Bleed türkçesi Bleed nedir

  • Kan ağlamak.
  • Kan gelmek.
  • Akmak (boyası).
  • Kanını emmek.
  • Kanamak.
  • Hacamat etmek.
  • Para sızdırmak.
  • Kan almak.
  • Boşaltmak (sıvı, gaz).
  • Kan kaybetmek.
  • Yolmak.
  • Sızdırmak.
  • Kaçırmak.
  • Boyası akmak.

Bleed ile ilgili cümleler

English: I bleed easily when I am cut.
Turkish: Kesildiğim zaman kolayca kanarım.

English: Moustapha might bleed to death if we don't get him to a hospital soon.
Turkish: Eğer kısa sürede hastaneye götürmezsek Mustafa kan kaybından ölebilir.

English: If we leave him, he'll bleed to death.
Turkish: Onu bırakırsak, kanamadan ölür.

English: Jale did not bleed in her first sexual intercourse with Tom.
Turkish: Jale'nin Tom'la olan ilk cinsel ilişkisinde kanama olmadı.

English: His wounded leg began to bleed again.
Turkish: Onun yaralı bacağı tekrar kanamaya başladı.

Bleed ingilizcede ne demek, Bleed nerede nasıl kullanılır?

Bleed for : Yüreği kan ağlamak. İçi sızlamak.

Bleed off : Basınç. Gaz boşalmak. Yük atma. Kaçırmak. Basınç boşalmak. Boşaltmak. Yük atmak. Boşaltma. Kaçmak.

Bleed somebody : Para sızdırmak.

Bleed to death : Kan kaybından ölmek.

Bleed white : Beyaz kanama. Kan veya kaynakların boşaltılması.

Bleeder resistance : Yanıt eğrisi kontrol direnci. Önyükleme direnci.

Bleeder : Boşaltma vanası. Hemofili hastası. Para sızdıran. Havalandırma deliği. Akıtma yeri. Şantajcı. Geleneksel toplumlarda hastalığı iyileştirmek amacıyla hastadan kan alan kimse. Boşaltıcı. Boşaltma musluğu.

 

Air bleed : Hava alma. Havanın atılması. Hava kaçırma. Tenek memesi. Hava deliği. Tenek deliği. Hava memesi.

Carburettor idle air bleed channel : Karbüratör rölanti memesi hava tahliye kanalı.

Air brake moisture bleed valve : Su atma kapacı. Basınçlı hava ile çalışan durduraç dizgelerinde, dizge içinde yoğuşan suyu atan özdevimli kapaç.

İngilizce Bleed Türkçe anlamı, Bleed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bleed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dripped : Akıtmak. Damlamak. Damlatmak. Damlalıkla sıvı verme. Sevimsiz kimse. Damla. Damla damla akmak.

Blackmails : Tehditle para sızdırmak. Şantaj. Şantajla birinden para sızdırma. Şantaj yapmak.

Milks : Faydalanmak. Süt. Sağmak (inek). Süt sağmak. Süt vermek (inek). Çekmek. Sömürmek. Sütümsü madde. Sağmak.

Dampen : Söndürmek. Islatmak. Tadını kaçırmak. Tavlamak. Gölge düşürmek. Azaltmak (titreşimi). Nemlenmek. Islanmak. Kırmak.

Blackmailed : Şantaj yapmak.

Effusing : Dışarı akma. Dışarı taşan. Dökmek. Dışarı taşma. Açılmak. Yayılmak. Dışarı akan. Sızmak. Dışarı akıtmak.

Chisels : Oymak. Dolandırmak. Tornavida. Kazıklamak. Yontmak.

Abducts : Kız kaçırmak. Uzaklaştırma (anatomi terimi). Kaçırmak (birini). Çekme. Adam kaçırmak. Tebit etmek. Zorla kaçırmak. Birini zorla kaçırmak. Alıkoymak.

Plucks : Soymak. Yağmalamak. Tüylerini yolmak. Asılmak. Koparmak. Sınıfta bırakmak. Talan etmek. Sürüklemek. Ayıklamak (yün).

 

Exudes : Sızıntı yapmak. Çıkarmak. Sızmak. Akmak. Akıtmak. Terlemek. Yaymak. Dışarı vermek.

Bleed synonyms : phlebotomize, phlebotomise, eject, bled, exuding, bleed off, gouge, abduct, bleeds, give off, get out, squeeze, effused, exhaust, rive, rip off, draw blood, clean out, care for, drips, menstruate, fleece, frighten away, plucked, pull, cup, milk, tap, dampens, blackmail, deflower, pluck, expel.

Bleed zıt anlamlı kelimeler, Bleed kelime anlamı

Fill : Dolmak. Doyma. Yapmak. Kaplamak. Doldurmak. Dolusu. Doyumluk. Şişirmek. Dolduracak miktar.

Bleed ingilizce tanımı, definition of Bleed

Bleed kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the arm bleeds. To let blood from. To emit blood. To run with blood, by whatever means. The wound bled freely. To take or draw blood from, as by opening a vein. To bleed at the nose. To lose blood.