Bilin nedir, Bilin ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Balçık ve elenmiş saman karıştırılarak yapılan, tahıl saklamaya yarayan kap.
Bilin ile ilgili Cümleler
- Bilinç muhabbetinden yeterince sıkıldım.
- Bilinçli rüyaların var mı?
- Everest Dağı, Qomolangma olarak da bilinir.
- Bilinci henüz açılmadı.
- İnsanın herhangi bir araçla ne yaşadığının bilincine varmasının bir doyum ve haz kaynağı olduğu unutulmamalıdır.
- İnsanlar bilinçli varlıklardır.
- Bilinç varlığın ön koşuludur.
- Wolmar Schildt "bilim ve sanatın babası" olarak da bilinir.
- O, kız kardeşini kaldırımda bilinçsizce yatarken buldu.
- Bilinmeyen varlıklara yalvarmak akıllıca değil.
- Üç hafta boyunca komada kaldıktan sonra, Tom'un bilinci yerine geldi.
- Bilinçsiz insan acı hissetmez, ama aile ve dostları için bu uzun ve acılı bir deneyim olabilir.
- Burak Tuğba'yı evinin dışında bilinmeyen bir adamla konuştuğunu gördü.
- Bu herkesçe bilinen bir sır.
Bilin ile ilgili Atasözü veya Deyim
abanın kadri yağmurda bilinir : bir şeyin gerçek değeri ona gereksinim duyulduğunda anlaşılır anlamında kullanılan bir söz.
başa gelmeyince bilinmez : başına bir felaket gelmeyen, başkasına gelen felaketin ne denli acı olduğunu gereği gibi anlayamaz anlamında kullanılan bir söz.
bilincine varmak : anlamak, kavramak.
gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir : insan gençliğinde yaptığı şeylerin çoğunu yaşlandığında yapamaz ve gençliğin ne denli değerli olduğunu o zaman anlar anlamında kullanılan bir söz.
kader olmayınca kadir bilinmez : kişi talihsiz ise ne kadar iyi insan olursa olsun, değeri bilinmez anlamında kullanılan bir söz.
Bilin anlamı, tanımı
Bilincek çıkmak : Tanımak, bilmek.
Bilinç akışı romanı : Sözle dışarıya vurulan fikir ve duyguları ve onlarla birlikte içten geçenleri de bir arada alarak bilinç akışını kesiksiz ve eksiksiz bir şekilde anlatan, yirminci yüzyıl roman türü.
Bilinç eşiği : (Freud) Belirli bir zaman içinde bilinçte bulunmamakla birlikte istendiği anda kolayca bilince çağrılabilecek bilgi, anı, beceri ve benzerlerinin bulunduğu anlık alanı.
Bilinç genişliği : Belirli bir anda kişinin aynı zamanda algılayabileceği nesnelerin toplamı.
Bilinç katı : Bilinç sürecini denetlediği ileri sürülen beyindeki yer.
Bilinç öncesi : Belirli bir anda, bilinçte bulunmayan, yalnız kolaylıkla anımsanıp hemen bilince çağrılabilen anı ve yaşantıların anlıktaki yeri.
Bilinçaltı romanı : Bilinçaltı durumlarını belirten roman.
Bilinçdışı : İnsan ruhunun, baskı altında tutulan isteklerle bunlara bağlı düşüncelerden oluşan ve bilince ulaşamayan bölümü. Bilinçten yoksun olan ya da henüz bilincine erişilmemiş olan. Bilincin dışında geçen eylem ve etkinliklere verilen ad.
Bilinçdışı öğrenme : Anımsamayı sağlayamayacak aşamadaki öğrenme.
Bilinçlendirebilme : Bilinçlendirebilmek işi, şuurlandırabilme.
Bilinçlendirebilmek : Bilinçlendirme imkânı veya olasılığı bulunmak, şuurlandırabilmek.
Bilinçlendirilebilme : Bilinçlendirilebilmek işi, şuurlandırılabilme. Bilinçlendirilme imkânı veya olasılığı bulunmak, şuurlandırılabilmek.
Bilinçlendirilme : Bilinçlendirilmek işi, şuurlandırılma.
Bilinçlendirilmek : Bilinçli bir duruma getirilmek, bilinçlenmesi sağlanmak, şuurlandırılmak.
Bilinçlendiriş : Bilinçlendirme işi, şuurlandırış.
Bilinçlendirme : Bilinçlendirmek işi, şuurlandırma.
Bilinçlenebilme : Bilinçlenebilmek işi, şuurlanabilme.
Bilinçlenebilmek : Bilinçlenme imkânı veya olasılığı bulunmak, şuurlanabilmek.
Bilinçleniş : Bilinçlenme işi, şuurlanış.
Bilinçli belirsizlik : Özellikle çıkarıma ya da uzancalı yordamlarda tutum ve kanıları ölçülen kişilerin yanıtlarını etkilememek üzere söz, soru, anlatım ve görünülerin bilinçli olarak kapalı bırakılmasından doğan belirsizlik, bk. belirsiz betim, görünülü yordam.
Bilinçli direnç : Sağaltana karşı duyulan güvensizlik ya da utanç duygusunun etkisiyle, sağaltana verilmesi gereken bilgileri saklama.
Bilinçli eskitme : Piyasada istemi sürekli kılmak amacıyla yazılım, bilgisayar ve cep telefonu gibi malların, belirli bir süre sonra yenileriyle değiştirilmelerini sağlayacak biçimde yoğun araştırma - geliştirme etkinlikleri ile sürekli yenilenip, özelliklerinin değiştirilmesi veya geliştirilmesi.
Bilinçliliğin bölünmesi : (James) Bir küme yaşantının, yaşantıların çoğunluğundan ayrı ve bağımsız olarak, kendi içinde örgütlenmesi.
Bilinçsiz bellek : (Freud) Baskıya alınıp bilinçaltına kapatıldığı için doğrudan anımsanmamakla birlikte gizli yollardan bilinci ve davranışı etkileyen anı, dilek ve özlemlerin tümü.
Bilinçsiz güdülenme : Kişinin bilincinde olmadığı ve ancak davranışlarıyla yansıtabildiği eyleme geçme isteği.
Bilinçsizce : Bilinçsize yakışır biçimde olan, şuursuzca. (bilinçsi'zce) Bilinçsiz bir biçimde, şuursuzca.
Bilinçsizleşebilme : Bilinçsizleşebilmek işi, şuursuzlaşabilme.
Fiyat bilinci : Alıcıların satın alacakları mallar ve bu mallara alternatif malların fiyatları hakkında sahip oldukları bilgi düzeyi.
Hexagenia bilineata : Göl sineği.
Irksal bilinçdışı : (Jung) Bireyin bilinçdışının, geçmişlerinden gelen ve başkalarıyla ortak olan yanı.
İkincil bilinti kaynakları : Bir gözlem tekniğiyle elde edilen bilgilerin geçerliğini sınamak üzere başvurulan ikincil ve dolaylı bilgi kaynakları, bk. birincil kaynak.
Küme bilinci : Kümedeki bireylerin bilinç durumlarının toplamı olmayıp, kümenin tümüne özgü olan bilinç. Bireyin herhangi bir kümenin üyesi olduğunu bilmesi, bu üyeliğe olumlu bir değer vermesi ve kendi kümesi dışında başka kümelerin de bulunduğunun bilincinde olması.
Nedeni bilinmeyen kolon yangısı : Atlarda çeşitli nedenlerle bağırsak ekosisteminin bozulması sonucu Clostridium türlerinin salgıladıkları endotoksinlerden kaynaklanan ishal, dehidrasyon, deri altı ve serozalarda peteşiyel kanamalar, kolon mukozasında kanama, ödem, nekroz ve fibrinli yangıyla belirgin, sporadik ve perakut seyirli, ölümcül, toksemik hastalık, kolitis X.
Ortak bilinç : (Durkheim) Bir toplumda ya da toplumsal kümede oluşan, tek tek bireylerinkinden bütünüyle ayrı nitelikte ve bireylerin dışında olan ortak tasarımlar, duygular, davranışlar.
Sınıf bilinci : Bir toplumsal sınıf üyelerinin toplumdaki sınıfsal yapı içinde belli bir basamakta bulunduklarını, bu yeri belirleyen etkenlerin neler olduğunu kavramaları, durumlarını iyileştirmeyi ortaklaşa olarak amaçlamaları.
Toplumsal bilinç biçimleri : İnsanların kılgısal etkinlikleri sırasında çevrelerini anlıklarında yansıtma biçimleri.
Törel bilinç : İnsanın toplum içindeki davranışına ilişkin aktöresel sorumluluğunu kavrayışı üzerine dayalı duyusal deneyimler karmaşığı.
Bilinç : İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur. Temel bilgi, temel görüş.
Bilinç akışı : Düşüncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılması.
Bilinç dışı : Bilinçsizce yapılmış olan iş ve etkinliklerin bütünü. İnsan ruhunun, baskı altında tutulan isteklerle bunlara bağlı düşüncelerden oluşan ve bilince ulaşamayan bölümü.
Bilinç kaybı : Sinir sistemindeki bir arıza sebebiyle bilincin yitirilmesi.
Bilinçaltı : Bilinç dışı olmakla birlikte, dilendiğinde kapsamındakilerin bilince çağrılabildiği zihin bölgesi, şuuraltı, tahteşşuur.
Bilinçaltı reklam : İzleyicilerin bilinçaltıyla algılayabilecekleri kadar kısa görüntüler kullanılarak yapılmış olan tanıtım.
Bilinçlendirmek : Bilinçli duruma getirmek, şuurlandırmak.
Bilinçlenme : Bilinçlenmek işi, şuurlanma.
Bilinçlenmek : Bilinçli duruma gelmek, şuurlanmak.
Bilinçli : Bilinci olan, şuurlu. Kendi etkinliğinin farkında olan, şuurlu.
Bilinçlilik : Bilinçli olma durumu, şuurluluk. Nesne, olay ve edimlere uyanık bulunma durumu, şuurluluk.
Bilinçsiz : Bilinci olmayan, şuursuz. Kendi etkinliğini eleştirmeli bir biçimde sezmeyen, şuursuz.
Bilinçsizlik : Bilinçsiz olma durumu, şuursuzluk. Nesne, olay ve işlere karşı uyanık bulunmama durumu, şuursuzluk.
Bilindik : Bilinen.
Bilinemez : İnsan aklıyla bilinemeyen şey.
Bilinemezci : Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse). Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik.
Bilinemezcilik : Bilginin bağıntılı olduğuna ve bundan dolayı salt olmadığına inanan öğreti. Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti, laedriye, agnostisizm.
Bilinemezlik : Bilinemez olma durumu.
Bilinen : Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum.
Bilinme : Bilinmek işi.
Bilinmedik : Bilinmeyen.
Bilinmek : Bilme işine konu olmak, anlaşılmak, öğrenilmek.
Bilinmeyen : Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul.
Toplumsal bilinç : Bir toplumdaki ruhsal etkinliklerin veya ruhsal durumların bütünü. Kişinin toplumdaki sorumluluğunun farkında olması.
Diğer dillerde Bilimtay sözenliği anlamı nedir?
Fransızca'da Bilimtay sözenliği nedir ? : eloquence académique


Bu kısımda Bilin nedir? Bilin ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bilin tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bilin hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.