Borages türkçesi Borages nedir

Borages ingilizcede ne demek, Borages nerede nasıl kullanılır?

Borage : Hodon. Hodan. Hodan (bit.).

Harborage : Liman vergisi. Sığınak. Melce. Korunan yer. Barınacak yer. Barınak. Demirleme yeri. Gemiler için barınak. Liman resmi.

Bora : Dalmaçya kıyılarında kuzeyden esen soğuk ve kuru yerel rüzgar. genellikle sağanak yağışlarıyla son bulan, sert ve geçici rüzgar. bk. boran. Bora. Soğuk bir kuzeydoğu rüzgarı.

Boracic : Meteliksiz. Borasik. Borakslı. Borik.

Boracic acid : Asitborik. Borasik asit. Borik asit. Asit borik.

Boran cattle : Etiyopya’dan köken alan, somali’nin boran kabilesinin yerli ırklarının etçi ırklarla ve daha sonra doğu afrika’ya yayılarak şarole ve bos indicus sığırlarla birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, güney etiyopya, kuzey kenya ve güneybatı somali’de yetiştirilen, genellikle beyaz veya gri renkli, kırmızı veya alaca da olabilen, boğalarında çoğunlukla siyah benekler görülen, sıcaklık, kene enfeksiyonları ve göz hastalıklarına karşı dirençli, susuzluğa dayanabilen ve düşük kaliteli yemlerle yaşamını sürdürebilen, döl verimi yüksek ve erken cinsel olgunluğa ulaşan, öncelikli olarak et verimi yönünde yetiştirilen sığır ırkı. Boran sığırı.

Borax : Boraks. Na2b4o7.10 h2o; doğal sodyum borat. (cam, emaye, çömlekçilik ürünleri, temizleyiciler, roket yakıtları ve böcek öldürücülerin yapımında kullanılır.).

 

Boranes : Boran.

Boracite : Mineral. (mg6 (cı2/b14o26); metalimsi olmayan parıltı, renksiz, gri, sarımsı, yeşilimsi; çizgi ak; sertlik 7, yoğunluk 2.9-3.). Bandırma taşı. Borasit.

Borani : Akrobatik atlama. Yapılması zor olan bir atlama biçimi.

İngilizce Borages Türkçe anlamı, Borages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Borages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stoplight : Stop lambası. Trafik ışığı. Trafik lambası. Kırmızı ışık.

Borage : Hodan (bit.).

Brake band : Çoğu el freni sisteminde kullanılan ve fren balatalı diskini saran bant. Fren bandı. Fren çanağının etrafından bulunan esnek kuşak. Fren takımı. Fren kuşağı.

Brake system : Bir aracın hareketini yavaşlatan sistem. Fren sistemi.

Salt : Heyecan verici şey. Biriktirmek. Kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Niteliklerinden dolayı hemen hemen bütün halkların boş inançlarında ve büyüsel işlemlerinde önemli rol oynayan maden. Bir asit hidrojenlerinin tümü, ya da bir bölümü metal ya da köklerle yer değiştirdiğinde oluşan bileşik. nacı; sodyum klorüre halk dilinde verilen ad. Tuzluk. Deriyle ilişkili lenfoid doku. İlginç şey. Tuz koymak. Özgül olmayan bağışık cevabın ilk hattını oluşturan derideki lenfoid doku.

Hydraulic brake : Hidrolik fren. Durduraç ayaklığına etkiyen gücün, tekerleklerdeki durduraç düzeneğine bir sıvı ortam aracılığıyla iletildiği dizge. Sıvı basıncı ile çalışan fren. Fren yağı. Sıvılı durduraç. Hidrolik eğleç.

 

Motor vehicle : Motorlu ulaşım aracı. Motorlu nakil aracı. Motorlu taşıt. İnsan ya da yük taşıyan, iki ya da daha çok dingilli, motor gücüyle devinen araçlara verilen genel ad. Motorlu araç.

Brake light : Stop lambası. Fren lambası. Durma ışıtacı. Fren stop lambası. Sürücü fren pedalına bastığında aracın arkasında yanan ışık. Eğleç lambası. Durduraç ayaklığına basıldığında yanarak arkadan gelen araçları uyaran ışıtaç.

Brake : Frenlemek. Aracın hızını denetlemeye ya da durdurmaya yarayan aygıt. Eğleç. İşlemek (keten, kenevir vb.). Keten tarağı. Sürtünme direnci ile, devinim erkesini ısıya çevirerek devimi durduran düzenek. Durduraç. Fren. Tokmak.

Borages synonyms : hydraulic brakes, automotive vehicle.