Bini nedir, Bini ne demek

"Bini" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu hayvan biniye gelmez."

Yerel Türkçe anlamı:

İpliği yumak yapmakta kullanılan haç şeklinde bir araç.

Atın yürüyüş şekli.

Kapıların, pencerelerin örtülen tarafına çakılan ve bir çıkıntı yapan çıta

Küf.

[Bakınız: bine]

Diğer sözlük anlamları:

Kozadan ipek sağmak için kullanılan aygıt (?)

Bilimsel terim anlamı:

Yan yana kapanan iki kapak, kapı ya da pencerenin ek yerlerini örten çıta.

Osmanlıca Bini ne demek? Bini Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

bini

Bini tanımı, anlamı:

Bini aşmak : Çok fazla olmak, sınırı aşmak.

Bini bir paraya : Pek çok ve ucuz. pek çok yapılan, pek çok olan.

Binici : Ata binen kimse.

Binicilik : Binici olma durumu. Ata binilerek yapılmış olan spor.

Binicinin sağı solu olmaz : "işini titizlikle yürüten kişinin, çalışanlarına her zaman iyi davranması beklenemez" anlamında kullanılan bir söz. "uzman kişi, hangi yöntemi uygularsa uygulasın başarılı olur" anlamında kullanılan bir söz.

Binilme : Binilmek işi.

Binilmek : Binme işi yapılmak.

Binin yarısı beş yüz : Çok düşünceli görünen birine "aldırma!" anlamında kullanılan bir söz.

 

Bininci : Bin sayısının sıra sıfatı, sırada dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen.

Biniş : Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe. Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe. Binme işi. Atlı alay. Atlı alayda giyilen giysi.

Binişme : Binişmek durumu.

Binişmek : Kas kirişleri birbiri üstüne binmek. Kırık bir kemiğin iki parçası birbiri üstüne gelmek. İki parçadan biri, öbürünün üstünde olmak.

Binit : Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce içine konulduğu oyuk gözlü tahta. Binilecek taşıt veya hayvan.

Abdal ata binince bey oldum sanır şalgam aşa girince yağ oldum sanır : "görmemiş kimse rastlantı sonucunda layık olmadığı bir duruma kavuştuğunda, bu durum kendisinin gerçekten hakkıymış gibi aptalca böbürlenir" anlamında kullanılan bir söz.

At binicisine göre kişner : "insanlar başlarında bulunan kişinin etkisi altında kalarak onun tutumuna göre davranırlar" anlamında kullanılan bir söz.

Biri bilmeyen bini hiç bilmez : "küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Borç bini aşmak : Borç, altından kalkılamayacak duruma gelmek.

İş amana binince kavga uzamaz : "kavga edenlerden biri aman dilerse çekişme sona erer" anlamında kullanılan bir söz.

Binme : Binmek işi.

Kapı : Gidere yol açan gereksinim. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Devlet dairesi. Ev gezmesi için gidilen yer. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat.

 

Dolap : Düzen. Dönme dolap. Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor. İstanbul bedesteninde dükkân. Su dolabı.

Kanat : Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey. Angıç. Balıklarda yüzgeç. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri. Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah. Yan, taraf. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü.

Kapan : Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak. Düzen, hile. Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer.

Kalan : Bölme işleminde bölünenden artan sayı. Bir çıkarmanın sonucu. Kalma işini yapan. Artan, mütebaki.

Kenar : Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Bir şeyi çevreleyen çizgi. Yan.

Binici embolus : Ataraamarların dallanma yerlerinde takılı kalan, eyer görünümündeki embolus.

Binici trombus : Ana atardamarın son kısımlarında oluşan ve iliyak atardamara kadar uzanan tıkaç. Kedilerin arteryel tromboembolizminde

Binicibaşı : Osmanlılarda binicilikle ilgili etkinliklerin en büyük buyurucusu. Osmanlılarda süvari birlikleri komutanı.

Binicilik gösterisi : Birinciliğe ilişkin herhangi bir gösteri.

Biniç : Cübbe.

Biniden taraf : Hayvanın binilecek tarafı.

Binikiyüz şeyhi : Okçular tekkesinin başı.

Binilmelü etmek : Binilecek bale getirmek.

Binim : Semer. Eyer, semer ve yular.

Binin binin : Binlerce.

Bini ile ilgili Cümleler

  • Yarasa adam, yarasa aracına biniyor.
  • Ali bisikletine binip gitti.
  • Ben küplere biniyordum.
  • O, binicilik toplumunun bir üyesi olmaya çalışıyor.
  • Bu tarihi binanın yıkımını önlemek için üç binin oldukça üzerinde kişi imza attı.
  • Binicilik kulübüne kabul için başvurdu.
  • Biniş kartınızı görebilir miyim?
  • Otobüse biniyorum.
  • Biniş saat kaçta başlıyor.
  • Haydi binin!
  • Biniş kartını bana gösterebilir misin?

Diğer dillerde Bini anlamı nedir?

İngilizce'de Bini ne demek? : [Bini] n. Edo tribal group, African tribal group that inhabits southern Nigeria

n. member of the Bini tribal group of southern Nigeria), Edo

n. thousand, mil, one thousand

Rusça'da Bini : n. филенка (F)