zili. Çimbalo. Büyük zil.

Mooed : Böğürme. Mö. Böğürtü. Möö.

Campanes : Kampana.

Accent char : Vurgu karakteri.

Push : Basmak (düğme vb'ne). Sıkıştırmak. ...yaşına merdiven dayamak. Atılma. İtmek. Reklamla satmak. Zorla kabul ettirmek. Ikınmak. Yürütmek.

Abort sequence : Durdurma dizisi.

Access control entry : Erişim denetim girdisi. Erişim denetleme girişi.

Bell synonyms : sound bow, shop bell, night bell, signaling device, cascabel, acception, knocker, sleigh bell, absolute loader, small bell, bellowed, ac adapter, bushing, gonged, acoustic device, diving bell, hub, gonging, petals, clapper, tocsin, accelerator key, cowbell, death knell, campane, electric bell, doorbell, lowing, access mechanism, fire bell, push button, doorbells, death bell.

Bell zıt anlamlı kelimeler, Bell kelime anlamı

Straight line : Düz çizgili. Düz doğru. Düz çizgi. Doğru hat. Doğru.

Detach : Ayırmak. Özel görevlendirmek. Çıkarmak. Sökmek. Kaldırmak. Kopmak. Kesip ayırmak. Çözmek. Ayrılmak.

Bell ingilizce tanımı, definition of Bell

Bell kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, hops bell. To blossom. To put a bell upon. To take the form of a bell. To call or bellow, as the deer in rutting time. To develop bells or corollas. A hollow metallic vessel, usually shaped somewhat like a cup with a flaring mouth, containing a clapper or tongue, and giving forth a ringing sound on being struck. To make a bellowing sound. To roar. To utter by bellowing. As, to bell the cat.