Brake türkçesi Brake nedir

  • Fren.
  • Fren yapmak.
  • Eğleç.
  • Durduraç.
  • Büyük eğreltiotu.
  • Sürtünme direnci ile, devinim erkesini ısıya çevirerek devimi durduran düzenek.
  • İşlemek (keten, kenevir vb.).
  • Aracın hızını denetlemeye ya da durdurmaya yarayan aygıt.
  • Keten tarağı.
  • Fizik alanında kullanılır.
  • Tokmak.
  • Frenlemek.

Brake ile ilgili cümleler

English: Have you ever got in your car after a long absence and got the brake mixed up with the accelerator?
Turkish: Sen hiç uzun bir aradan sonra arabana bindin mi ve frenle gazı karıştırdın mı?

English: He put his foot on the brake suddenly.
Turkish: Aniden frene bastı.

English: Don't brake suddenly.
Turkish: Birden fren yapma.

English: He pressed the brake pedal.
Turkish: O, fren pedaline bastı.

English: How do I know when my car needs a brake job?
Turkish: Arabamın bir fren işine ihtiyacı olduğunu nasıl bilirim?

Brake ingilizcede ne demek, Brake nerede nasıl kullanılır?

Brake actuating cable : Fren icra kablosu.

Brake adjustment : Fren ayarı.

Brake air bleeding : Fren devresine giren havanın alınması. Fren havasını alma.

Brake anchor bracket : Fren tespit plakası.

Brake anchor pin : Fren tespit pimi.

Brake bar : Eğleç çubuğu. Fren çubuğu.

Brake band anchor spring : Fren kuşağı tespit yayı.

Brake band adjusting nut : Fren kuşağı ayar somunu.

 

Brake arm : Fren kolu.

Brake bleeding : Fren havasının alınması. Fren havasını alma. Fren hava tahliyesi. Durduraç havasının alınması. Sıvılı durduraçlarda basınç etkisinin azalmaması için donanımdaki havanın boşaltılması işlemi.

İngilizce Brake Türkçe anlamı, Brake eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brake ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hatcheling : Keten taramak. Sıkmak. Kendir tarağı. Üzmek. Rahatsız etmek.

Beetles : Birinci çift kanatları sert, boynuzsu, ikinci çift kanatları zarsı, ağız parçaları çiğneyici, tambaşkalaşma gösteren böcekler dizisi. (25.000 türü sayılmıştır. bitkiler ve ev eşyası için zararlı olanlardan başka, az sayıda, insanlarla hayvanların dış asalağı olarak yaşayanları da vardır. ayrıca kimi türleri, başka asalaklara, özellikle türlü solucanlara arakonakçı olarak önem taşırlar.). Şahmerdan. Tokaç. Çok hücrelilerden (metazoa), eklem bacaklılar (arthropoda) dalının, gerçek eklem bacaklılar (euarthropoda) alt dalının, böcekler (ınsecta) sınıfının, kanatlılar (pterygota) alt sınıfından, büyüklük, biçim ve renk bakımından oldukça fazla değişiklikler gösteren, orta göğüs bölütü büyük, ön kanatlar elitra denen kın biçimindeki kanat örtülerine değişmiş, bazen elitrasız, zar gibi art kanatları uçmayı sağlayan, çiğneyici tip ağız parçalan bulunan, gelişmelerinde tüm başkalaşım görülen türleri olan bir familya. altın böcek (cetonia aurata), uğur böceği (coccinella septempunctata), mayıs böceği (melolontha vulgaris), ateş böceği (lampyrus noctiluca), un böceği (tenebrio molitor), buğday böceği (calandra granaria), geyik böceği (lucanus cervus), mercimek böceği (bruchus lentis), su böceği (hydrophilus caraboides), girinus (gyrinus), klaviger (claviger), pislik böceği (ateuchus sacer) en iyi bilinen tür ve cinsleridir. Kınkanatlılar. Kın kanatlılar. Çomak. Böcek.

 

Hackle : Keten tarağı ile taramak. Parçalamak. Çentmek. Horozun boynundaki uzun tüyler. Yontulmak. Keten ve kendir tarağı. Keten tarağından geçirmek. Yontmak. Boyun tüyleri.

Flax comb : Ketenden. Keten tarağı flaxen soluk sarı.

Absorptivity : Soğurganlık. Emme kapasitesi. Bir ortamın, bu ortamın sınırlarının hiç bir etkisi olmamak koşulu ile, birim kalınlığının iç yutma çarpanı. Emicilik. Yutma katsayısı. Soğurma katsayısı. Emebilirlik. Bir yüzeye vuran ışınım erkesinin yüzeyce soğurulan bölüğünün ölçüsü. Soğurabilirlik.

Coppice : Koru. Ağaçlık. Çalılık. Küçük koru.

Gaveling : Duvarcı çekici. Yargıç tokmağı. Senelik kira. Oturum başkanının tokmağı. Tokmak (toplantıda oturumun açıldığını ilan etmek için başkanın masaya vurduğu).

Checks : Denetlemek. Karelerle kaplamak. Karşılaştırmak. Şah demek. Kontrol etmek. Kılcal yüzey çatlakları. Gözden geçirmek. Tutmak. Çek keşide etmek. Çekler.

Check : Gözden geçirmek. Bir kişinin, bir banka ya da başkası üzerinde bulunan alacağının tümünü ya da belirli bir çek karnesi bölümünü diğer bir kişiye ödetmek amacıyla düzenlediği belge, ödeme buyruğu. Tutmak. Karelerle kaplamak. Karşılaştırmak. Alıkoymak. Kontrol etmek. Denetlemek. Kontrol.

Brake synonyms : wheeled vehicle, buffeter, accumulation coefficient, anchors, beater, bridling, ripple, restraint, absorption edge, emergency, hand brake, acoustic feedback, knob, abnormal reflection, contain, beetled, gavel, bridled, bully head, abampere, gavels, bridle, curbing, braked, brakes, absolute zero, hammers, power brake, hackled, bridles, beaters, gaveled, constraint.

Brake zıt anlamlı kelimeler, Brake kelime anlamı

Start : Futbol, bilgisayar alanlarında kullanılır. İki takım arasındaki ayaktopu oyununu hakemin başlatması. Başlatmak. Başlama.

Brake ingilizce tanımı, definition of Brake

Brake kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A fern of the genus Pteris, esp. the P. aquilina, common in almost all countries. It has solitary stems dividing into three principal branches. Less properly: Any fern. An instrument or machine to break or bruise the woody part of flax or hemp so that it may be separated from the fiber.