Bitişik nedir, Bitişik ne demek

Bitişik; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Yan yana olan.
  • Yandaki.
  • Yan
  • Yandaki ev, bina vb.

"Bitişik" ile ilgili cümleler

  • "Çoğunlukla oyun yerinin bitişiğinde bir çadır veya perdeyle kapatılabilecek bir yer yapılır, oyuncular burada hazırlanırlar." - M. And
  • "Mutfaktan bir yuvarlak gümüş tepsi içinde cezveyi, fincanları, bitişik şeker ve kahve hokkasını ve bunların ortasında ispirtoluğu getirdi." - A. İlhan
  • "Bir gece yatmışken kalktı, bitişik odaya girdi, ışığı yaktı." - Y. Atılgan

Bilimsel terim anlamı:

Osmanlı abecesinde, kendisinden sonra gelenlere bitişen (harf). Karşıtı bk. ayrışık.

İngilizce'de Bitişik ne demek? Bitişik ingilizcesi nedir?:

adjacent, contiguous

Fransızca'da Bitişik ne demek?:

adnée, cohérent, conné

Osmanlıca Bitişik ne demek? Bitişik Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

muttasıl, muvassıl

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Hatay ili, İskenderun ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Bitişik anlamı, kısaca tanımı:

Bitişik çanak yapraklılar : Çanak yaprakları birbirine bitişmiş bulunan bitkiler.

Bitişik kelime : Ses düşmesi, ses türemesi, üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam kayması dolayısıyla aralarına ek girmeyerek kalıplaşmış iki veya daha çok sözden oluşan kelime: pazartesi (< pazar ertesi), hissetmek (< hiss etmek), ayakkabı (< ayak kabı), delikanlı (

 

Bitişik taç yapraklılar : Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitişik olan bitkiler.

Bitiş : Bitme işi. Bir müzik parçasının son bölümü, final.

Bitişiklik : Bitişik olma durumu.

Bina : Arapça fiil çatısını konu edinen bilim veya kitap. Yapı. Çatı.

Yan : Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Bir tarafa yönelerek. Birlikte, beraberinde olma. Tali. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. İkinci derece olan. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Yer. Üst. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri.

Ev : Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Soy, nesil. Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı. Aile.

Bitişik açılar : 2 Köşeleri ve bir kenarları ayni olan ve diğer kenarları bu ortak kenarın iki yanında bulunan iki açıya “bitişik açılar” denir. Misal : m ve n açıları iki bitişik açıdır. Bunların köşeleri A ve AC kenarları birdir. Şekil: 8 Paralel iki doğru çizgi, herhangi bir doğru çizgi İle kesildiği zaman, dört çeşit açı meydana gelir. Şekil : 9 Birer kenarları ortak, öbür kenarları zıt ışınlar olan iki açı. (…)

Bitişik ardıl : (…)

Bitişik çanakyapraklılar : (botanik)

Bitişik duruş : Topuklar ve ayak uçları bitişik olarak ayakta duruş.

Bitişik kümekent : Geniş, tasarsız ve düzensiz birçok kentsel yerleşim yerinden oluşan kentsel alan. bk. enginkent.

 

Bitişik ot : Tarlalarda yetişen bir ot.

Bitişik öncül : (…)

Bitişik özümleme : Yanyana bulunan iki ses arasındaki özümleme.

Bitişik taçyapraklılar : (botanik)

Bitişik yapı : iki yanı, komşu yerbölümlerdeki yapılara tümüyle ya da yer yer bitişik olan yapı.

Bitişik ile ilgili Cümleler

  • Bitişik odada birinin konuştuğunu duyuyorum.
  • Bize bitişik yaşayan adam ünlü bir aktördür.
  • Çiftlik yola bitişik.
  • Ali Mary'ye bitişik komşuya gitmesini ve komşunun yardıma ihtiyacı olup olmadığını anlamasını söyledi.
  • Bitişik odada devam eden bir parti var.
  • Bitişik odada kahkaha duydum.
  • Ali bitişikte yaşadı.
  • Bitişik odada kimin olduğu hakkında bir fikrin var mı?
  • Safra kesesi karaciğere bitişik bulunur.
  • Bitişik odada birisi olduğunu biliyordum.
  • Ali bize bitişik yaşamak istemiyor.
  • Bitişik komşudan gelen müzik yüksek ve rahatsız ediciydi.
  • Çiftliğinize bitişik bir arazi aldım.
  • Bitişik odada birinin dolaştığını duyuyor musun?

Diğer dillerde Bitişik anlamı nedir?

İngilizce'de Bitişik ne demek? : adj. adjacent, next door, next, neighboring, neighbouring [Brit.], adjoined, adjoining, attached, close, conjunct, connate, connected, contiguous, juxtaposed to, neighbor, neighbour [Brit.]

adv. next door

prep. near

Fransızca'da Bitişik : adjacent/e, attenant/e, collatéral/e, contigu/ë, joint/e

Almanca'da Bitişik : adj. angrenzend, anstoßend, benachbart

Rusça'da Bitişik : adj. смежный, соседний, прилегающий, сомкнутый, примыкающий