Bordering türkçesi Bordering nedir

Bordering ingilizcede ne demek, Bordering nerede nasıl kullanılır?

Bordering sea : Anadenizden adadizileri ya da sığ eşliklerle ayrılan, fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından karanın geniş ölçüde etkisi altında bulunan deniz alanı. Kenar deniz.

Borderings : Sınırdaş. Sınırlama. Kenar geçirmesi. Sınırlayan.

Border and offshore trade : Sınır ve kıyı ticareti.

Border ballad : Belli bir yerle ilgili olarak söylenen balad. Yerel balad.

Border check : Sınır kontrolü.

Border guide : Kenarlık kılavuzu.

Border line : Borderline. Sınır. Kenarlık çizgisi. Sınır hattı. İki ülke arasındaki sınırı işaretleyen hat. Sınır çizgisi. Kenar çizgisi. Kenarlık satırı.

Border gate : Sınır kapısı. Gümrük kapısı.

Border checkpoint : Sınır kontrol noktası. Polis sınır kontrol noktası.

Border line style : Kenarlık çizgi biçemi. Kenarlık çizgisi biçemi.

İngilizce Bordering Türkçe anlamı, Bordering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bordering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frame : Ayarlamak. Düzenlemek. Çerçeve asmak. Bir saydam resmin zedelenmesini önlemek ve saydam resim göstericisinde kolaylıkla kullanılmasını sağlamak amacıyla, ortasına yerleştirildiği mukavva ya da yoğruktan çerçeve. Komplo kurmak. Belirtmek. (çalışmaları, ilişkileri, faaliyetleri) bir çerçeveye oturtmak. İskelet. Saydam resim çerçevesi. Gövde.

 

Adjoin : Katmak. Eklemek. Bitiştirmek. Yan yana olmak. Yan yana koymak.

Order : Kural. Düzenlemek. Takım. Bir şeyin yapılmasını, bir malın üretilmesini, gönderilmesini, getirilmesini isteme, ısmarlama. Türküm. Emir vermek. Bir sayının 10'un tümsayılı üstleri olarak büyüklük düzeyi. bir işlevin kaç kez türevinin alındığını gösteren sayı; bir türevli denklemin en yüksek türevli terimi. Usul. Bir din içinde tasavvufa, gizemciliğe dayanan, inançta ve kimi ilkelerde birbirinden ayrılan, tanrıya ulaşma, yollarından herbiri: mevlevi tarikatı, sen jan tarikatı gibi. Borsada taşınır değer alıp satmak amacıyla aracılara yazılı ya da sözlü biçimde yapılan bildirim.

Inlaying : Parke kaplamak. Kakmak. Çerçeveleme. Döşemek. Kakmalarla süsleme. Kakma işlemek. Kaplama takviyesi. Kakma.

Chain : Dekor zinciri. Elini kolunu bağlamak. Dekoru tutmaya yarayan zincir. Zincire vurmak. Kümeölçüm çözümlemesinde küme üyeleri arasında beliren tek uçlu çekim bağı. Ölçme zinciri ile ölçmek. Ağırlık. Zincirle bağlamak. Kayıt altına almak.

Scaling : Artma. Pullarını ayıklama. Yükselme. Nesne ya da özellikleri nitel kesimlere ya da bölütlere ayırmakla kalmayarak sıra, eşit aralık ve oran ilişkileri içinde dile getirmek üzere başvurulan nicelleştirme yolu. Pul çıkarma. Tırmanma. Kireçlenme. Ölçekleme. Pullarını çıkarma. Seviyelendirme.

 

Limit : Kısıtlamak. Belirlemek. Son sınır. sorumluluk sınırı. en çok eder. saygınlık sınırı. bir niceliğin, hiçbir zaman erişemeden atlamasız olarak yaklaştığı başka nicelik. Bilgisayar, fizik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Limitlerini belirlemek. Sınırlama getirmek. Bir f (x) işlevinin x değişkeni bir a değerine yaklaştığı sırada işlevin vardığı sınır değer. Sürekli, sonsuz bir değişmenin en son varacağı yer. Erey.

Astriction : Kısıtlama.

Mounts : Düzenlemek. Çıkmak. Monte etmek. Üzerine çıkmak. Üzerine yerleştirmek. Bindirmek. Oturtmak. Binmek. Takma.

Bordering synonyms : bacteria order, borderings, terminate, bounding, communicate, abut upon, terminating, mount, connoted, adjoint, set measures to, abuts, adjoins, border, word order, arrangement, boil down to, communicates, delimiter, circumscription, connote, delimitations, neighbor, meant, delimitation, genome, border on, delimiters, draw the boundary, add up to, flanking, terminates, connotes.

Bordering zıt anlamlı kelimeler, Bordering kelime anlamı

Maximal : Bir değişkenin alabileceği en yüksek değer, enb. Azami. Maksimal. En büyük. Enbüyük. En fazla. Büyükçe.

Maximum : Azami. Bilişim, biyoloji, fizik, kimya, uzay alanlarında kullanılır. Bir işlevin belirli bir noktada, yakınlarına göre en büyük değerini aldığı nokta; işlevin dorukta türevi sıfır olur. Enbüyük. İşlev değerinin en büyük, değişkene göre türevin sıfır olduğu. En yüksek derece. En büyük. Bir değişkenin alabileceği en yüksek değer, enb. Maksimum. Zamana bağlı olarak değişmekte olan bir niceliğin eriştiği en büyük değer. güneşte leke bolluğunun en çok olduğu, bir değişen yıldızın en parlak olduğu zamanlardaki değerler vb.

Thoughtless : Bencil. Savruk. Ahmak. Hesapsız kitapsız. Düşüncesiz. Dikkatsiz. Kaygısız. Patavatsız. Tasasız. Pervasız.