Biases türkçesi Biases nedir

  • Önyargılı davranmasına neden olmak.
  • Aklını çelmek.
  • Etki altında bırakmak.
  • Önyargılar.
  • Aleyhte etkilemek.

Biases ingilizcede ne demek, Biases nerede nasıl kullanılır?

Entamoebiases : Entamobiyozis. Entamoeba cinsindeki türlerin neden olduğu enfeksiyon.

Biased : Tarafgir. Etkilenmiş. Eğilimli. Etki altında kalmış. Yanlı. Taraflı. Önyargılı. Peşin hükümlü.

Biased automatic gain control : Eşikli otomatik kazanç ayarı.

Biased estimator : Yanlı tahminci. Sapmalı tahmin edici. Yanlı kestirici.

Biased question : Yanlı soru. Kuruluş ve biçimlenişi ya da dile getirilişiyle belli bir yönde yanıtlar almaya eğilimli soru.

Biasedly : Önyargılı bir şekilde. Taraflı bir şekilde. Taraflı olarak. Önyargılı olarak. Etkilenmiş bir biçimde.

Biased view : Taraflı düşünce. Önyargılı düşünce. Önyargılı fikir.

Biased sample : Çapraz örnek. Yanlı örneklem. Yanlı örnek.

Biased sampling : Çapraz örnekleme. Evren dizelgesinin eksikliği, seçme işleminin yetersizliği ya da uygulama yanlılığından ötürü içinden seçildiği evreni yansıtma niteliğinden yoksun örnekleme. Yanlı örnekleme.

Anti trade biased growth : H.g. johnson’ın büyüme ve dış ticaret ilişkisini tam uzmanlaşma varsayımı altında incelediği yaklaşımda, dışalım malları istemiyle dışsatım malları sunumunun üretim artış oranından oransal olarak daha düşük oranda arttığı, diğer bir deyişle dış ticaret hadlerinin iktisadi büyüme sonrasında ülke lehine döndüğü durum. krş. ticaretten yana büyüme. Ticarete karşı büyüme.

 

İngilizce Biases Türkçe anlamı, Biases eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Biases ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Preconceptions : Peşin hüküm. Önyargı.

Biassing : Fikrini etkilemek. Sapmak. Fikrini yönlendirmek. Önyargılı kılmak. Önyargıyla hareket etmek. Önyargı.

Explanation : İzah. Neden, yasa vb. aracılığıyla incelenen konunun özünü aydınlatmayı amaçlayan bilimsel inceleme aşaması ya da biçimi. Aydınlatma. Anlam. Yorum. Tanımlama. Açıklama. Mana. Şerh. Anlamlandırma.

Supposition : Varsayım. Zan. Olmayan ya da gerçekleşmemiş bir durumu tasarlama, geçerli sayma ya da bir savı kanıtlamadan doğru sayma. Sanı. Farz. Sayıt. Tahmin. Faraziye. Kıyas.

Foundation : Kuruluş. Tesis etme. Temel. Alt yapı. Esas. Döşek. Bir taşınmazın gelirinin, iyesince, sürekli olarak, belli bir ya da birkaç kamu işgörüsü için ayrılması. kamu yararına ayrılmış olan bu tür taşınmazların yönetimi ile görevlendirilmiş kamu kurumu. Tesis. Makyaj temeli olarak kullanılan kozmetik krem.

Groundwork : Asıl. Temel. Altyapı. Yer işi. Zemin. Fon. Esas. Ön hazırlıklar. Kaide. Alt yapı.

Beguile : Büyülemek. Kandırmak. Nasıl geçtiğini anlamamak. Aldatmak. Ayartmak. Eğlendirmek. Çekmek. Saptırmak. Cezbetmek.

Bias : Yan. Örnekleme işleminde, konuyu canlandırma niteliği yönünden deneklerin seçimine gereken önemin verilmemesi yüzünden yapılan yanlışlık. Öngerilim. Önyargılı kılmak. Yanlılık. Fikrini etkilemek. Fikrini yönlendirmek. Yan tutma. Sapma. Önyargı.

 

Beguiles : Çekmek. Cezbetmek. Hoşça geçirmek. Ayartmak. Aldatmak. Nasıl geçtiğini anlamamak. Eğlendirmek. Kandırmak. Saptırmak. Büyülemek.

Allured : Cezbetmek. Albeni. Çekme. Çekmek. Aklını başından almak. Büyülemek. Baştan çıkarmak. Çekici. Ayartmak.

Biases synonyms : meat and potatoes, base, prejudices, dissuade, assumption, ground, prejudice, biasses, footing, cozens, biasing, cozen, cornerstone, cozening, fundament, allures, dissuade from, supposal, prejudicing, allure, cozened, common ground.

Biases zıt anlamlı kelimeler, Biases kelime anlamı

Unsupported : Doğrulanmamış. Dayanağı olmayan. Desteklenmeyen. Destekli olmayan. Desteklenmiyor. Doğrulanmış olmayan. Arkası olmayan. Mesnetsiz. Desteksiz.

Incidental : Önemsiz olay. Bağlı. Özgü. Rastlantısal. Küçük. Küçük ve önemsiz. Arızi. Tesadüfi. Tesadüfen meydana gelen. Olası.