Brunette türkçesi Brunette nedir

  • Koyu renk saçlı kadın.
  • Esmer.
  • Esmer kadın.

Brunette ile ilgili cümleler

English: Wienczysława is the most beautiful brunette in the workplace.
Turkish: Wienczysława, işyerindeki en güzel esmerdir.

English: Is your wife a blonde or a brunette?
Turkish: Karın sarışın mı yoksa esmer mi?

English: Ali likes brunettes.
Turkish: Ali esmerleri sever.

English: She was a bubbly twenty-year-old brunette.
Turkish: O yirmi yaşında şen şakrak bir esmerdi.

Brunette ingilizcede ne demek, Brunette nerede nasıl kullanılır?

Brunettes : Esmer. Esmer kadın. Koyu renk saçlı kadın.

Brunet : Esmer. Koyu renk saç. Esmer kadın.

Brunets : Esmer. Esmer kadın.

Brunei : Bruney sultanlığı. Brunei darüsselam sultanlığı. Pasifik okyanusu'nda borneo'nun kuzeybatı kıyılarında yer alan bir sultanlık (güney çin denizi ile malezya ile sınırdır).

Brunei dollar : Brunei doları.

Brunswick declaration : Brunswick bildirisi.

Negara brunei darussalam : Brunei. Brunei darüsselam sultanlığı. Pasifik okyanusu'nda borneo kıyılarının kuzeybatısında bulunan sultanlık (güney çin denizi ve malezya'ya sınır).

Brunch : Branç. Kahvaltı ile öğle yemeği birleştirilen öğün. Kuşluk yemeği. Geç yapılan kahvaltı. Pazar kahvaltısı.

Brunching : Kuşluk yemeği. Geç yapılan kahvaltı. Pazar kahvaltısı. Kahvaltı ile öğle yemeği birleştirilen öğün.

 

Brundi : Brundi.

İngilizce Brunette Türkçe anlamı, Brunette eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brunette ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grizzled : Kır saçlı. Kırlaşmış. Kırçıl. Ağarmış. Kır.

Dunned : Karanlık. Boz. Zorla alacağını istemek. Borçlusunu sıkıştıran alacaklı. Boz renk. Borçluyu sıkıştırmak. Alacağını istemek. Ödenmesini istemek. Sıkıştırmak.

Person : İnsan. Kişilik. Fiilin gösterdiği işin hangi şahıs tarafından yapıldığını belirten dil bilgisi kategorisi. kılışın, konuşanın ağzından ifade bulan biçimi şahıs (geldim, yazıyorum vb.); dinleyen şahıs (getirdin, okuyacaksın vb.); konuşan ve dinleyen dışındaki kişi veya nesne şahıs (ağlamış, gülüyor vb.)’tır. Şahıs. Beden. Zat. Tip. Adam. Fert. Kişi.

Nutbrown : Fındık rengi.

Adust : Yanmış. Güneş ışığında kurutulmuş. Kavrulmuş. Melankoli. Yakılmış. Kasvetli.

Dark : Çepel. Akşam. Karanlık. İzbe. Gölge. Belirsizlik. Bilgisizlik. Koyu. Siyaha yakın.

Complexion : Ten rengi. Gidişat. Tutum. Karakter. Renk. Ten. Görünüm. Cilt. Beniz. Yön.

Brown haired : Kumral (saç). Koyu saçlı. Kumral.

Swarthy : Yanık tenli. Esmer (kişi veya ten). Yağız. Karaşın. Siyah.

Brunette synonyms : brunets, bronzed, blackie, tanned, soul, dun, suntanned, someone, swart, skin color, dark skinned, dark haired, browned, skin colour, brunettes, brown, brunet, individual, mortal, blacky, black haired, dark colored, duskier, dark complexioned, dusky, duskiest, duns, dark brown, somebody.

Brunette zıt anlamlı kelimeler, Brunette kelime anlamı

Blond : Sarışın. Sarı (saç). Sarı.

Brunette ingilizce tanımı, definition of Brunette

Brunette kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A girl or woman with a somewhat brown or dark complexion.