Blouse türkçesi Blouse nedir

Blouse ile ilgili cümleler

English: She was clothed in a black blouse and red skirt.
Turkish: O, siyah bir bluz ve kırmızı bir etek giymişti.

English: She had her blouse ironed by her sister.
Turkish: Kız kardeşine bluzünü ütületti.

English: I would like to get a blouse to go with this blazer.
Turkish: Bu spor ceketle gidecek bir bluz almak istiyorum.

English: She gave the blouse a quick wash.
Turkish: Bulüzü çabucak yıkadı.

English: Jale was wearing a pink blouse with matching miniskirt.
Turkish: Jale mini etekle uyumlu pembe bir bluz giyiyordu.

Blouse ingilizcede ne demek, Blouse nerede nasıl kullanılır?

I would like a silk scarf to match this blouse : .

Knitted blouse : İplikleri bir araya ilmikleyerek yapılan bluz. Örme bluz.

Shirt blouse : Şömizye. Bluz (yakalı).

Bloused : Sarkmak. Kadın gömleği. Bluz. Günlük ceket. Gömlek. Asker ceketi.

Blouses : Sarkmak. Gömlek. Asker ceketi. Kadın gömleği. Bluz. Günlük ceket.

Troublous : Güç. Karışık. Zahmetli. Sıkıntılı.

Bloat : Kabartmak. Şişkinlik. Şişirmek. Tuzlamak ve tütsülemek. Abdominal distansiyon. Tütsülemek (balık). Karın şişkinliği, şiplenium, humor. genç tavşanlarda bağırsak yangısının sonucunda biçimlenen karnın şişkin görünümü. Kabarmak. Şişmek.

 

Blousons : Mont.

Blouson : Kabarmaya veya sarkmaya yatkın (özellikle giyeceklerde). Mont. Geniş giyecek. Bol giysi.

Bloat up : Kabartmak. Şişirmek.

İngilizce Blouse Türkçe anlamı, Blouse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blouse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Liner : Çizgi kalemi. Kaplamacı. Ayar levhası. Büyük yolcu gemisi. Kovan. Yolcu gemisi. Büyük uçak. Zıvana. Yüz boyamada gölge ve çizgilerin yapılmasına yarayan özel uçlu kalem.

Shimmy : Şimi. Titremek. Esneme. Yalpa yapmak. Uçak tekerleğinde meydana gelen anı ve sert titreşim. Şimi dansı yapmak. Şimi dansı. Yalpalamak. Balkıma.

Beetled : Tokmaklamak. Çakmak. Dövmek. Dışa doğru çıkıntılandırılmış. Tokmak. Çomak. Kakmak. Kınkanatlı böcek. Böcek.

Chemises : İç gömleği. Kadın iç gömleği. Kombinezon. Pelerin.

Bag : Çanta. Germek. Çalmak. Torbaya koymak. Avlamak. Torba. Çuvala koymak. Şişirmek. Torbalamak.

Smock : Önlük (ilikli ve kollu). Büzgü yapmak. Büzgü yapmak (bluz vb.). Önlük. İş önlüğü. Petek büzgü. İş gömleği. Büzgülü bol gömlek. Elbisede petek büzgü yapmak.

Chemise : Kombinezon. İç gömleği. Pelerin. Kadın iç gömleği.

Book cover : Kitap kılıfı. Bir kitabı koruyan dış kapak. Ciltli ya da karton kapaklı kitaplarda, cildin ya da kapağın üzerine geçirilen koruyucu ve genel olarak ilgi çekici kağıt kap. Kitap kabı. Kitap kapağı.

Garibaldi : Erkek gömleği gibi kadın bluzu.

Book jacket : Kitap gömleği. Kitabın dışındaki kağıt kaplık. Ciltli ya da karton kapaklı kitaplarda, cildin ya da kapağın üzerine geçirilen koruyucu ve genel olarak ilgi çekici kağıt kap. Kitap kılıfı. Kitap kabı. Kitabın kabı üzerine geçirilmiş, çoğu kez renkli, resimli olan ve okuyucunun ilgisini çekmeye yarayan kılıf.

 

Blouse synonyms : middy blouse, shirt, depend from, shimmying, droop, shirtwaist, dangled, neckline, housing, waist, blousing, blouses, tunic, middy, guimpe, dangle, top, overall, beetle, bloused, cylinder liner, draped, draping, depend, dangles, sark, drape, shirts, chemisette, shirtwaister, waists, tunics.

Blouse ingilizce tanımı, definition of Blouse

Blouse kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, a loose coat of any material, as the undress uniform coat of the United States army. A light, loose over-garment, like a smock frock, worn especially by workingmen in France.