Birik nedir, Birik ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İki tekerlekli araba.

Arı.

Eş, benzer.

Örümcek ağı.

Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Birik ile ilgili Cümleler

  • Ben sadece sana yaklaşık üç yüz dolar biriktirdim.
  • Biriktirilmiş biraz param var.
  • O, en az on bin dolar biriktirdi.
  • Ali bir araba almak için para biriktiriyor.
  • Para biriktirmeye çalışıyoruz.
  • Babamın biriktirdiği 30 yıllık gazeteleri keşfettim.
  • Ben şirketten kovuldum ama biriktirdiğim biraz param olduğu için, şimdilik, geçim giderleriyle bir sorunum olmayacak.
  • Çamur birikintisine basmamaya dikkat et.
  • Birikimlerinizi nasıl ve nerede tasarruf ediyorsunuz?
  • Yağmurdan sonra, sokakta su birikintileri vardı.
  • Biraz para biriktirmek için restoranlarda yemek yemeyi haftada sadece bir kereye indirmeye karar verdim.
  • Ali Avustralya'ya gitmek için para biriktiriyor.
  • Biriktirdiği serveti şansına ve çok çalışmasına borçlu.

Birik tanımı, anlamı

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse

Aşırı birikim : Yatırımlardaki artışın kâr oranlarındaki düşmeye yol açması durumu. karşılığı kâr oranının düşme eğilimi yasası.

Bağırsaklarda gaz birikmesi : İnce ve kalın bağırsaklarda aşırı miktarda gaz toplanması, meteorismus, meteorismus intestini.

Basınçlı hava birikimliği : Basınçlı hava biriktirmeye yarayan birikimlik.

 

Birike : Hazine, mahzen, sarnıç.

Birikebilme : Birikebilmek işi.

Birikebilmek : Birikme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Birikeç : Aritmetiksel ya da mantıksal bir işlemin sonucunun saklandığı herhangi bir yazmaç. Elektrik erkesi biriktiren, iki metal üşek ile üşersel bir çözeltiden oluşan ve boşalınca yeniden doldurulabilen aygıt.

Biriken sapma : Bölümlendirilmiş dağılımlarda, görgül ve kuramsal dağılım işlevleri arasındaki çıkarım.

Birikgin : Toplanmış, yığılmış.

Birikim etkeni : % r ürem getiren bir anamalın (n)inci yıl sonunda kazanacağı değeri gösteren formül: (1 + r)n. Işınımın bir ortamdan geçişi sırasında, belirli bir ışınım büyüklüğünün o ortamın herhangi bir noktasındaki toplam değerinin o noktaya hiç çarpışma yapmadan gelen ışınım katsayısına oranı.

Birikim katsayısı : Bir yüzeyde yüzerilen özdecik yoğunlaşması artış hızının, söz konusal özdeciklenin değişim evresindeki yoğuşumuna oranı.

Birikimci : Tasarruf yapan, para ve benzerleri değerli şeyleri biriktiren kimse.

Birikimli dağılım işlevi : [Bakınız: dağılım işlevi].

Birikimli sıklık eğrisi : Dağılım işlevinin, yatay eksende değişken değerleri, düşey eksende birikimli sıklıklar alınarak çizilen eğrisi.

Birikimlik : Sürekli açındırma aygıtında, aygıt işlemeğe devam ettiği halde filmin son bölümünün bir süre durmasını, böylelikle durmuş olan filmin ucuna yeni bir kangal eklenebilmesini sağlayan bölme.

Birikinti yelpazesi : Akıntı kanalıyla gelen sel sularının, yamaç önündeki düzlüklere yığdıkları özdeklerle oluşmuş yelpaze ya da koni biçiminde, az eğimli yığıntı, bk. akıntı yolu.

 

Birikinti yenimi : Bir metal yüzeyindeki birikinti altında oluşan yerel yenim, bir tür çatlak yenimi.

Birikiverme : Birikivermek işi.

Birikivermek : Çabucak birikmek.

Birikme alanı : Birikme elementinin biriktiği alan.

Birikme elementi : Birikme oluşturan element.

Birikme oranı : Plazmada kararlı durumdaki ortalama ilaç konsantrasyonu.

Birikmiş kar : Sürelerinde paydaşlara dağıtılmayarak ve ortaklığın borcu olarak gelecek yıllarda dağıtım yapılmak üzere saklanan biriktirilmiş kârlar.

Birikmiş kazanç : Önelinde dağıtılmayan, ortaklığın borcu olarak gelecekte dağıtılmak üzere biriktirilen kazanç.

Dallantı birikimi : Dallantı oluşumuyle birlikte ortaya çıkan birikim.

Dallantı birikintisi : Dallantı birikimi sonucu oluşan birikinti.

Elden çıkarılacak birikimler : İşletme dışı bırakılmış varlıklarla, dönem gereksemesinden daha çok biriken ve elden çıkarılmaları uygun görülen mallar.

Etkin birikim : (aktif birikim) Bir yüzey üzerinde radyoelement birikimi.

Gelecek yıllar gereksemeli biriktirimler : Temel gereçlerin azlığı, ederlerinde sezilen ve görülen artışlar ve yükselişler eğilimi, düzenlenmiş bir yapıma ilişkin temel gereçlerinin de yeteri kadar en uygun koşullarla sağlanarak elde bulundurulması zorunluluğu gibi nedenlerle işletmenin bir yıllık dönem içinde kullanabileceği, biçim değiştirebileceği ve satabileceklerinden daha çok araç ve gereçler satın alması.

Gönül biriktirmek : Gönülleri, fikirleri bir araya getirmek.

İdrar birikmesi : İdrar tutulması.

İlkel birikim : Üretim araçlarının emekten ve üreticiden ayrılmasıyla sermayenin tarihsel doğuşunu hazırlayan, emeği ücretli emeğe dönüştürerek sermayeye bağımlı kılan, kapitalist üretim için gerekli temeli sağlayan ve Karl Marx tarafından tanımlanan tarihsel süreç.

Kapitalist birikimin mutlak ve genel yasası : Marksist kurama göre, kapitalist toplumda sermaye birikimindeki artışla birlikte işçi sınıfının düşkünler tabakası ile yedek sanayi ordusunun artacağını, buna bağlı olarak da toplumdaki resmi yoksulluğun yaygınlaşacağını ileri süren yasa.

Kar biriktirim dengesi : Gelecek yıllarda kâr durumu elverişli bir sonuç vermeyecek olursa paydaşlara yine dağıtımda bulunabilmek amacıyla yapılan biriktirim.

Karbon birikintisi : Demir alaşımlarının katılaşması sırasında, karbonun oluşturduğu birikinti.

Kentleşme biriktirimleri : Kentleşmenin ve kentlerde nüfus yığılmasının, ekonomik etkinliklerde, toplumsal işgörülerin geliminin düşürülmesi açısından sağladığı yararlar.

Net protein birikimi : Canlı ağırlık artışına dayalı olarak hesaplanan ve protein etkinlik derecesinden farklı olarak yaşama payı için kullanılan, protein değeri dikkate alınarak hesaplanan bir protein değerlendirme sistemi.

Nitrat ve nitrit biriktiren bitkiler : Özellikle kurak mevsimlerde dokularında fazla miktarda nitrat birikebilen mısır, yulaf, sorgum gibi buğdaygil, çayır yumağı, sudan otu, çim gibi yeşil yem bitkileri.

Pigment birikimi : Pigment artışı nedeniyle deri veya dokuda meydana gelen renk koyuluğu veye renk değişikliği, pigment birikimi.

Sermaye birikim fonları : Firmanın sermaye fonlarının yer aldığı bütçe kalemi.

Sermaye birikimi : Bir ekonomide zaman içerisinde sermaye stokunda meydana gelen artış. karşılığı yatırım. Marksist kuramda, üretim süreci sonucunda elde edilen artık değerin bir kısmının sermayeye dönüştürülme süreci.

Tane sınırı birikimi : Tane sınırlarında olan birikim.

Tane sınırı birikintisi : Tane sınırında oluşmuş olan birikinti.

Üst birikim : Birikim elementinin birikim alanındaki yüzdesinin, alaşımdaki ortalamasından yüksek olduğu birikim.

Verilerin biriktirilmesi : Ölçme ile bulunabilen sonsuz sayıdaki değerden oluşan aynı zamanda veriler evreni olarak da bilinen teorik bir küme.

Yapı biriktirimi : Konut iyesi olmak isteyenlerin, bir bankadan tutu ödenci alabilmek için, o bankada belli bir süreyle tutmak üzere para biriktirmeleri. 2-Böylece biriktirilmiş ve bankadaki özel bir hesapta toplanmış para.

Yatırılmamış birikim : Henüz bir yatırıma harcanmamış birikimler.

Anamal birikimi : Anamalcının elde ettiği artık değerin büyük bölümünü anamalına ekleyerek onu büyütmesi.

Birikim : Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.

Birikimcilik : Birikimci olma durumu.

Birikinti : Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey.

Birikinti konisi : Dağlık bölgelerden, yamaçlardan suların getirdiği kum veya taş parçalarının bir düzlükte oluşturduğu yelpaze biçimindeki yığın.

Birikiş : Birikme işi.

Birikişme : Birikişmek işi.

Birikişmek : Bir yere toplanmak, bir araya gelmek.

Birikme : Birikmek işi.

Birikme havzası : Kar ve yağmur sularının biriktiği bölge.

Birikmek : Toplanıp yığılmak. Birbirine eklenip çoğalmak. Bir araya gelmek, toplanmak.

Biriktirim : Biriktirme işi.

Biriktirme : Biriktirmek işi.

Biriktirmek : Toplayıp yığmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.

Diğer dillerde Biriciklik özelliği anlamı nedir?

İngilizce'de Biriciklik özelliği ne demek ? : uniqueness (the function of )