Floats türkçesi Floats nedir

  • Batmamak.
  • Dolaşmak.
  • Yaymak.
  • Yüzmek.
  • Yer ışıkları.
  • Dalgalanmak.
  • Sahnenin önünde yerde bulunan ışıtaçlar. bunlar bugünkü tiyatrolardan kaldırılmıştır.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • İşlik düzlüğünün tabanına, görünçlüğü önden aydınlatacak biçimde yerleştirilen bir dizi ışıtaç.
  • Yüzdürmek.
  • Süzülmek.
  • Su üzerinde durmak.
  • Kurmak (şirket).
  • Piyasaya çıkarmak.
  • Taban ışıtaçları.

Floats ile ilgili cümleler

English: If this kind of music floats your boat, let me recommend a few other musicians you may want to listen to.
Turkish: Bu tür müzik tekneni yüzdürürse, dinlemek isteyebileceğin birkaç müzisyen daha tavsiye edeyim.

English: We learned that oil floats on water.
Turkish: Yağın suyun üstünde yüzdüğünü gördük.

English: What floats your boat?
Turkish: Tekneni ne yüzdürür?

English: Didn't you know that oil floats on water?
Turkish: Petrolün suda yüzdüğünü bilmiyor muydun?

English: One quality of oil is that it floats on water.
Turkish: Yağın özelliklerinden biri suda yüzmemesidir.

Floats ingilizcede ne demek, Floats nerede nasıl kullanılır?

Arm floats : Kolluk.

Floatstone : Mozaik taşı. Perdah taşı.

Float a loan : Kredi ayarlamak. Kredi bulmak.

Float an idea : Bir fikir önermek. Ortaya bir fikir atmak.

 

Float and sink analysis : Yüzdürme-çökeltme çözümlemesi. Yüzdürme-çökeltme analizi.

Float trap : Şamandıralı buhar kapanı. Yüzertoplu bir düzen yardımıyla açılıp kapanan buhar tutucusu. Yüzertoplu buhar tutucusu. Şamandıralı kondenstop.

Float around : Etrafta gezmek veya dolanmak veya dolaşmak. Etrafta yüzmek.

Float board : Çark kanadı.

Float line : Mantar yaka. Su içerisinde mantar veya diğer yüzdürücüler yardımıyla ağın yüzmesini ve açılmasını sağlayan kısım.

Float charge : Tampon şarj.

İngilizce Floats Türkçe anlamı, Floats eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Floats ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flourish : Sağlıklı bir biçimde büyümek. Sallamak. Büyümek. Zenginleşmek. Fanfar çalmak. Elini kolunu sallayarak dikkat çekmeye çalışmak. Sergilemek. El sallamak. Savrulmak. Gösteriş.

Circuiting : Turneye çıkmak. Etrafında dönmek. Devretmek.

Swum : Dönmek. Dolmak. Islatmak. Yüzen. Taşmak.

Flays : Çok parasını almak. Verip veriştirmek. Fena halde azarlamak. Yüzmek (derisini). Soymak. Derisini yüzmek. Azarlamak. Paylamak. Haşlamak.

Waft : Sürüklemek (rüzgar veya dalga). El işareti. Taşımak (hava veya su). Götürmek. Hafif koku. Sürüklenmek (rüzgarla veya dalgayla). Taşımak (hava, su vb.). Taşımak. Sürüklemek. Uçuş.

Flourishes : Güzelleşmek. Savurmak. Abartılı jestler yapmak. Sallamak. Süslü konuşmak. Sergilemek. Yıldızı parlamak. Savrulmak. İlerlemek. Zenginleşmek.

Flown : Savrulmak. Uçan. Kaçmak. Uçurmak. Saçılmak. Havalanmak. Atlayarak aşmak. Üzerinden atlamak. Atılmak. Uçakla gitmek.

 

Swam : Dolmak. Taşmak. Islatmak. Dönmek.

Cruise : Ağır ağır gitmek. Gemiyle gezmek. Gezinmek. Turistik gemi yolculuğu. Dolaşmak (polis veya polis arabası) (etrafı kolaçan ederek). Gemi ile dolaşmak. Seyretmek. Dolaşmak (taksi şoförü taksi müşteri arayarak). Sokaklarda dolaşarak müşteri aramak (fahişe). Gemi gezisi.

Circuited : Etrafında dönmek. Devretmek. Turneye çıkmak.

Floats synonyms : locomote, the swim, bespread, buoy up, flounders, puffiness, blow, shave, skin, circulates, issuing, floated, footlight, fluctuates, ambulating, delate, flounder, go, circuit, issue, bespreads, flourished, distils, move, fluctuate, billow, drain, drift, bespreading, buoy, conveyed, filters, broadcasted.

Floats zıt anlamlı kelimeler, Floats kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Sink : Alıcı. Kötüye gitmek. Batmak. Dalmak. Hafiflemek. İnmek. Açmak. Dolin. Kırılmak. Çökmek.