Boiling türkçesi Boiling nedir

  • Kaynar.
  • Kaynatma.
  • Kaynama.
  • Çok sıcak.
  • Kaynayan.
  • Köpüren.
  • Kızgın.
  • Bir sıvının doygun buhar basıncının bulunduğu ortamın basıncına denk olduğu durumda, kabarcık oluşumuyla birlikte buhar evresine geçişi.
  • Haşlama.
  • Kaynatan.
  • Kavurucu.
  • Kimya alanında kullanılır.

Boiling ile ilgili cümleler

English: Ali is boiling the potatoes to make potato salad.
Turkish: Ali patates salatası yapmak için patates haşlıyor.

English: Ali poured some boiling water into a cup.
Turkish: Ali bir kupaya biraz kaynamış su döktü.

English: I am boiling water.
Turkish: Su kaynatıyorum.

English: Finish boiling the carrots.
Turkish: Havuçları kaynatmayı bitirin.

English: Ali is boiling an egg.
Turkish: Ali bir yumurta kaynatıyor.

Boiling ingilizcede ne demek, Boiling nerede nasıl kullanılır?

Boiling hot : Hamam gibi. Kavurucu sıcak. Cehennem gibi.

Boiling over : Coşkun.

Boiling point : Bir sıvının belirli basınçta kaynamaya başladığı sıcaklık. Bir sıvının üzerindeki basınçla, o sıcaklıktaki doygun buhar basıncının denk olduğu sıcaklık. Bir sıvının uçuk basıncının dış basınca eşit olduğu sıcaklık derecesi. Belli basınç altında, sıvının buhara dönüşmeye başladığı sıcaklık. Kaynama sıcaklığı. Fizik, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıvıların deniz seviyesinde kaynamaya başladığı sıcaklık derecesi. sıvının buhar basıncıyla atmosferik basıncın eşitlendiği sıcaklık derecesi. Kaynama noktası. Kaynama çekidi.

 

Boiling point elevation : Sıvılara çözünen maddeler eklenerek kaynama noktasının yükseltilmesi işlemi. Fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kaynama noktası yükselimi. Kaynama noktası yükselmesi. Bir çözücünün kaynama noktasının, uçucu olmayan bir çözünenini özdeciksel yoğunlaşımı ölçüsünde yükselimi. Kaynama noktasını yükseltme.

Boiling range : Kaynama aralığı. Kaynama derecesi.

Boiling springs : North carolina eyaletinde yerleşim yeri. Güney carolina eyaletinde yerleşim yeri.

Boiling water : Kaynar su. Kaynayan su. Baloncuk ve buhar çıkarana kadar ısıtılmış su.

Kier boiling jigger : Pişirme jiggeri.

Elevation of boiling point : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Yabancı özdeciklerin katılmasıyla, arı bir sıvının kaynama noktasının daha yüksek sıcaklığa ağması. Kaynama noktası yükselimi.

Boiling test : Etlerde kokuşmanın tespiti için yapılan pratik test. Pişirme deneyi. Kaynatma deneyi.

İngilizce Boiling Türkçe anlamı, Boiling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Boiling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sweaty : Zorlu. Terletici. Ağır. Terli. Terletici (hava). Su gibi. Ter kokan. Terleten. Ter gibi.

Blackest : Zenci. Kara. Kötü. Karalayıcı. Pis. Kasvetli. Morarmış. Siyah. Koyu.

Active metals : Etkin metaller. Aktif metaller. Demir, çinko gibi ölçün elektrot potansiyelleri hidrojeninkinden daha düşük olan metaller.

 

Fizziest : Köpüklü. Fışırtılı.

Foamier : Köpüğe benzeyen. Köpüklü.

Frothing : Kabarcıkların bir araya gelmesi. Köpüklü hale gelme. Köpüklü. Köpürme. Köpüklendirme.

Scald : Yakmak (kaynar sıvı veya buhar veya güneş vb ile). Kaynar su veya buhardan geçirmek. Sıcak su ile yakmak. Kaynatmak. Yanık. Kaynar su dökmek. Yanık (kaynar sıvı veya buhardan ileri gelen). Ozan. İskandinav halk ozanı.

Ebullition : Köpürme. Köpürerek taşma. Feveran. Galeyan. Kabarma. Coşku. Coşkunluk. Taşma. Taşkınlık.

Welding : Kaynak işlemi. Etme veya olma. Metal parçalarını ısı etkisi ile eriterek birbirlerine yapıştırma. Kaynak yapma. Kaynak makinesi. Kaynak. Kaynaklı. Kaynaklama.

Joining : Birleşme. Ek. Yapıştırma. İştirak. Birleştirme. İltihak. Kurma. Film, mıknatıslı kuşak, mıknatıslı görüntü kuşağı gibi çeşitli gerecin zamk ya da yapıştırıcı kuşak (seloteyp) yardımıyla eklenmesi işi. Katılma.

Boiling synonyms : piping hot, decoction mashing, decoction process, conglutination, acier inoxydable, very hot, aboil, alcohols, activated coal, ardent, acid radical, sparkling, aldehydes, weldment, sweltering, stewing, angrier, ebullitions, joinings, berating, overheated, simmer, angriest, fizzier, decoction, aggravated, additive properties, blanching, burnings, angry with, annoyed, simmering, preparation.

Boiling ingilizce tanımı, definition of Boiling

Boiling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Heaving with bubbles. Heated to the point of bubbling. The act of ebullition or of tumultuous agitation. Seething. Surging. Swelling with heat, ardor, or passion. In tumultuous agitation, as boiling liquid.