Bruises türkçesi Bruises nedir

Bruises ile ilgili cümleler

English: I still have bruises where the mule kicked me.
Turkish: Katırın beni tekmelediği yerde hâlâ çürüklerim var.

English: He had bruises all over after the fight.
Turkish: Uçuştan sonra her yerde morlukları vardı.

English: I got bruises on both legs.
Turkish: Heriki bacağımdada morluklar var.

English: How did you get those bruises on your face?
Turkish: Yüzündeki bu çürükleri nasıl aldın?

English: Tom had bruises all over his body.
Turkish: Tom'un vücudunun her yanında çürükleri vardı.

Bruises ingilizcede ne demek, Bruises nerede nasıl kullanılır?

I have a bruise : Çürük oldu.

Bruise : Zedelemek. Ezik. Dövmek. Yaralamak. Çürütmek. Yaralanmak. Ezmek. Morartmak. Berelemek. Çürümek.

Bruised : İncik. Çürük (yara vb). Çürüklü. Çürümüş. Bereli.

Bruised sole : Ökçe eziği. Ökçelerin alt kısmında koryum paryetis (canlı tırnağın ön ve yan kısımları) ve koryum zoleanın (canlı tırnağın taban kısmı) kontüzyonundan ileri gelen hemorajik yangı, blem.

Bruiser : Zorba. Boksör. Holigan. Kaba ve güçlü adam.

Bruit about : Çıkarmak. Yaymak (söylenti).

Bruit : Şayialar çıkarmak. Haber yaymak. Etrafa yaymak. Üfürüm.

 

Bruiting : Şayialar çıkarmak. Bruit. Üfürüm. Etrafa yaymak.

Bruins : Boz ayı. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Ayı.

Bruited : Şayialar çıkarmak. Etrafa yaymak. Bruit. Üfürüm.

İngilizce Bruises Türkçe anlamı, Bruises eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bruises ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be muffled : Aşağılanmak. Yaralı olmak. Aşağılanmış olmak.

Beetle : Çomak. Çakmak. Böcek. Tokmak. Tokaç. Şahmerdan. İri kara böcek. Sarkmak. Kanatlılardan herhangi bir böcek.

Ecchymosis : Morartı. Morarma. Bere. Herhangi bir darbeye maruz kalan dokulardaki kan damarlarının yırtılması sonucu deri altına kanın toplanmasıyla oluşan morluk, bere, çürük, ezik. Ekimoz. Bir darbe ile deride oluşmuş renk değişikliği. Deri veya mukozalarda, yuvarlak veya düzensiz, mavi veya mor renkte, yama tarzında, yaklaşık bir el ayası büyüklüğündeki kanama alanı, ekimotik kanama. Çürük. Ezik.

Harrowed : Acı vermek. Tırmık çekmek. Tırmıklamak. Sürgü geçirmek. Yüreğini parçalamak. Taraklamak. Üzmek. Tırmık.

Beating up : Pataklamak. Saldırmak. Toplamak (askeri terim). Yenmek. Çalkalamak. Hücum etmek. Külüstür. Fena halde pataklamak.

Bungs : Tıpalamak. Tapa. Tıpa. Fırlatmak. Fıçı tapası. Tıkamak. Tapalamak. Tıkaç.

Bruise : Çürütmek. Ezik. Çürük. Morartmak.

Bring down : Yıkmak. Azaltmak. Düşürmek. Değerini düşürmek. Sürdürmek. İndirmek. Devirmek. Vurup indirmek. Aşağıya indirmek.

Be reflected : Yansımak. Yansıtılmak.

Bruises synonyms : bruising, biffing, endamage, chafe, trauma, birch, contusion, bang, chafes, injure, beetled, contuses, mouse, hit, buffet about, mauled, gashing, birches, bung, maul, dents, injuring, harm, contused, hurt, enchafe, bastinado, damage, endamages, beats, contusing, travel, baste.

Bruises zıt anlamlı kelimeler, Bruises kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Woman : Hatun. Gaco. Karı. Zenne. Hanım. Kancık. Bayan. Kadın. Metres. Kadınlar.