Bibliotics türkçesi Bibliotics nedir

  • Yazarını tanımlayabilmek için el yazısını inceleme.

Bibliotics ingilizcede ne demek, Bibliotics nerede nasıl kullanılır?

Bibliotic : Yazarını tanımlayabilmek için el yazısını inceleme ile ilgili. Böyle bir incelemeye özgü.

Bibliotaph : Kitaplarını kilit altında saklayan kişi. Kitapgizler.

Bibliothec : Kütüphaneci.

Bibliotheca : Kütüphane. Kitap kataloğu. Kitap listesi.

Bibliotherapeutic : Bibliyoterapi ile ilgili. Bibliyoterapiye özgü. Okumanın iyileştirici bir tedavi yöntemi olarak kullanılmasıyla ilgili.

Biblio : Bibliyo. Kimlikçe. İç kapağın b yüzünde yer alan kaynakça notu ya da basım kaydı.

Biblio train : Gezici kitaplık görevi yapan tren. Kitaplık tren.

Bibliofilm : Kitap sayfalarını fotoğraflamak için kullanılan mikrofilm.

Bibliotherapy : Kitapla sağaltım. Bibliyoterapi. Okumanın iyileştirici bir tedavi yöntemi olarak kullanılması. Kitapla iyileştirme. Sinirsel bozuklukların hastalara kitap okutarak tedavi edilmesi. Tıpta ve ruhsal sağaltımda seçme okuma parçalar kullanarak iyileştirme yöntemi, belli konulara yönetilmiş okumayla kişisel sorunların çözümlenmesine yardım etme yöntemi. Kişilerin sorunlarını öğrenmek ve onları iyileştirmek için kitaplardan yararlanma yolu.

Bibliognost : Kitaptanır. Kitapları çok iyi tanıyan, kitaplar üstüne bilgisi olan kişi. bk. kitapbilir.

 

İngilizce Bibliotics Türkçe anlamı, Bibliotics eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bibliotics ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Subject area : Konu alanı. Konu bölümü.

Field of study : Çalışma alanı. Akademik disiplin. Bilim dalı. Disiplin. Branş.

Field : Arazi. Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü. Top atmak (kriket). Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik. Sahaya çıkarmak. Tarla. Saha. Ayaktopu oyununun oynandığı, uzunluğu en az 90, en çok 120, genişliği ise en az 45, en çok 90 m. olan toprak ya da çimle kaplı düz yer. Alan.

Subject : Bağımlı. Boyun eğdirmek. Maruz. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu. Maruz bırakmak. Subjekt. Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid halinde, tek manzarasında severlerdi (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 114). oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 90). bu tahammül edilemez bir ömürdü… (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 34). agah bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (r. h. karay, göst. e., s. 35). ben anadolu'ya gitmezden önce manevi kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 114). odada, galiba, teyzesi yatıyor. (p. safa, şimşek, s. 210). hakikatte bütün istanbul garip bir sinirlilik içinde idi (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 276). o, zamanın sahibi idi (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 37). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, yalnızlar, s. 216). melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 3: medarı maişet motoru, s. 170). yol ayrımına, yolu olan gelir! (k. tahir, yol ayrımı, s. 310). insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (y.kemal bayatlı, kendi gök kubbemiz, s. 91) vb. Uyruk. Ders. Konu.

 

Bailiwick : Yetki alanı. Şerifin vekilinin yetki bölgesi. Yetki bölgesi. Uzmanlık alanı. Bilgi alanı. Vekilinin yetki bölgesi.

Study : Çalışmanın yapısı, yapılan ölçümlerin seçimi ve onların sıklıkları dahil verilerin toplanması olarak özetlenebilen bir çalışma tasarımının istatistiksel yönü. Belli gözlemleme, çözümleme araç ve işlemlerine başvurarak olayları bilimsel olarak gözden geçirme. İncelemek. Öğrenmek. Çalışma yapmak. Çabalamak. Okumak. Ele alınan bir konu ya da olayın özelliklerini ve ayrıntılarını inceden inceye anlamaya çalışmak, ilgili yasa ve kuralları ortaya çıkarmak ve birtakım sonuçlar elde etmek için yapılan yöntemli çalışma. bu türden çalışmalar sonunda ortaya çıkan yapıt. Gözetmek. Çalışmak (ders).

Discipline : Yetiştirmek. Disiplin sağlamak. Disipline etmek. Disiplin. Kontrol etmek. Cezalandırmak. Yola getirmek. Bilimdalı. Bilgi dalı.

Bibliotics synonyms : subject field.