Big wave türkçesi Big wave nedir

Big wave ile ilgili cümleler

English: A big wave turned over his canoe.
Turkish: Büyük bir dalga kanoyu devirdi.

English: A big wave swept the man off the boat.
Turkish: Büyük bir dalga adamı bottan attı.

Big wave ingilizcede ne demek, Big wave nerede nasıl kullanılır?

Big : İri. Büyük. Popüler. Ünlü. Önemli. Kocaman.

Wave : Kendisini zamanca ve uzayca düzenli olarak yineleyen ve bir ortamda değişmeden hızla ilerleyen bir salınım katarı. Yeğinliği, genliği yer ile zamana göre düzenli biçimde yinelenerek değişen işlev ya da nicelik. Ünalgı tolkunu. Dalga. Sallamak. Geniş su yüzeylerinde rüzgarla oluşan, sırt ve çukur bölümleriyle durgun su yüzünü pürüzlendirip bir salınım devinimiyle birbirini kovuşturarak ilerleyen dizilerden her biri. El etmek. El sallamak. Bilgisayar, coğrafya, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Özdeğin, erke niteliğini taşımak ve alan görünümünde ortaya çıkmak koşuluyla, parçacıkların dönemli titreşimlerinden oluşan, yeğinlik ve uzanımı, bulundukları yer ve zamanın izleviyle belirlenen varlık türü.

Big apple : New york city'nin lakabı. New york. Büyük elma.

Big bang : Büyük patlama. 1986 eylül'ünde londra sermaye piyasalarının serbestleştirilmesi için kullanılan terim. Başlangıç.

 

Big bang theory : Big bang teorisi. Bütün evrenin tek bir noktanın devasa patlamasından yaratıldığı modeli. Büyük patlama teorisi. Big bang büyük patlama teorisi.

Big bellied : Toparlak. Şişman. Şişko. Büyük göbekli. Kilolu. Koca göbekli.

Big belly : Şiş göbek.

İngilizce Big wave Türkçe anlamı, Big wave eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Big wave ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Boomer : Moda. Gümbürtü sesi çıkaran kimse veya şey. Göçmen işçi. Ekonomik büyüme dönemi. Balistik füze denizaltısı. Stratejik vuruş gücü olan denizaltı. İri erkek kanguru. Hızlı ekonomik gelişme gösterilen dönem. Göçmen. Yetişkin erkek kanguru.

Surge : [#dalgalanma Dalgalanmak]. Dev dalga. Taşmak. Kabarma. Dalgalanma. Kaynamak. Kabarmak (deniz). İnip çıkma. Hürya etmek.

Billow : Rüzgarla şişmek. Dalgalandırmak. Şişirmek (yelkeni). Dalgalar halinde yükselmek. Dalga dalga kabarmak. Buram buram çıkmak (duman). Dalgalanmak. Kabarmak. Çok duman çıkarmak.

Roller : Takla atan güvercin. Makara. Gök kuzgun. Kuşlar (aves) sınıfının, gökkuzgunumsular (coraciiformes) takımının, gökkuzgungiller (coraciidae) familyasından, türkiye'nin her tarafında yazın kuluçkaya yatan, açık ve ağaçlı yerlerde yaşayan, havada yakaladığı böceklerle beslenen, ayrıca fare, kertenkele ve kurbağa gibi canlıları da yiyen, yakaladığı büyük hayvanları önce gagası ile dallara ve yere çarparak öldüren göçmen bir tür. kuzgun, mavi kuzgun, yeşil karga. Tekerlek. Sahile çarpan dalga. Bigudi. Gökkuzgun. Silindir. Baskı silindiri.