Boas türkçesi Boas nedir

  • Boa.
  • Dar ve uzun yaka kürkü.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Sürüngenler (reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (squamata) takımının, yılanlar (ophidia) alt takımının, boalar (boaeformia) bölümünden, genellikle çok uzun ve iri, zehirsiz, sıcakkanlı hayvanları ezerek yiyen türlere sahip bir familya.
  • Boagiller.
  • Boa yılanı.

Boas ile ilgili cümleler

English: Ali boasts of never having been defeated in a horse race.
Turkish: Ali at yarışında asla yenilmemekle övünüyor.

English: He boasted of having won the prize.
Turkish: Ödülü aldığı için övündü.

English: Bill boasts of owning the biggest car in the neighborhood.
Turkish: Bill kendi büyük arabasıyla komşularına karşı övünür.

English: He boasted about his skills.
Turkish: O, yetenekleri hakkında övündü.

English: "A-hem!" Alice boasted, puffing up with pride.
Turkish: " Ehem!"diyerek Alice böbürlendi,gururla göğsünü kabarttı.

Boas ingilizcede ne demek, Boas nerede nasıl kullanılır?

Boast : Atıp tutmak. Kendini övmek. Övünç duymak. Övünme. Sahip olmaktan gurur duymak. Tafra satmak. Övünç. Övünç kaynağı. Böbürlenmek. Övünmek.

Boast about : Gururlanmak. Övünmek. Kibirlenmek. Böbürlenmek.

Boast of : Övünmek.

Boasted : İftihar etmek. Palavra atmak. Sahip olmaktan gurur duymak. Tafra satmak. Atıp tutmak. Böbürlenmek. Büyük konuşmak. Kendini övmek. Övünmek. Övünç duymak.

 

Boaster : Övünen kimse. Atıcı. Geniş taşçı kalemi. Taşçı keskisi. Kabadayı. Geniş keski. Palavracı.

Boastful : Övünen. Kibirli. Böbürlenen. Övüngeç. Kendini beğenmiş. Benbenci. Palavracı. Övüngen.

Boasting : Farfara. Böbürlenme. Övüngen. Palavra. Böbürtü. Övünme.

Balboas : Panama gümüş parası.

Boastingly : Övünerek.

Boastfulness : Kibirlilik. Övüngenlik. Kendini beğenmişlik.

İngilizce Boas Türkçe anlamı, Boas eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Boas ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Junk : Hurdaya ayırmak. Değersiz şey. Atmak. Çinli'lere özgü altı düz yelkenli gemi. Hurdaya çıkarmak. Çin yelkenlisi. Uyuşturucu. Iskartaya çıkarmak. Esrar.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre.

Lighter : Layter. Yakan kimse. Çakmak. Mavna. Daha hafif. Salapurya. Tutuşturucu. Işıkçı. Tutuşturucu şey. Yakıcı aygıt.

Cutter : Kesici aygıt. Kesici. Montaj asistanı. Sahil koruma botu. Bıçakçı. Kesme aygıtı. Sahil koruma botu (amerikan ingilizcesi). Filika. Kotra.

Vessel : Tonajı ve adı ne olursa olsun denizlerde ve iç sularda su ürünleri araştırmasında, istihsalinde, naklinde, işlenmesinde kullanılan kayık, sandal, yelkenli, şat, sal, mavna gibi vasıtalarla buharlı veya motorlu bilumum yüzer araçlar. Damar. İçinde kan ve lenf gibi sıvıların dolaştığı ve gelişmiş duvarları bulunan kanallar. böceklerin kanatlarında bulunan trakea sisteminin ince uzantıları. 3.bitki yapraklarındaki iletim sisteminin uzantıları. Gemi.

 

Assistant foreman : Başkan yardımcısı. Kalfa.

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

Acacia : Salkım ağacı. Akasya. Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Mimoza.

Tug : Asılmak. Kuvvetle çekmek. Römorkör. Çekmek. Şiddetle çekmek. Sürüklemek. Uğraşmak. Çekelemek. Çekiş. Çekiştirmek.

Boas synonyms : ship's boat, boat whistle, mackinaw boat, sea boat, river boat, police boat, guard boat, canal boat, watercraft, pinnace, boa, mailboat, tugboat, fireboat, ganger, ferry, abacus bodies, small boat, pilot boat, aardvarks, mackinaw, ferryboat, a protein, tower, a site, barge, narrow boat, abiotic factor, baas, honcho, a cells, a chromosome, aardvark.

Boas zıt anlamlı kelimeler, Boas kelime anlamı

Understate : Küçümsemek. Hafife almak. Küçük söylemek. Tefrit etmek. Olduğundan eksik göstermek. Olduğundan az göstermek. Olduğundan eksik veya hafif göstermek.

Lack : Yoksun kalmak. Eksiklik. İhtiyacı olmak. -e sahip olmamak. -sizlik çekmek. Yoksun olmak. Yokluk. Olmamak. Eksik olmak. Olmayış.