Dalgalanmak nedir, Dalgalanmak ne demek

"Dalgalanmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yüzünde belli belirsiz bir pembelik dalgalanmıştı." - H. Taner
  • "Kadının simsiyah saçları, gelişigüzel rüzgârın önüne bırakılmış, dalgalanıyor." - E. M. Karakurt

Dalgalanmak kısaca anlamı, tanımı:

Dalgalanma : Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.

Dalga : Dalgınlık. Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Bir yüzeydeki kıvrım. Geçici sevgili. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Gizli iş, dalavere. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu. Saçların kıvrım genişliği. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Geçici aşk ilişkisi.

 

Oluşmak : Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, teşekkül etmek, tekevvün etmek.

Renk : Çeşitlilik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik.

Değiştirmek : Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek.

Hareketli : Canlı, kıpırdak. Hareketi olan, yer değiştirebilen, devingen, müteharrik, mobilize.

Kıpırdamak : Kımıldamak, sürekli ve hafifçe oynamak, kıpırdanmak.

Tutar : Nicelik bakımından bir şeyin bütünü. Para miktarı, meblağ.

Davranış : Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Üzerinde : ... ile ilgili, üzerine. Üstünde.

Ton : Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması. Bin kilogramlık ağırlık birimi. Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. Ses titreşimlerinin yükselip alçalması, titrem. Bir rengin koyuluk veya açıklık derecesi. İnsan veya çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi.

Olmak : Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Yol açmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Sarhoş olmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Uymak, tam gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bulunmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Sürdürmek, yürütmek.

 

Tutarlı : Aralarında çelişki bulunmayan, her bakımdan uyumlu, insicamlı.

Diğer dillerde Dalgalanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Dalgalanmak ne demek? : v. wave, undulate, fluctuate, stream, float, fly, balance, flourish, flutter, ripple, ruffle, shiver, surge

Fransızca'da Dalgalanmak : ondoyer, onduler, flotter

Almanca'da Dalgalanmak : v. flottieren, undulieren, wallen, wellen: sich wellen, wogen

Rusça'da Dalgalanmak : v. волноваться, кипеть, развеваться, веять, взволноваться, переволноваться