Biasing türkçesi Biasing nedir

  • [#etki Etkileme].
  • Önyargılı davranmasına neden olmak.
  • Aleyhte etkilemek.
  • Etki altında bırakmak.
  • Aklını çelmek.

Biasing ingilizcede ne demek, Biasing nerede nasıl kullanılır?

Biasing effect : Saptırıcı etki. Bir gözlem ya da ölçme durumunda korku, çekinme, yanlış anlama, olumlu görüntü yaratma eğilimi, bastırıcı ve koşullayıcı toplumsal kurallar ve durumsal etkenler gibi gözlemleri ya da ölçümleri saptırabilecek nedenlerden her biri.

Acanthamebiasis : Akantamebiyaz.

Amebiasis : Amebiyazis. Amibiyaz. Bir kalın bağırsak hastalığı.

Amoebiasis : Amibiyaz. Amebiyazis. Amoeboa sınıfı asalakların neden olduğu enfeksiyon. Bir kalın bağırsak hastalığı.

Entamoebiasis : Entamobiyozis. Entamoeba cinsindeki türlerin neden olduğu enfeksiyon.

Enterobiasis : Kıl kurdu enfeksiyonu. Bağırsak kurdu (bağırsak paraziti türü) istilası. Enterobiyazis. Enterobiyaz. Solucanlanma.

Intestinal amoebiasis : Amip dizanterisi. Bağırsak amebiyozisi.

Pulmonary amebiasis : Akciğer amebiyozisi. Bağırsak amebiyozisi veya karaciğer amebiyozisi olan hastalarda görülen, plöra, diyafram, akciğer ve bronşların etkilendiği göğüs boşluğunun amip enfeksiyonu.

Bias binding : Verev biye. Verev bant. Verev bantı. Çapraz şerit.

Bias current : Polarlama akımı. Ön akım.

İngilizce Biasing Türkçe anlamı, Biasing eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Biasing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Allured : Aklını başından almak. Aklını başından almak (argo terim). Cezbetmek. Çekme. Çekici. Baştan çıkarmak. Albeni. Büyülemek. Ayartmak.

Impingement : Karşı gelme. İhlal. Vurma. Taşma. İzinsiz girme. Tecavüz. İzlenim bırakma. Çarpma. Gasp.

Prejudicing : Önyargı. Önyargı verdirmek. Haksız hüküm verdirmek. Zarar vermek (hukuk terimi). Zayıflatmak. Peşin yargı. Önyargılı olmasına neden olmak. Etkilemek. Kayırma.

Affection : Meyil. Alaka. Hastalık. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Düşkünlük. Şefkat. Eğilim. Duygulanım.

Dazzling : Şaşırtıcı. Göz kamaştırıcı. Büyüleyici. Başdöndüren. Baş döndüren. Parlak. Baş döndürücü.

Cozening : Kandırmak. Dolandırmak. Aldatmak. Koparmak. Zorlamak.

Effecting : Meydana getirmek. Sonuç verme. Gerçekleştirmek. Etki etmek. Sonuca vardırmak. Ulaşmak. Tesir etme. Etkisi olmak. Üretme.

Leavens : Maya ihtiva eden hamur. Kabarma (hamur). Bozmak. Mayalı hamur. Etki. Hamur. Mayalandırmak. Mayalama. Mayalamak.

Cozens : Zorlamak. Dolandırmak. Kandırmak. Koparmak. Aldatmak.

Affecting : Etkileyici. Yapmacıklı. Etkileyen. Duygulandırma. Dokunaklı. Numaracı. Taklitçi. Derinden etkileyici.

Biasing synonyms : bias, allures, cozen, effectuating, impact, influencing, cozened, allure, coaction, beguiles, dissuade, bright, biassing, fulgent, actions, beguile, glaring, blinding, action, dissuade from, infectiousness, prejudice, glary, impingements, biasses, lost, biases, leaven, leavening.

 

Biasing zıt anlamlı kelimeler, Biasing kelime anlamı

Found : Kalıba dökmek. Tesis etmek. Yapmak. Dayanmak. Eritmek. Temel yapmak. Yaptırmak. İnşa etmek. Temel atmak. Dayandırmak.

Dull : Soluk. Ruhsuz. Mat. Donuk. Fersiz. Renksiz. Ağır. Hafifletmek. Körelmek. Sıkıcı.