Bora nedir, Bora ne demek

Bora; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

"Bora" ile ilgili cümle

  • "Boraların savurduğu karla siyah sakalı savrulup beyazlanırken bile şemsiye ve palto gibi şeyler kullanmazdı." - İ. A. Gövsa

Yerel Türkçe anlamı:

Çorak arazide biten mantar gibi beyaz bir madde. Çamaşır yıkamada ve iç yağı ile sabun yapmada kullanılırdı.

Erkek deve.

Küçük gözlü dolap, konsol.

'Şorak' arazide bulunan mantar gibi beyaz bir madde; çamaşır yıkamada ve iç yağından sabun yapmakta kullanılırdı

Masa, konsol.

Küp, teneke dibinde kalan bulanık zeytinyağı.

Bura

Coğrafya'daki terim anlamı:

Dalmaçya kıyılarında kuzeyden esen soğuk ve kuru yerel rüzgâr;

Genellikle sağanak yağışlarıyla son bulan, sert ve geçici rüzgâr. bk. boran.

Diğer sözlük anlamları:

Maden eğintisi, maden cürufu (?)

Bora isminin anlamı, Bora ne demek:

Erkek ismi olarak; Genellikle arkasından yağmur getiren sert ve şiddetli fırtına.

İngilizce'de Bora ne demek? Bora ingilizcesi nedir?:

bora

Bora hakkında bilgiler

Bora, Kaideye Monteli Stinger projesi kapsamında deniz taşıtları için alçak irtifa hava savunma sistemi olarak geliştirilen, ısıya güdümlü stinger füzesini ana silah olarak kullanan öz savunması için 12,7 mm Makinalı tüfek kullanan 4 adet stinger füzesi taşıyan sistem.

 

Atılgan ve Zıpkın Kaideye Monteli Stinger (KMS) sistemleri ile kara konuşlu hava savunmasındaki kabiliyetlerini tüm dünyaya kabul ettiren Türkiye'nin en büyük savunma sanayi firmalarından ASELSAN, bu alandaki tecrübesini bir adım daha ileri götürerek KMS sistemini bu sefer Bora adıyla deniz platformları uyarladı. Yüksek hassasiyette nişan ve atış hattı stabilizasyonuna sahip olan Bora, konuşlandırıldığı geminin manevralarından kaynaklanan titreşim ya da bozuntuları aldırmadan hedef takibi ve ateşleme işlevlerini gerçekleştirebiliyor. Hedef bilgilerini üzerine monte edildiği gemi dışında herangi bir gemiden ya da harekât merkezinden de alabilen sistem, ayrıca termal ve gün ışığı TV kameralardan oluşan pasif hedef arama ve izleme algılayıcıları ile bilgisayarına sahip Bora, 4 veya 8 adet atışa hazır IR güdümlü Stinger füzesine mevcuttur.

Fırkateyn, Hücumbot gibi su üstü platformlarının alçak irtifa hava savunmalarını sağlamaktır.

Bora ile ilgili Cümleler

  • Ali hiç borazan çalamazdı.
  • Tatoeba'da Türkçe ve Estonca cümle yaratıyorsanız, büyük olasılıkla boracaslı'sınızdır.
  • Ali borazanı ile her gün kalk borusu çaldı.
  • Macaristan'da Borat adında bir arkadaşım var.
  • Tom'un borazanını kimin çaldığına dair oldukça iyi bir fikri var.
 

Bora tanımı, anlamı:

Bora gibi : Çok sert, öfkeli, şiddetli.

Borak : Bor.

Boraks : Yoğunlaşmış borik asitten türeyen sodyum tuzu.

Boralı : Yağmurlu, sert rüzgârlı ve soğuk havalı.

Boran : Rüzgâr, şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.

Borani : Pirinçli, yumurtalı, yoğurtlu ıspanak vb. sebze yemeği.

Borasit : Sert billur veya yumuşak beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı.

Borat : Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan tuz.

Borazan : Bu boruyu çalan kimse. Üfleyerek çalınan, perdesiz çalgı, boru.

Borazan kuşu : Güney Amerika'da yaşayan, mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş, agami.

Borazancı : Borazan çalan kimse.

Borazancıbaşı : Bir topluluğun söyleyemediği sözleri söyleyen kimsesi. Borazancıları yöneten kimse.

Borazancılık : Borazancının yaptığı iş.

Nefesine güvenen borazancıbaşı olur : "başarabileceğine emin olanlar büyük işlere girişmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.

Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çok ve sık düşen, gelen şey. Çokluk, bolluk.

Sert : Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Titizlikle uygulanan, sıkı. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Gönül kırıcı, katı, ters. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı.

Kaide : Kural. Kalça. Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne, ayaklık, duraç, taban, ayaklık.

Monte : Montaj.

Proje : Gerçekleştirilmesi istenen tasarı. Değişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış, maliyeti hesaplanmış, kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış, kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum veya devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısı. Mal sahibinin isteğine göre yapılacak bir yapıyı, belli bir programa göre inşa edilecek bir yapı bütününü, bir makine veya bir kuruluşu plan durumunda gösteren çizim.

Kapsam : Sınırları içine başka konuları veya anlamları alma durumu, şümul. Kaplam.

Boraboy : Amasya ili, Destek nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Boraca : Baca.

Boraç : Çam ağacı veya topraktan yapılmış küçük testi, yuvarlak, kulpsuz testi Kapaklı ve lüleli çinko sürahi, toprak, bakır sürahi bk. boduç (I)- 2.bk. boduç (I)-3.

Borada : Demir tozu.

Borağan : Bora, fırtına.

Borahan : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Fırtına gini hükümdar.

Borahane : Yabanî güvercinlerin tünemesi için kerpiçten yapılan güvercinlik.

Borakan : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Bora-kan.

Borakhan : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; bk. Burak

Borakıs : Boraks madeni

Diğer dillerde Bora anlamı nedir?

İngilizce'de Bora ne demek? : n. northeastern cold wind

n. bora

n. bora

Fransızca'da Bora : [la] bora

Almanca'da Bora : n. Gewitter, Orkan, Windstoß

Rusça'da Bora : n. гроза (F)

adj. грозовой, громовой