Bridling türkçesi Bridling nedir

  • Başkaldırmak.
  • Başını hafifçe kaldırarak öfkesini veya beğenmediğini belli etmek.
  • [#dizgin Dizginlemek].
  • Ata başlık takmak.
  • Gem vurmak.
  • Zaptetmek.
  • Kızmak.
  • Frenlemek.
  • Dizgin.
  • Karşı gelmek.
  • Yular takmak.

Bridling ingilizcede ne demek, Bridling nerede nasıl kullanılır?

Bridle : Yular. Karşı gelmek. Ata başlık takmak. Frenlemek. Dizgin. Yular takmak. Başkaldırmak. Gem vurmak. Gem. Zaptetmek.

Bridle at : Birisine kızmak.

Bridle joint : Boyunduruk geçme.

Bridle path : Atlılara mahsus yol. Atlı yolu.

Bridle up : Sinirlenmek. İçerlemek.

Bridled : Başkaldırmak. Frenlemek. Dizginlenmiş. Zaptetmek. Gem vurmak. Karşı gelmek. Dizginlemek.

Bowline bridle : Borina patası.

Bridles length : Deniz milinin onda biri, 120 kulaç. Palamar boyu.

Bridly : Açık açık.

Bridler : Ata dizgin takan kimse. Atı dizginleyen kimse.

İngilizce Bridling Türkçe anlamı, Bridling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bridling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Charge : Taarruz. Saldırmak. Yüklemek. Kredi kartından almak. Ödetmek. Ücret. Üzerine atmak. Şarj etmek. Resmi dairelerde görülen hizmet karşılığı olarak iş sahibinden alınan para. Yükümlülük.

Be nettled at : Sinir olmak.

Bid : Emretmek. Teşebbüs. Herhangi bir iktisadi mal ve hizmeti satın almak için önerilen bedel. Söylemek. Pey sürmek. Teklif. Para sürme. Teklifte bulunmak. Fiyat teklifi.

 

Choke back : (sinirini vb) kontrol altında tutmak. Zapt etmek. (sinirini vb) bastırmak. Kontrol etmek. Vazgeçirmek. Tutmak. Durdurmak. Bastırmak. Kısmak.

Mutinied : İsyan. İsyan etmek. Ayaklanmak. Başkaldırma. İsyan etmek (gemi kaptanına karşı veya askeri yetkeye karşı). Ayaklanma. Kıyam. Kazan kaldırmak. İsyan (gemi kaptanına karşı veya askeri yetkeye karşı).

Contains : Eşit olmak. İçeriği. Kapsamak. İçeren. İçerik. Bunu içerir. İçermek. İçerir. İçersin.

Bit : İkili savmak. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. İkili öğe; 0 ya da 1 gibi iki damgadan oluşan bir damga takımının öğesi. en küçük veri öğesi. veri saklama sığası birimi. bilgi ölçü birimi. Nebze. Keser ucu. Delgi. İkili sayamak. Miktar. Uç. Gem.

Arguing : Görüşmek. İkna etmek. Savunmak. Tartışma. Göstergesi olmak. Belli etmek. İddia etmek. Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması.

Be cross : Asabı bozulmak. Darılmak. Küsmek. Sinirlenmek.

Direction : Yönetme. Talimat. İdare. Kumanda. Müdürlük. Mal ya da yapılacak diğer işlemler üzerinde bilgiler verme, buyruklarda bulunma. Direktörlük. Yönetim. Yönetmenin bir tiyatro yapıtını anlamlı ve uyumlu bir biçimde sahneye koyma işleminin tümü. oyun düzeni, oyunculuk, dekor, giysi, donatım, ışıklama vb. öğelerin oyunun amacını gerçekleştirecek biçimde güzelduyusal bir bütünlüğe ulaşmasını gerektirir. Alıcı adresi.

Bridling synonyms : decoction process, decoction mashing, open sesame, contravene, chafe, bridle, command, be angry with somebody, headgears, argue, checkrein, buck, be up in arms, commission, kick against, choke down, braked, argues, argued, vapor, bristle, be in heat, haltered, contravening, confiscate, order, rein in, restraining, contravenes, restrains, warming, agitate, be riled.