Borderings türkçesi Borderings nedir

Borderings ingilizcede ne demek, Borderings nerede nasıl kullanılır?

Bordering sea : Anadenizden adadizileri ya da sığ eşliklerle ayrılan, fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından karanın geniş ölçüde etkisi altında bulunan deniz alanı. Kenar deniz.

Bordering : Demeye gelmek. Sınırlama. Sınırdaş. Sınır koymak. Sınırlayan. Kenar geçirmesi. Bitişik olmak. Kıyısı olan. Benzer olmak. Sınır komşusu olmak.

Border and offshore trade : Sınır ve kıyı ticareti.

Border ballad : Belli bir yerle ilgili olarak söylenen balad. Yerel balad.

Border check : Sınır kontrolü.

Border lines : Kenarlık çizgileri. Oyun alanını sınırlayan 26 metre uzunluğundaki karşılıklı çizgiler. oyun bu sınırların içinde oynanır. sınır çizgileri, dip çizgileriyle oyun alanını dört yandan kuşatır. Kenar çizgisi. Sınır çizgisi. Sınır çizgileri. Sınır hattı. İki ülke arasındaki sınırı işaretleyen hat.

Border line : Kenarlık çizgisi. İki ülke arasındaki sınırı işaretleyen hat. Sınır. Kenar çizgisi. Sınır hattı. Kenarlık satırı. Borderline. Sınır çizgisi.

Border crossing : Sınır geçişi. Hudut kapısı.

Border gate : Gümrük kapısı. Sınır kapısı.

Border guide : Kenarlık kılavuzu.

 

İngilizce Borderings Türkçe anlamı, Borderings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Borderings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Confinements : Hapis. Bağlı kalma (eve veya yatağa). Hapsetme. Hapsedilme. Loğusalık. Doğum sonrası yatakta kalma süresi. Sınırlandırma. Kapanış. Kapatılma. Tutukluluk.

Conterminous : Hemhudut. Aynı bölgeye sahip olan. Komşu. Aynı sınırları olan. Sınırında. Hem sınır. Ortak sınırı olan. Ortak sınırları olan. Aynı sınırlara sahip olan.

Rank order : Derece sırası. Ölçme konusu olan çeşitli nesne ve özellikler arasında, bir süreklilik üzerinde yapılan değerlendirici yargılar aracılığıyla kurulan sıra ilişkisi ya da basamaklı düzen. Sınıf. Rütbe sırası. Sıra düzeni.

Succession : Üst üste olma. Halefler. Vekalet. Zincir. Art arta gelme. Tiyatro oyununda olayların nedenleri ile sonuçlarının inandırıcı sıra ile birbirini izlemesi. Veraset. Silsile. Birbirini izleme. Bir yerleşim yerindeki nüfusun, düşün, uygulayım ve yaşam biçimleriyle ilgili niteliklerinin yerini, yenilerinin alması.

Circumscription : Tahdit. Etrafını çizme. Sınır. Mıntıka. Çevreleme. Çevresine çizgi çizme. Daire içine alma. Bölge. Çevreleyen yazı (para, mühür).

Circumscriptions : Çevreleme. Mıntıka. Etrafını çizme. Çevreleyen yazı (para, mühür). Sınır. Bölge. Kuşatma. Daire içine alma. Tahdit.

Qualifying : Niteleme. Sıralama turu. Değiştiren. Niteleyici.

Confinement : Kapatma. Plazma tutulması. Sınırlandırma. Hapsedilme. Bağlı kalma (eve veya yatağa). Kapatılma. Tutukluluk. Hapsetme. Doğum sonrası yatakta kalma süresi.

 

Sequence : Sıralama. Bölüm. Yinelenen melodi. Sekans. Bir soru çizinliğinde, soruların ve soru bağlamlarının sıra düzeni. Kesit. Silsile. İçgidim. Zincir. Mantıklılık.

Delimiters : Ayırıcılar. Ayıran. Limit veya sınırları belirleyen. Sınırlayıcı. Ayraçlar.

Borderings synonyms : bacteria order, word order, clampdown, organisation, delimiter, organization, genetic code, chains, adjoint, limiting, bounding, alphabetisation, delimitations, constraint, series, circumscribing, bordering, genome, flanking, chain, adjoints, coterminous, delimitation, constraints, scaling, layout, containment, astriction, contiguous, arrangement, grading, delineative, ordination.