Önyargı nedir, Önyargı ne demek

Önyargı; Sosyoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.

Sosyoloji'deki terim anlamı:

Bireyde başka bireylere, toplumsal kümelere karşı sevgi ya da düşmanlık duygusu uyanmasına yol açan, koşullanmış bir duygusal tutumu yansıtan yalınkat inanç, kanı, genelleme.

Önyargı ile ilgili Cümleler

  • Bu insanlar önyargılı.
  • Sen önyargılısın, değil mi?
  • Çalışma önyargılı.
  • Benim önyargım yok.
  • Tom'un önyargısız olduğunu düşünüyor musun?
  • Sanırım Mustafa önyargılı.
  • Sen önyargılı mısın?
  • Cehalet önyargının birçok formlarının kaynağıdır.
  • Ben önyargılı değilim.
  • Önyargıları yok etmek atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur
  • Cehalet önyargının birçok formlarına yol açmaktadır.
  • Önyargı var olmaya devam edecektir.

Önyargı anlamı, tanımı

Önya : Balkon

Önyargılı kişilik : Önyargıların önemli yer tuttuğu kişilik yapısı.

Toplumsal küme : Türlü etkileşimlerle bir arada bulunan,birden çok sayıda bireyden oluşan toplumsal birim.

Genelleme : Genellemek işi. Bir işlemin sonucu olan genel kavram, yargı, bilim yasası veya kuram. Zihnin genel düşünceler yapması işlemi veya özelden genele geçiş, tamim.

Toplumsal : Toplumla ilgili, topluma ilişkin, içtimai, maşerî, sosyal.

Düşmanlık : Düşmanca duygu veya davranış, yağılık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm.

 

Yalınkat : Tek kat, hafif, ince. İnce, narin kişi. Bir kez sürülmüş tarla: Yalınkatına pancar olmaz. Tek kat. Zaif, cılız, zarif.

Duygusal : Duygularla ilgili, duygulara dayanan, hissî. Duygunun ağır bastığı, duygunun aşırı etkilediği (eser veya insan).

Kümele : İçine ot konulan kulübe, barınak. Bostan ve bağ bekçisinin kulübesi. Çadır.

Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.

Uyanma : Uyanmak durumu, intibah. Uyku durumundan çıkma.

Düşman : Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).

Tutum : Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.

Yalın : Alev. Çıplak, kınından çıkmış. Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı).

Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

Yansı : Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü. Akis. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Tepke.

 

Kümel : Sayı kümelerine ve bu kümeler üzerindeki işlemlere ilişkin olan.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Sevgi : İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.

Birey : Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert.

Diğer dillerde Önyargı anlamı nedir?

İngilizce'de Önyargı ne demek ? : prejudice