Boast türkçesi Boast nedir
- Atıp tutmak.
- Övünç duymak.
- Övünme.
- Büyük konuşmak.
- Kendini övmek.
- Tafra satmak.
- İftihar etmek.
- Övünç.
- Sahip olmaktan gurur duymak.
- Övünç kaynağı.
- Böbürlenmek.
- İftihar.
- Övünmek.
Boast ile ilgili cümleler
English: I have nothing to boast about.
Turkish: Hakkında gururlanacağım hiçbir şeyim yok.
English: "A-hem!" Alice boasted, puffing up with pride.
Turkish: " Ehem!"diyerek Alice böbürlendi,gururla göğsünü kabarttı.
English: Bill boasts of owning the biggest car in the neighborhood.
Turkish: Bill kendi büyük arabasıyla komşularına karşı övünür.
English: His boast that he is the best pitcher is true.
Turkish: Onun en iyi atıcı olmakla öğündüğü doğrudur.
English: Ali boasts of never having been defeated in a horse race.
Turkish: Ali at yarışında asla yenilmemekle övünüyor.
Boast ingilizcede ne demek, Boast nerede nasıl kullanılır?
Boast about : Böbürlenmek. Kibirlenmek. Övünmek. Gururlanmak.
Boast of : Övünmek.
Boasted : Kendini övmek. Böbürlenmek. Tafra satmak. Palavra atmak. Atıp tutmak. Büyük konuşmak. İftihar etmek. Sahip olmaktan gurur duymak. Övünç duymak. Övünmek.
Boaster : Geniş taşçı kalemi. Taşçı keskisi. Geniş keski. Atıcı. Palavracı. Övünen kimse. Kabadayı.
Boasters : Geniş taşçı kalemi. Palavracı. Taşçı keskisi. Atıcı. Geniş keski. Kabadayı. Övünen kimse.
Boastingly : Övünerek.
Boasting : Palavra. Böbürtü. Övüngen. Farfara. Övünme. Böbürlenme.
Boastfulness : Övüngenlik. Kendini beğenmişlik. Kibirlilik.
Boas : Boa. Dar ve uzun yaka kürkü. Boagiller. Boa yılanı. Sürüngenler (reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (squamata) takımının, yılanlar (ophidia) alt takımının, boalar (boaeformia) bölümünden, genellikle çok uzun ve iri, zehirsiz, sıcakkanlı hayvanları ezerek yiyen türlere sahip bir familya.
Jerboas : Cırboğa. Zıplayan sıçan. Çölsıçanı. Arap tavşanı. Çölfaresi. Aktavşan. Araptavşanı. Kır faresi.
İngilizce Boast Türkçe anlamı, Boast eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Boast ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Rants : Bağırarak ve mimiklerle konuşmak. Ateş püskürmek. Yüksekten atmak.
Bluster : Boş tehdit. Yüksekten atma. Zart zurt etmek. Yaygara. Tehditler savurmak. Bağıra çağıra konuşmak. Küstahça konuşmak. Şiddetle esmek (rüzgar). Fırtına gibi esmek. Kabadayılık etmek.
Sport : Spor yapmak. Eğlenmek. Takılmak. Oynamak. Spor. Örnek insan. Sportif. Şaka söylemek. Gösteriş yapmak.
Feature : Önemli bir öğesi olmak. Ön plana çıkarmak. Rol almak. İçermek. Başrolde oynatmak. Bir şeyde önemli bir rolü olmak. Önem vermek. -e ağırlık vermek. Yayınlamak.
Fanfaronade : Böbürlenme. Farfaralık. (fransızca) övünme. Atma. Yüksekten atma. Palavra.
Talk big : Büyük söylemek. Yüksekten atmak. (böbür böbür) böbürlenmek. Mangalda kül bırakmamak. Büyük söz söylemek. Dem vurmak.
Criticises : Eleştirmek. Kınamak. Eleştiri yöneltmek. Eleştiri getirmek. Azarlamak. Tenkit etmek. İyi ve kötü nitelikler hakkında değerlendirme yapmak (ayrıca criticize olarak da yazılır). Yargılamak. Eleştiride bulunmak.
Brags : Övmek. Yüksekten atmak. Palavra atmak. Avurt zavurt etmek. Cart curt ötmek.
Jactation : Jaktasyon. İleri geri savurma (patoloji). Palavra. Huzursuzluk. Övüngenlik.
Boast synonyms : hyperbolise, talk large, tout, take pride in, gas, gloat, exultation, exaggerate, egotism, commendation, egotisms, be proud, gasses, hyperbolize, ornaments, overdraw, draw the long bow, ornament, big talk, dramatize oneself, triumph, rant and rave, exults, exult, have, boasted, bragged, vaunt, ranting, magnify, exulted, boast of, blow hard.
Boast zıt anlamlı kelimeler, Boast kelime anlamı
Understate : Tefrit etmek. Küçümsemek. Olduğundan eksik göstermek. Hafife almak. Olduğundan eksik veya hafif göstermek. Küçük söylemek. Olduğundan az göstermek.
Lack : Olmamak. -sizlik. Yokluk. Olmayış. Eksiklik. -den yoksun olmak. İhtiyacı olmak. Yoksun kalmak. -sizlik çekmek. Yoksun olmak.
Boast ingilizce tanımı, definition of Boast
Boast kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To extol. To brag. To say or tell things which are intended to give others a high opinion of one`s self or of things belonging to one`s self. To display in ostentatious language. To vaunt one`s self. To speak of with pride, vanity, or exultation, with a view to self-commendation. To dress, as a stone, with a broad chisel. Act of boasting. Vaunting or bragging. As, to boast of one`s exploits courage, descent, wealth.

Bu kısımda Boast kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Boast ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Boast anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Boast ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.